Bekleyenler…

Yeryüzünde insanlar ikiye ayrılır; bekleyenler ve daha çok bekleyenler…

Şairler olmasaydı, yarınlara umudumuz ve aşka inancımız olur muydu?

Beklenen döndüğünde içindeki coşkulu sevinci edebiyatsız nasıl anlatırdık? Ateşin alevini körüklemeye devam eden şiirler olmasa?

Özlenen olmak, beklenen olmak ne güzeldir kim bilir? Gitmek isteyince gidip canın isteyince geri gelmek, baba ocağı gibi ana kucağı gibi yerleştiğin gönülde dinlenmek…

Gözü kapıda olmak, yolları gözlemek her güne heyecanla uyanıp hayal kırıklığı ile devam etmek…

Her telefon sesi duyduğunda ‘’o mu’’ diye yüreğin pırpır ederken onun aramadığını, yazmadığını, ‘’ben geldim’’ demediğini görünce ters yüz olmak.

Biz bekleyenler, eski viran evler gibi; kapısı hep biraz aralık, çalmaya gerek duymadan içeri canınız istediği anda, işiniz düştüğünde girivereceğiniz kapıların ev sahipleri, geleni görebilmek ayak sesini duyabilmek için kapım yağlanmamış, gıcırtılı ve yarı açık, kındırlık…

Zahmet olmasın kim yoracak şimdi kalkıp kapıyı açmaya kendini ya da gelmek isteyeni kapıda bekletip üzmeye…

Uzun uzun ‘’neden gittinler’’, ‘’bir daha gidecek misinler’’ ne gerek var zaman kaybetmeye, sıkı sıkıya sarılmak varken hesaplaşmalara, muhasebesini tutturmaya çalışmaya… Geldin ya sen buradasın ya gerisi önemli değil, deyip anın tadını çıkarmak varken; neden zaman kaybedelim huzura erişmek için. Girmek isteyen beklenen girsin işte…

Bekleyen umutla beklemeye devam ederken, aslında gidenin kıymetliler sıralamasında ki yerini; bilir bilmesine de yine de razıdır, önüne atılan bir avuç sevgi kırıntısına…

İçeri de hasretle bekleyen; dışarı da ha döndü ha dönecek beklenen…

‘’Gelmeyecek unut’’,  gürültüsünün arasında bir ses çok derinden ‘’bekle bir gün o da özleyecek seni’’  diye fısıldar, dönmeme ihtimali gün gün eritirken bekleyeni…

#KendimeMuhalifYazılar

Dilek

 

 

Beklenenler…

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun