Bahattin Avcu’ya Saygıyla…

Özel günleri özel yapan senin yaşıyor olman!

Ölümün soğuk yüzü yine bize kendisini hatırlattı, hem de hiç beklenmedik bir yerden. (Ölümün bekleneni de olmaz ya…)

Bir gün önce yazısını okuduğunuz, sapasağlam yarınlara umut taşıyan, topluma daha anlatacak çok şeyi olan bir yazarın ölüm haberini almak en sevdiğiniz komşunuzu kaybetmek gibi… Kahvenizi elinize alıp fikirlerinizi paylaştığınız dost gibi…

Kim bilir daha paylaşacağı ne fikirleri vardı Bahattin Bey’in. Ve ben daha ”Supus ne demek?” (çünkü Süpüs kendisine seçtiği yazar ismiydi) soramadan… Yarım kaldık…

2 gündür herkes gibi belki herkes kadar ya da her ölüm haberinde olduğu gibi ölümü sorguluyorum.

Hayatın anlamsızlığını binlerce kez kendime tekrar etsem de içimden bir ses tekrar tekrar ”Kim bilir Bahattin beyden daha neler öğrenecektik” demeye devam ediyor.

Evet biliyorum bomboş bir dünyayı anlamlı yapan bizim nefes alıyor olmamız. Özel günleri özel yapan, çarşambayı perşembeden ayıran bizim verdiğimiz anlamdan başka bir şey değil.

Ve evet biliyorum bugün bu yazıyı okuyan herkes insan formundan doğaya dönüşecek, hatta onların çocukları torunları torunlarının torunları da toprağa havaya suya dönüşecek.

Hırslarımız arzularımız her şey unutulacak, ama kalemi ile tarihe notlar düşen Bahattin Avcu unutulmayacak.

Biz yeni çağın insanları eski nesiller gibi ömrümüzü 5 komşu 100 akraba ile geçirmiyoruz. Binlerce insanla belki 1 senede tanışıp kaybediyoruz. Bu binlerce insanın içinden bazılarının ışığı sonsuza kadar bize yol gösterecek. Değerli  yazarımız Bahattin Avcu da bunlardan biri…

Ailesinin, Gündem Arşivi okur ve yazarları olarak hepimizin başı sağ olsun…

Kendisini ilk kez okuduğum ve bende hayranlık uyandıran yazısını da buraya etiketlemek istiyorum.

Sürüldüklerimiz / Sevgili ve Dosta Dipnotlar.

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun