Bahattin Avcu Anısına Sürüldüklerim…

“sana dilimi verdim
sakla:
sakla ki anlayasın;
– dili dilime değecek dost bulsam
dünyaları verirdim ona –
sözünü ustanın
gün gelir
kıymet olur
kullanırsın.”

Sürüldüklerimiz adındaki çok etkilendiğim serisinden sonra hayatımda kullandığım bir yüklem oldu, sürüldüklerimiz. Bahattin abim aniden bir sessizliğe bürünüyor, kendisinden çok uzakta olan beni katlanılmayacak bir acıya sürüyor. Sözlerim evrende birikiyor; dilsiz burada, kifayetsiz burada, çünkü tüm seslerimi acım bastırıyor. Bir hıçkırıkta her şeyi yutkunuyorum. Evren O’na hissettirecektir.

“Aynı düşlerin
Başka kıyısına demirlemişti dillerimiz
Ve soğuktu ve uzaktı -dil aramız-
Susmuştuk; ki doymadan dil dile”

Çok sevdiğim bir arkadaşım olan kuzeni sayesinde tanışmış, ailece de görüşmüştük iki kez. Başlangıçtaki gibi devam etmedi dostluğumuz. Beni öğretmen edasıyla geliştirmeye, ilerletmeye, pusula olmaya çalışırken de her daim bilgilerini cömertçe iletti. Dost olduk, kardeş olduk, editör ve yazarlık üzerine çok sohbetler yaptık. Yazarlık, yazıları, eserleri, hayat hakkında ve aklınıza gelebilecek her bağlamda her şeyi rahatça konuşmaya başladık. Ortalama haftada bir kez telefonlaşıyorduk, ama bazen telefonu kapatıp tekrar gülmek için art arda aradığımız da çok oldu. Ülkede dramatik o kadar olay oluyor ki birlikte paylaşmadan edemiyorduk. Saatlerce güldüğümüz çok zamanlar olurken, dertleştiğimiz duygusal zamanlarımız da çok oldu. Beyin fırtınaları çok yapardık, düşünsel bağlamda fikirlerimiz aynı olsa da bazen bana katılmadığı zamanlar da çok olurdu. O zamanlarda fikrimi etkilemek için (ki toplumsal gelişim için ödev bilirdi ışık olmayı) öyle farklı yerlerden giriş yaparak konuya bağlardı ki inanın şahit olsanız, bu kadar geniş genel kültüre sahip olan birisinin dostluğu ile evren tarafından mükafatlanmış hissederdiniz.

Kendisi Gündem Arşivi’nde yazarlık yaptı, Adananewstv’de de yazıyordu, fakat onun biyografik geçmişi bu kadarla sınırlı değildi. Eskiden kendisine ait dergisi vardı, hatta birçok dergi ve gazetede yazdı, birçok yerde editörlük yaptı, şarkı sözleri dahil, pek çok şiire, pek çok makaleye imza attı. Şiirleri, kitapları vardı olmasına da yarım bıraktığı kitaplarını tamamlamaya çalışıyordu. Birkaç kitap hazırlığı vardı, ki kimisine senelerce emek veriyordu. Bazı kitap notlarından alıntıları Gündem Arşivi’ne de iletti. Çok beğenildi. Ne var ki yarım bıraktıklarını tamamlamaya ömrü yetmedi.

“her şey ölümcül bir sır’ın yalnızlığı idi. uzak yakın arası karışık, ötelemeye çalıştığı şeylerden yarım’lanmış kafası. belki yeni bir şeyin sancısıydı ya da eski bir şeyin acısı. dudağındaki özlemi hissetti. kendini suya attı.”

Bekir Coşkun’un ardından nasıl Türkiye yastaydı, şimdi öyle yas olmalıydı. Fakat ülkemizde Bahattin Avcu gerektiği kadar bilinmedi. Eserleri hakkında konuşmaya kalksam, editör olarak bile incelemelerde eksik kalırım. Son haftalarda ilettiğim bir yazısınndan sonra haberleştik, dedi kiİlkay yazımda neler vardı?” Cevabım ise; Bahattin abiciğim yazınızda tasavvuf, edebiyat, mizah, hiciv, argo, siyaset, tarih, kıyas, güncel haberler vardı ki güncel haberleri de çok güzel kronolojik sıralayarak iletmişsiniz, hayranlıkla yazınızı ilettim dedim. Bahattin abi de Artık beni anlayacak bir seviyeye gelmişsin aferin.” dedi. Yukarıda saydığım tüm detaylar ve fazlasını bulursunuz sizler de. Bu kadar sanatsal detaylı ve çok geniş genel kültürüyle birlikte, halk diliyle de değiniyordu. Çok ama çok değerli bir yazarımızın doldurulmaz boşluğunu hepimiz yaşayacağız. Yaşayacağım ben de ama nasıl artık bilmiyorum, eksik belki…

“Belki gelecekte bir çocuğa şeker olur yazdıklarım.”

O, daha çok okunacak ve yarım bıraktıklarını da ailesi izin verirse; aracı olarak sizlere ileteceğim. Bahattin Avcu’nun eserleri topluma şeker niteliğinde zevkli anlarda beyinlere besin olacak ve biliyordu ki hak ettiği üne ulaşacaktı. Gündem Arşivi ailemizle birlikte bu konuda elimizden geleni yapacağımızı okurlarımızın bilgisine arz ediyorum.

Ölmeden birkaç saat önce bana Messenger’dan son yazısını iletmişti (ve öldüğüne bir gün sonra inanmak güçtü. Çünkü ölecek biri gibi kalem tutmamıştı, her zamanki gibi ustalığını sergilemişti. Belki de gün boyu son yazısına emek vermişti, detayları ilerde sizinle paylaşırım; çünkü henüz ailesiyle haberleşemedim). Yazısını akşam saatlerinde iletememiştim, çünkü mesai sonrası hem çok yorgundum hem de biliyordum ki vurgu dolu yazmıştı, cümleleri özenle okurlarına kalınlaştırmak için sağlıklı bir zamanda iletmeli ve aceleye getirmemeliydim. Yazısını okuyup uyudum, rüyamda onu gördüm. Rüya Gezgini Bahattin Avcu bu kez rüyamda gezinmişti. Bir kanepede uyuyordu, yüzü bembeyaz ve huzurla. Uyandığımda anlam verememiş, yazısında gecikme yaptığım için vicdan azabı çektiğimi sanmıştım. İçimden abiciğim eve geçince ileteceğim dedim. Sonra diş doktorunda bir randevum vardı, iki paylaşıma hazır yazıyı orada beklerken sosyal medyalarda paylaştıktan sonra, ona mesaj yazdım. Abiciğim bugün akşam yazınız paylaşımda olacak diye yazarak teşekkürümü iletebildim. Cevap yoktu.

Rüyamdaki gibi vefat etmiş. Son günlerde çok öksürmeye başlamış, ailesi meraklanmış üstelik. Kanepeye uzanmış, huzurla uyur gibi görünüyormuş. Bu şekilde son uykusuna dalmış. Acı çekmeden yürüdü belki, ama çok erken bir yolculuk oldu hepimiz için.

Artık aradığımda, yazdığımda cevap hiç almayacağımı bilmek anlatılmaz bir acı.

Kuzeni Nur ablam, hayatının aşkı Dilek ablam ve biricik kızı Özge’m başta olmak üzere, Gündem Arşivi ailesi ve okurlarına sabır diliyorum. Ruhu şad olsun abimin, ışıklar içinde uyuması dileğimle…

Son yazılarında belirttiği rahmani olmayanların eylemlerine karşın; kendisini rahmani hayatıyla, Bahattin Avcu’yu rahmetle anıyorum…

Bahattin Avcu yaşamaya devam edecek, her güzel anısında ve her güzel satırı okuruna kavuştukça, asla unutulmayacak.

Bu yazımda onu mizahsen anmak isterdim, kalemine uygun öyle anılmalıydı çünkü. Anılarımızı aktarmak ve sizleri güldürmek isterdim. Bir kurgumda hayatımdaki kahramanlarımdan olarak tanıtmak isterdim. Acım taze, elimden şimdilik bu kadarı geldi.

Nereye sürüleceğimi bilmeden başlığa sürüldüklerim dedim ve kalemimin sürüldüğü yere sizleri de götürdüm.

Bahattin Avcu’nun hayatımda manevi çok yardımı oldu, onları aktaramadım. Candan dostum hakkında eksik kaldığım yerler olduysa affınıza sığınıyorum. Sürçü lisan ettiysem affola.

Acım çok taze ve ben hiç olmadığım kadar kendimden uzağım…

Bana en son argo’da gelişmelisin demişti. Argo’da geliştikten sonraki ödevi ne olacaktı? Kendimi yolumu kaybetmiş ve kutup yıldızına ulaşamayacak şekilde, ortada yarım kalmış hissettim. Elbette gelişmem için üstatlık yapan başka dostlarım da var sağ olsunlar (başımdan eksik olmasınlar), fakat Bahattin Avcu’nun dersleri kendine hastı. Artık yazdıklarıyla öğretmenimle derslerime devam edeceğim.

Bu karanfil elden ele gitmeye devam etmeli.

Kemalist İlkay

Not: Rüya Gezgini Bahattin Avcu’nun yazılarını okumak için buradan ulaşabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun