ABDÜLHAMİD’ten ERDOĞAN’a…

Asya’nın Fetih – Yağma Zamanları’nda kurulan devletlerin ömrü genelde ‘üç karn’ı geçmez. Üç karn denilen üç yaşam süresidir. 40’tan 120 ya da 70’erden 210 yıl. Elbette, bu benzetme bir hesap ve fillerin anlaması zor olur.

Osmanlı’nın kurulma süresi üç karn, yükselme süresi üç karn, duraklama süresi üç karn, gerileme süresi üç karn ve dağılma süresi üç karndır. Tarihi doğru irdeleyenler bunu açıkça görürler.

Duraklama, Gerileme ve Dağılma süreci Halkına ve Halklara zulüm sürecidir.

16. yüzyılın başında müderris (profesör) olan Kemalpaşazade, Türk ve Türkmen ayrımını başlatır. Osmanlı içinde yaşayanları Türk, Karakoyunlu tebaası olanları Türkmen olarak ayırır. Osmanlı Tarihini (10 cilt) yazmıştır.
Saray Türk olma niteliğini yitirdikçe Türklüğe açıkça hakaret eder, söver duruma gelmiştir. Bu durumda Enderun Mektepleri, Harem ve Devşirme uygulamaları son derece etkin olmuştur. Bu durum Atatürk’e kadar sürmüştür.

Millet olarak bin yıldır Anadolu’yu Anayurt biliriz. Elbette tarihimizi Hunlardan ve Göktürklerden başlatırız. Onun içindir ki devlet forsumuzdaki yıldızlar geçmiş Türk devletlerini simgeler.

Biraz eskiye gittiğimizde Nuh’un çocuklarından Yafes’in oğlu Türk’e kendimizi bağlarız. Atlantis’i, Mu’yu ve Turan’ı da biliriz. Bu durumu sakın ola ki Saray Yandaşı Bahçeli’ye söylemeyin. O, Kemalpaşazade’nin fikrinde kalmış!

Dağılma Sürecinin 34. Padişahı ve 113. İslam Halifesi II. Abdülhamit Han’dır.

Gençliğinde batı başkentlerini gezip görmüştür. Tahta geçtiğinde batının baskısı ile zayıf demokrasi adımları atmıştır. Saray’ın gericiliğine karşı muhalif olan Jön Türklere karşı, Saray Aydını olarak bilinen Genç Osmanlı’lara destek vermiştir. İlk Osmanlı Anayasası’nı ilan etti. Sonra Anayasa ve Değişim Yanlılarını sürgüne yollayarak Meclis’i kapattı. Yönetimini sıkı bir denetim altında tutmaya çalıştı. Basını baskı altında tuttu.

Polis ve istihbarat teşkilatını kurdu. Muhbirler keyfine göre bildirimlerde bulundu. Aydınlar ve halk zulüm altına girdi. Yoksulluk aldı başını gitti.

Demiryolu düşkünüydü. Öz kaynaklarla değil, aldığı dış borçlarla demiryolu yaptırdı. Borçlar büyüdükçe büyüdü. Ödeyemediği borçlarından dolayı Duyun-i Umumiye (borç tahsilatı için yabancı devletlerin kurduğu vergi dairesi) kuruldu. Osmanlı İktisadi bağımsızlığını kaybetti.

Bir taraftan da eğitim ağını genişletti. Yabancı devlet okulları da kuruldu.

Girdiği savaşlarda yenildi. Onun zamanında Osmanlı Türkiye’nin iki buçuk katı kadar toprak kaybetmiştir.

Kara Çarşaf’ı yasakladı.

İttihak ve Terakki yanlısı bazı subaylar Manastır ve Selanik kentlerinde ayaklandı. İstanbul’da isyan çıktı (31 Mart Vakası). Selanik’te kurulan Hareket Ordusu İstanbul’a gelerek isyanı bastırdı. Sıkıyönetim ilan edildi. İsyanın şeriatçı önderleri asıldı.

Abdülhamit tahttan indirildi. 3 sene Selanik’teki Alatini Köşkünde ev hapsinde tutuldu. 1912’de İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayına getirildi. 1918’de kalp yetmezliğinden 75 yaşında vefat etti.

Rahmetli Adnan Menderes’e iktidar bir mayıs ayında geldi, bir mayıs ayında gitti.

Adnan Menderes 1957 seçiminden sonra ‘Allah’ım bana bir daha böyle seçim yaşatma’  dedi ve baskıcı yönetiminden dolayı bir daha seçim yaşamadı.

Mehmet Ali Birant’ın Demirkırat Belgeselinde bir sözü vardır ‘şartlar hazır olduğunda milletler için darbe haktır.’

Menderes göreve geldiğinde, İnönü Hazinede 400 milyon dolarlık altın rezervi bıraktı. Her sene fazla çıkan bütçe Menderes zamanında sürekli açık verdi. Ve hala açık vermeye devam ediyor.

İlk döneminden sonra Toprak Ağalarının, zenginlerin dostu oldu. Onun içindir ki Toprak Reformu güdük kaldı.

6 – 7 Eylül 1955’te İstanbul’da yaşayan Rum Azınlığa toplu saldırı oldu, malları yağmalandı.

Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi’nin mallarına el koymak için Haksız İktisap davaları açtı.
DP’nin oluşturduğu komisyon Basın ve CHP hakkında soruşturma önergeleri verdi. Komisyon siyasi faaliyetlere yasak getirdi.

Komisyonun hasta zihniyetli tarafının savcı, hakim olması ve kararına itiraz edilememesi oldu.

Bayilerden ve matbaalardan Muhalif Gazeteler toplatıldı.

Devlet Radyosu’nun mikrofonları Muhalefete kapatıldı.

Cezaevlerindeki gazeteciler havalandırmadaki volta yerlerini Menderes Bulvarı olarak dillendirdi.

Türkiye’deki aydın kesimlerin hoşnutsuzluğu ve hükümetin yandaş kadrolaşması arttı. Bürokrasi ve memuriyette kayırmalar arttı.

Kasım Gülek hakkında papaz oldu dedikoduları yaptılar.

Kasım Gülek Sünnetsizdir dedikoduları yaptılar. Birkaç DP’li vekile gösterdiği söylenir.

CHP Genel Sekreteri olan Kasım Gülek’i tutukladılar.

Meydanlara çıkan gençleri sürükleyerek gözaltına aldılar. Gözaltında gençlerden ölenler oldu.

Menderes üretimi gerileten politikaları ile ülkeyi ayakkabı kabara’sına bile muhtaç etmiştir.

Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan, Menderes, Demirel ve Özal gibi güzel bir masal ile seçilip hükümete geldi.

‘Yokluk, Yoksulluk ve Yolsuzluğu bitireceğiz’.

Sosyal politikaları ve sosyal yardımları artırdı.

Yol yaptırdı borçlandı.

Köprü yaptırdı borçlandı.

Hastane yaptırdı borçlandı.

Devletin cumhuriyet boyunca yaptığı ve geliştirdiği bütün üretim kurumlarını, menkullerini sattı, az geldi.

Şeker Fabrikalarını sattı, az geldi.

Tank – paleti sattı, az geldi.

Her şeyi ben bilirim havasındaki politikaları sonucunda aldatıldığını itiraf etti, halkım beni af etsin, dedi. Yine ben bilirim havasında politikalarına devam ediyor.

Ekonomistim dedi, ekonomiyi mahvetti. Naas var dedi, faizi bitireceğim dedi, Millet açlık sınırına geldi.

Ülke enflasyon liginde Zimbabve ile maç yapmaya başladı. Zimbabve neresi yahu. Hangi Ak Partili kardeşim dünya haritasında yerini bulabilir? Batıyla yarışı bıraktık, Afrika çöllerinde gezinir olduk.

Tüccar, Dindar ve Kindar zihniyetle hükümete geldiği için, Dindar ve Kindar nesil yetiştiremedikleri itiraf ederken çağın ne kadar gerisinde olduğu sözlerinden anlaşıldı.

Ayırıcı ve Kayırıcı politikalar güttü. Laik Cumhuriyeti Sünnileştirme faaliyetlerini çoğalttı. Önde gelen vakıf cemaatleri holding oldu.

Yanında bulunan kayırmalı kadrolardaki insanlar 5 – 10 yerden maaş almaya başladılar. Sorarsan çoğunluğu ‘fazla maaşları hayır – hasenat için kullanıyoruz’ diyorlar. Acep çocukların vakıflarına mı bağışlıyorlar? Devran dönünce çıkar ortaya.

Damat Berat Albayrak istifasını sosyal medya üzerinden saraya gönderirken ‘Allah sonumuzu hayr etsin’ dedi. Vallahi dedi, billahi dedi.

Yaptığı atamalarla ve politikalarla Vesayet Konumu’na geldi.

Ben gidersem Türkiye batar anlayışında gezinip duruyor. Merak etme sayın Cumhurbaşkanım, sizi götürecek olan sandık gemisi görünüyor ufuktan. Az kaldı! Altı üstü dört mevsim. Ne ki, o da göz açıp kapatana geçer. Baksana 20 yıl su gibi geçti. Deel mi?

Muhalefete ağır hakaretler yaptı.

Son rezalet Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğinin dillendirilmesi oldu.

Medyanın yasakları az geldi, şimdi sosyal medya yasaklarına geldi sıra. Vatandaş içindeki muhaliflere de göz diktiler! Hayırlısı diyeceğim ama yasağın altyapısı Rahmani değil.

Bir de ABD’nin açıktan desteği var, Cumhur İttifakı Şahin Politikalara devam etsin diye. Irak, Suriye az geldi, şimdi de Eey Yunanistan!

Sevgili Okur,

Son 70 yıllık sağ siyasanın geldiği yer burası. Cumhuriyetin tek partili dönemindeki 27 yıllık süreçteki üretim ve gelişim gücünü ve bütçe fazlalığını 72 yıllık sağ siyasa zamanında hiç göremedik. Üstüne üstlük Cumhuriyeti kuranlar Osmanlı’dan kalan borçları da ödediler. Sağ siyasa ülkede sürekli politik destekli yeni zenginler türettiler. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, Meclis üyeliğini geç, parti delegeliğini bile zenginliğe bağladılar. Üyelik beleş. Kaydol ki sayı çoğalsın!

Unutma! ucube tek adam sisteminde saray – saltanatı korumak için oy kullanılır.
Unutturma! Demokrasi sisteminde halkın refahı, gelişimi ve huzuru için oy kullanılır.
Vatan – millet sevdasında gönüllü olan insanlar kendisi kadar sınırlar içindeki bütün vatandaşların huzuru için oy kullanır. Empati yapar, sorunları dillendirir. Çözüm için hükümetin çalışmasını ister.

Yazıyı Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın bir sözüyle bağlayayım;

‘Halk içinde Muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’.

Bahattin Avcu

Not: Tüm karikatürler dünya basınından alıntıdır.

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun