Yürek

Avuçlarını kendi yüzüne çevirip mırıldandı, yüzüne sürer gibi yaparak doğruldu ve “Yürekten sevdim onu” dedi.

Bir başkası, tanıdığı birisinin anılarını anlatırken “Yürekli adamdı” diye bitirdi.

Yürekleri dağlayan acılar, yürekleri tutuşmuş insanlar, yüreğini ortaya koymuş, yürekten coşanlar derken, büyük duyguların içerisine yerleştirilmiş yürekleri merak ettim;

İnsanın ölümünün aslında beyin olduğu anlaşılana kadar, yürek yani kalp durması bilinen tek ölüm gerçeğiydi. Yani yaşamın, hayatın kendisi ölümün sebebiydi. Bu durumda yürek ölüm riskine katlanmayı anlatan cesaretin ve korkusuzluğun bir üst aşaması olarak ele alınmış olabilirdi. Çünkü ürettiğimiz diğer kelimeler anlam ve tanımlama açısından yetersiz kalıyordu.

Diğer yandan kalp sevginin, yoğun duygularında sembolüdür. Aşkımızı duvarlara çizdiğimizi içinden ok geçen şekillerle anlatırken, zarfların üzerine kalp çıkartmaları koyarken yine duyduğumuz sevginin ne kadar özel ve ne kadar büyük olduğunu anlatmaya çalışmaz mıyız? İçerisinde samimiyeti, saflığı ve temizliği barındıran, zor olanı kendisini düşünmeden başkaları adına başaran herkesin her eyleminde yürek vardır. Yürekten oynarlar, yürekten savaşırlar ve yürekten şarkı söylerler. İçerisinde yüreğini hissettiğimiz her şiiri, her türküyü, her kitabı ve her anıyı çok severiz. Boğazımız düğümlenir, gözlerimiz yaşarır ve yapanı sonsuz kılarız yüreklerimizde. Duygularımızda kalan bu büyüklüğü yok etmek isteyenler çaresiz kalırlar. Onların söylemleri bu büyüklük karşısında küçülür, yok olur.

Korkusuzluğun içerisine, sevdanın içerisine aslında yaşantımızı koyarak betimlediğimiz duygularımızın her türlüsünü yüreğimiz ile pekiştirmemiz bundan. Anlamı büyüten, özel kılan ve pekiştiren zavallı yüreğimizin karışmadığı iş yoktur aslında.

Geçmiş kovboy filmlerinde de iyi silahşor rakibini kalbinden vurandır. Oysa yürekten vurulmak deyimi sevginin, hayranlığın büyüklüğü için üretilmiştir. Biz başkalarını kalbinden vuranları değil, yürekten vurulduklarımızı çok severiz.

Yürek bir şeyin söylemi ile değil, eylemi ile ortaya çıkar. İstediğiniz kadar resmini çizin, çıkartmasını yapıştırın, ya da üzerine yazı yazın kıymeti olmaz. Eğer bir gün o tanımın içerisine korkaklığı, menfaatinizi, yalanınızı sokarsanız işte o zaman Ciğerleriniz devreye girer ve “ciğeri 5 para etmez adam” olursunuz. Yıllarca süren geçmiş tüm yaşamınız kaybolur, lekelenir, sıradanlaşır ve yalnızlıklar içerisinde yok olup gidersiniz. Ciğerini yürek zannettiğimiz çok adam gördük yıllarca.

O zaman geriye kalan tek şey, içerisinde yürek barındırdığını kendinizi ait veya başkaları için söylenmiş her sözün kesin doğruluğunu ancak o yaşamların sona ermesinden sonra anlayacağımızı unutmadan yaşamamız gerekiyor. Aksi durumda abartılar, şaşkınlıklar, hayal kırıklıkları ve tuzaklar içerisinde olacağımız kesindir.

Birileri sizi yürekten seviyorsa, kıymetini bilin. Birilerini yürekten seviyorsanız gerçekten sahip çıkın koruyun. Yürek işi iki kelime ile dudaklarınızın arasında kalmasın.

Yürekten mücadele eden, yürekten insanlık barışını isteyen, yüreği coşku dolu yaşayan herkese selam olsun…

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun