Yıkılası Tandır’da…

Kaynanamın közüne pancar gömdüm tandıra,
Kül, körleyince közü, pişmedi kaldı yarına.
Vakit oldu, dar akşam,
Görümcem, ünledi damdan.
Seyyirtim ona koştum, çıktı aklımdan pancar!
Yoğurdum hamuru, tuttum pazıyı, açtım yufkayı,
Ettim-döşedim yufkayı üstüne aşı pişirdim.
Kaynanaya yedirdim, gocalara gayfaları içirdim,
Alamadım hızımı, esirgemedim emeğimi.
Tırsmamışlığımla işten, her işin elimden gelmişliğin de
Ben beni bildim bileli, aramamışlığımla emeğimi!
Üstüne üstlük, hamaratlığım da kalkınca şaha,
Aşını-küşünü bir ettim, kahrımı da beleyerek,
Çıkın ettim, soktum, sokuşturdum derdimi-tasamı, sevinç ile neşemi, yüklük ile bacaya…
Verdim gönlümü, bir dal cigaraya, yaktım telledim,
Buram, buram kokularla içtim onu bir solukta…
Gitmesin diye yabana, külünü, attım ağzıma,
Yuttuğumu yuttum, kalan dumanını üfleyip-savurdum havaya.
Alaca karanlığın kerahatlığında, akıp giden zamanda,
Yaptım görevimi tastamam baştan-aşağıya…
Koyunları sağdım, yatağı-yorganı serdim,
Vakit dar, gece uzundu, anılar yadıma, yorgunluk bedenime çöktü.
Fikrimin ince gülü yar, gecede aklıma düştü…
Başımda, kavağın…
Gönlümde, sevdanın yelleri esti…
Çocuk, çoluk, ihtiyarlarla örümce sesini-soluğunu kesince,
Gömüldüm bir başıma yatağın-yorganın içine.
Ölümden de beter ayrılığın, özlemin közü düşünce özüme,
Hallerimle yar üşüşünce, aklım ile gözüme,
Kuş misali uçtu gitti aklımdan, izanımdan…
Küle gömülü pancar, kala kaldı, tandırda!
Kala kaldı, tandırda…
Olanlar oldu sonunda,
Pancar yanıp-kül oldu, yıkılası tandırda..!
Yıkılası tandırda…

Erdem YASSIBAŞ / İKRARİ

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun