Yetmez Bazen…

” – VAY Kİ, VAY HALİNE …! ”

Ne söz kar eder, ne de yeter yalvar-yakar olmalar…
Yağmurlu günde, bir bardak suya hasret etmeye karar vermişse o görünmez ilahlar…
Ya da perde ardındaki ilahlığa soyunan azılı düşmanlar…
Yetmez bazen senin tek taraflı iyi niyetin, hoş görün…
Hatta korkundan değil sırf tevazudan, hoş göründen ve bela-kada istememenden aşağıdan almaya çalışmaların…
Senin insanlığını, kibarlığını, efendiliğini korkuna ve güçsüzlüğüne vererek…
Efelenir, hey heylenir, gelmelere koyulurlar, üstüne, üstüne…
Sen istersin ki ne tas düşsün, ne de çan çaldırasın…
Çıkmasın ortaya eski defterlerin kine-nefrete çanak tutan kirli-kanlı yazıları…
İyi niyetle üstü örtülmüş hesapları, görülmeyen hesaplaşmaları…
Ne kar eder, ne de para senin ılımlılığın…
Hatta…
Kanı, kanla değil, kanı suyla yıkarlar tavrın…
Töredir, ananedir, yok mirastır, alışkanlık yahut ta safsata da kutsal emanettir türünden zırvalar…
Gel-gör ki, birileri nefretin biley taşında keskinleştirerek kan dökmeye niyet etmişse, ta baştan…
İflah olmaz andavallılar sürerler işi yokuşa, keçileri üstüne, üstüne…
Çıkarırlar kınından kana, öfkeye bilenmiş paslı hançerlerini…
Sen akıtmak istedikçe suları dostluktan, sevgiden, barıştan ve hoş görüden yana…
Şeytanın avukatlığıyla, vahşetin atlısı olmaya soyunmayı koymuşsa kafasına.
Namertlikle kine, intikama ve hesaplaşmaya at koşturan naftalinli öç alma duygusuna intikama yeminli kindarlar, dillerini, ellerini ve nefretlerini dökünce ortaya.
Yakarlar ciğerini, ocakları, ömürleri, haneleri körlemecesine, ateşleri…
Oysa ne güzel demiştir eski ekabirler ile bilgeler…
” – Taş, taşa değmeden, çıkmaz ortaya kıvılcım ve belli olmaz, mertle-namert, üstünkörü hesaplarla ortaya..
Dürülmeden nefretin defteri, durulmadan sular, kurumadan bataklıklar…
Nice ocaklar söner, dağlar kadar kaya tuzları kokar, sular çürür, niyetin ıslah değil, iflah değil, itlafsa eğer…
Yürekleri, gönülleri ve ömürleri sarmışsa, nefretin ayrığı…
Çiçek açmadan solar sevgiye ekilen lalezarlarla, fillerin tepişmesinde telef olan çimenlerle, çiçekler…
Sözün özü…
Özü namertse, birinin…
Yazılmamışsa, ömür kitabında mertlik ve insanlık…
Olsan, melekte, kelebekte…
Yetmez bazen, kanı, kavgayı bitirmeye niyetlerin tek taraflı iyiliği de, gönüllerin hoş görüsü de…
Melanet yaylasında kışladıysa nefretle, intikamın mayası…
Her adam geçinenin, insanlık değildir harcı…
İnsanlık değildir, harcı…
Boşa değildir, şu güzel sözler…
Katranı kaynatsan olur mu şeker, nefsine ve nesline tükürdüğüm…
Tapar nefsine, çeker nesline…!
Tapar nefsine, çeker nesline…!
Yetmez bazen, insan geçinenin insanlığı, kendine…!
Şaşar kıblen, döner nevrin çatarsa yolun namerdin, namerdiyle, beterin, beterine…
Fıtratıyla-suretiyle, insan olmadık netameli, namerdin biri, düşerse kaşığına, kısmetine…
Vay ki, vay haline…
Vay haline…!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/ İSYANİ
Immenstaad/ Friedrichshafen/Almanya
19/12/2019
Saat; 20_00

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun