Yaşamak ne kadar normal bir durum, “Hayatın Olağan Akışı” Normal mi?


Yaşamak ne kadar normal bir durum
“Hayatın Olağan Akışı” Normal mi?

Pandemi normal bir durum mu PARANORMAL bir durum mu?

Hukukta bir deyim vardır. Genelde savunma makamı kullanır. “Hayatın olağan akışına aykırıdır” denir. Demek ki hayatın bir düzeni genel kabul gören işlevsel bir yapısı vardır. Biz bu yazıda normalin normal olmadığını, normallik diye bir şey olmadığını anlatmaya çalışacağız.

Normallik aykırı olmak mı. Aykırı olanlar daha mı akıllı, güçlü. Normal herkeslik ise aykırılık daha mı üstün. Bu konu üstünde kafa yorun, Twitter’da tartışalım. Einstein, Edison, Graham Bell normal miydi. Atatürk normal bir insan olsaydı Türkiye’yi kurtarabilir miydi. 

Normallik, normalleşme, kontrollü normal, anormal, para normal, vb bunlar beynimizin bir kenarında gizemini koruyan fakat her an ve durumda kullandığımız bir hal durumu normallik.
Normali yazarken herkes kime göre, neye göre, nereye, hangi kültüre ve yaşam biçimine göre vb değerlendirmeler yapacağımız zannediyorsanız yanılırsınız. Normallik insana göre başka, hayvana göre başka, bitki ya da taşa göre daha başka algılanır. Timsah yavrularını yer, onun soyuna göre normaldir. Kedi fareyi yer bu kediye göre normal, fareye göre değildir. İnsan her şeyi yer, bu çoğu insana göre normaldir ama hayvanlara göre normal değildir. Yani bilgileri efekte ettiğiniz de ortaya farklı çelişkiler çıkar. O zaman insana göre normal nedir ondan başlayalım.

Normal‘i TDK büyük sözlüğü yardımıyla açıklayacak olursak;
NORMAL: Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum. Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan.
NORMAL KİŞİ: Herhangi bir özellik ya da ölçü yönünden, ilişkili olduğu yaş kümesinin orta dilimini oluşturan çoğunluğun arasında bulunan (kişi). Normali daha iyi anlayabilmek için kelime kökü olan “norm” sözcüğünün de anlamına bakmak yararlı olacaktır.
NORM: Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü. 2. Önceden belirlenmiş kalıp, düzgü.,
Norm: Yargılama ve değerlendirmelerin kendisine göre yapıldığı ölçüt; uyulması gerekli olan kural, yönerge./ Felsefede ahlak, estetik ve mantık normları söz konusudur, bu yüzden bu felsefe dalları norm koyucu (normatif) olarak adlandırılır.
Normalin dil ile ilişkisi: Konular ve kişiler ifade edildikleri ve anlaşılabildikleri kadar anlamlıdırlar. Dolayısıyla NORMAL’in de anlam yüklemi ile bire bir ilgili ve ölçülüdür. (Burada sezgi ve duyarlık kavramları, dilin ve ifade ilişkileri saklı tutulmuştur.)

Normali kim belirliyor ya da ne belirliyor diye sorarsanız; normali kuralları koyan belirliyor. Öyle olmalı mı, olmamalı. Öyle yazılmamış kurallar (Normaller) var ki. Hiç farkında olmadan yaşıyoruz bunları. Bir toplumun içinde dünyaya geldiğiniz de o toplumun normalleriyle büyüyor ve yaşıyorsunuz. Ne zaman ki sorgulama ve farkındalık yeteneğiniz gelişir normalleri ve kabullerinizi değiştirirsiniz.

Uzm. Psikolog Semra EVRİM bakınız bu konuda yıllarca evvel kaleme aldığı bir yazısında ne kadar ilginç noktalara değinmiş: Temelinde bütün mesele ‘norm’u kimin koyduğudur. Normu kim koyuyorsa, normali de o belirliyordur. Onun için de normal, toplumlara, dönemlere, hatta kişilere göre değişir.
İnsanlar ve aydınlar günlük yaşamda veya herhangi bir tartışmada normal kavramının fazlasıyla ardına sığınır. İnsanlarda kendileri gibi olanları veya kendilerinin onayladıkları olguları normal kabul etme, bunun dışına çıkanları normal dışılıkla suçlama veya bu yolla onlardan üstünlüklerini kanıtlama yönünde doğal bir eğilim vardır.

Normalin bir yönü sağduyuya uygun olmak demektir. Toplumun kültürüne, bilimsel olarak doğru kabul edilene, yasalara uygun olan ve o toplumun yönetenleri, okumuşları, aydınlarının doğru kabul ettiği değerler, düşünce ve davranış kalıpları normal olarak kabul edilebilir.
Fakat hemen eleştirel bir gözle baktığımızda, tüm bunların görecelilik taşıdığı, normal kabul edilen birçok olgunun yanlış veya çirkin çıkabildiği anlaşılacaktır.
böyledir durum. Bu bakımdan normal olan, toplumun çoğunluğunun akılsal yaklaşımlarıdır, çoğunluğun aklına uyan yapılanmalardır.
Keza toplumun çoğunluğu her devirde erdemlere, yüksek ahlaka uzak tavırlar gösterir.
Normal olan bu ortalama tavırdır. Farklı hareket edenler normal dışı, suçlu, ahlaksız kabul edilir ve bir şekilde yargılanır. Erdemli davranan küçük azınlıksa yine toplumca ezilir, hor görülür, engellenir.
Burada normalin normal dışı üstüne gerici baskısı söz konusudur. Elbette bunda yönetenler, hakim güçler de suçludur, ama aydınların çoğunun yıllarca görmediği bir gerçek: Asıl suçlu normal olan büyük çoğunluktur.
Binlerce yıldır kişilik gruplarının oluşturduğu bu toplumsal dağılım tablosu değiştirilememiştir. Başka deyişle akıllılar, erdemliler, cesaretliler; bu üç hasleti hep birlikte benliklerinde toplayanlar hiçbir zaman çoğunluğu oluşturamamış , “normal insan” kavramı bu yüzden yücelememiştir.
Böyle düşünüldüğünde normal olan, sıradandır, normali seçmek güvenli bir yaşamı seçmektir ve normal olan ortalama olandır. Referans Makale: Dr. Kaan Arslanoğlu, ”Ortalama tavırların toplamı, normaldir”, Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı:2”

Normal, dediğimiz gibi genel geçer bir yapının içinde ki davranış ve yaşam biçimlerinin hareket alanı olarak da tanımlanabilir, çoğunluğun ya da güçlü çoğunluğun koyduğu kurallar normal olarak kabul edilir, bu kapitalizmin yerleşkesini oluşturur. Çarşının ortasında işemek, sevişmek, soyunmak vb biz de anormal karşılanır; ama Nüdist toplumlar da normal karşılanır. Yarı sömürge ülkelerde töre/ağalık sistemi normaldir ama Avrupa da gericilik, köleciliktir yani normal değildir. Normalin insan haklarıyla alakası var mıdır. Soru güzel de cevabı bence güzel değil. Yoktur. İnsan haklarını normali belirleyenler belirler. Normal bireysel bir olgu olduğu kadar, genel itibariyle toplumsal ya da kitlesel bir olgudur. İktidar olmak normaldir ama iktidara muhalefet olmak iktidara göre normal değildir. (Muhalifi olsun istemez hiç kimse) Ama muhalefete göre hem normal, hem haktır.
Bu konunun örnekleriyle bir kitap yazılabilir. Bir de kontrollü normal vardır. Bu da başlı başına ayrı bir konu. Yukarıdakilerin hepsini kural, zaman sınırlaması, hareket belirlenmesinin bütünleri olarak algılayıp paranormal nedir ona bakalım.

Paranormal nedir;
Olağan olamayacak kadar ender durum, gizemli normallik, bilinmezlik, sır vb tanımlarla paranormali tanımlayabiliriz.

Hepimizin başından gizemli olaylar geçmiştir. Zaman zaman okuruz falan köydeki evdeki eşyalar durduk yere yanmaya başladı. Gözleriyle çatalı büktü, metali eğdi vb.
Olağan, alışık olunmayan durumlar aslında psişik dünyanın gizemleridir. Çok gündeme gelmediği, konuşulmadığı biraz da korku objesi olduğu için çok bilinen bir durum değildir bu paranormal. En iyi Google baba bilir bunu. İlginçlikler serisi olan bu durum korku yaymasının dışında merak da aşılar insana.
… Aslında hepimizin zaman zaman başından geçen, anlam veremediğimiz hele ki nasıl olduğunu hiç kestiremediğimiz anlar vardır. Bu anlar o kadar tuhaftır ki gerçek ötesi bir kavram gibi gelir. İşte bu gerçek ötesi olaylar için paranormal kelimesini kullanabiliriz. Paranormal olaylarla tüylerimizi ürpertmeden önce gelin anlamına daha bilimsel olarak yakından bakalım. Paranormal, İngilizce kökenli paranormal (paranormıl okunur) kelimesinden gelir. Türkçe’de gerçek üstü, gerçek dışı gibi anlamlara tekabül eder. Psişik ve telepatik durumlar, paranormal olarak adlandırılır. Bu kavramı ortaya ilk atan isim İngiliz araştırmacı Walter Whately’dir. Size sadece bir örnek vererek paranormal durumu izah etmeye çalışalım. Aklın ve mantığın çözemediği bu olayı bakalım kim çözecek. Köpekler o köprünün üstüne geldiğinde neden intihar ederler…

Köpeklerin intihar köprüsü: Overtoun
İskoçya’da bulunan Overtoun Köprüsü yıllardır ilginç olaylara sahne oluyor. Daha doğrusu ilginç olaya diyelim çünkü hepsinin sonu aynı bitiyor. Overtoun Köprüsü bilinen en hüzünlü köprülerden biri. Bilimsel bir açıklaması yok ancak buraya gelen köpekler köprüye çıkar çıkmaz aşağı atlayarak intihar ediyor. 1950’lere kadar dayanan bir geçmişi var. İlginç olan bir diğer nokta ise köprüden atlayan ve ölmeyen köpekler geri gelip bir daha atlıyor! Köpeklerin intihar nedeni bilinmiyor. Efsaneye göre kalenin içerisinde bulunan kötü ruhlar, köprüden geçen canlıların üzerine lanet atıyor ve kaleye ulaşmamaları için kendini öldürtüyor. Sahibinin elinden kaçıp giden köpekler, o köprüye gelene kadar aslında çok normal hareketler sergiliyor. Ne zaman ki köprüye geliniyor işte o an tasmadan kurtulup intihar ediyor.
İşte böyle sevgili okurlar. Hayat normal değil ki, normali belirleyen varsa tanrı mı, yoksa insan mı yada normali de normal dışını da doğa mı belirliyor. Toplum içinde normal görünüpte hiç de normal olmayan çok olay ve insan var. Bir dostumun dediği gibi “Eliniz kıçınızda gezin” yani, tedbirli ve mesafeli olun. Pandemiden dolayı değil genelde insanlara ve olaylara mesafeli olun.. Sevgiler ve saygılar.
Normallik aykırı olmak mı. Aykırı olanlar daha mı akıllı, güçlü. Normal herkeslik ise aykırılık daha mı üstün. Bu konu üstünde kafa yorun, Twitter’da tartışalım. Einstein, Edison, Graham Bell normal miydi. Atatürk normal bir insan olsaydı Türkiye’yi kurtarabilir miydi.


Yorum ve fikir yazmak isterseniz dursunuzun33@hotmail.com ya da gündemarşivi.com
Gazeteci/yazar Dursun UZUN




Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun