Yaşam Sevinci

Güneşin, yüzünü rahatsız eden aşırı sıcaklığına aldırmadan, dakikalardır gözlerini sabitlediği dut ağacını izlemekte idi genç kız.
Çocukluğunun en unutulmaz anıları her bir dalın ucunda sallanmakta idi sanki, (ne kadar da büyümüş…!). Artık istese de tepesine çıkıp anneannesinden istediği minderlerden ev yapamayacak olmanın hüznü sardı içini  ”niye büyüdük ki” dedi dut ağacına usulca,
”keşke hiç büyümese idik…!”
Konumunu değiştirip bahçeyi o çok özlediği anneannesinin bahçesini sevgiyle selamladı. Her bahçe güzeldir ancak BU BAHÇE DAHA GÜZEL zira anneanne çiçeklere aşık…!
İki katlı eski binanın arka bahçesi adeta cennet, araları çimento ile kapatılmış düzgün taşlardan oluşan, taşlık diye adlandırılan yerin hemen bitiminde, muntazam bir şekilde tarhlara bölünmüş bahçenin özel bölümleri, çoğunun ismini bilmediği onlarca çiçek çeşidi ile bezeli, orta bölüm ise sebzelere ayrılmış. Aralar da rahat gezinmek için minik taşlardan ince yollar yapılmış.
Her zaman temiz her zaman bakımlı, taa küçüklüğümden beri böyle, titiz bir kadın olan anneanne, eski evin tahta döşemelerini tahta fırçası ile fırçalamaktan yorulmaz bahçeni taşlarını da hemen hemen her gün yıkar, yine de aralarında az bir yaş farkı bulunan dayısı ile oynadıkları oyunlara ses çıkarmaz idi. Biran ağacın gölgesinde teneke leğen içinde gazete kağıtlarından yaptıkları kayıkları yüzdüren iki çocuğu görür gibi oldu.
Her yaz tatilinde mutlaka anneanneye yollanır yazı burada geçirirdi, ileride yaşamının en güzel yılları olduğunu sık sık anımsayacaktı.
Kolay duyulması için, bahçeye inen merdivenin başına kadar uzatılmış kapı zilinin acı acı çalması ile kendine geldi genç kız, hızla yerinden kalkıp merdivenlere yöneldi, anneanne gelmiş olmalı idi.  “Hava sıcak akşam üzeri git çarşıya ” demişti ama dinletememişti.
Kapıyı açtığında, ter içinde kalmış anneanne yüzünde tatlı bir tebessüm “buldum valla, bakalım rengini beğenecekmisin”  “ince etamin değil mi” diye sordu genç kız. Elbette ince, kalın olandan sehpa örtüsü olur mu?
Askerden gelen küçük dayı, işe girmiş, para kazanmaya başlayınca birlikte yaşadıkları anacığına, o günler de evlere yeni yeni giren küçük bir koltuk takımı ile sehpa takımı alıvermişti, anneannenin içine dert oldu, bu sehpalar örtü ister, yine yaz tatiline gelen genç kız “bana ince etamin alırsan, gidinceye kadar sana işlerim “ demişti .

Anneannenin telaşı mutluluğu bundan. Sapsarı tahtaların üstün de beyaz örtülerle bezenmiş yine tahtadan sedirin üstüne oturup yırtarcasına açtılar paketi, krem rengi ince etamin ördek başı yeşil çamaşır ipeği… “çok güzel ” dedi genç kız, ve hemen bir model bulup, işe başlamak üzere ayağa kalktı.
Örtüler bittiğinde anneannenin sevinci görülmeye değerdi. Hemen
kömür ütüsü ile ütülediği örtüleri sehpalara serdi sonrasın da yine bütün odayı baştan aşağı temizlemeye koyuldu, bu sefer usuldan bir türkü tutturarak.
Birkaç yıl sonra genç kız yine anneannesini ziyaret geldi. Şimdi o bir genç kadındı. Eski ev de yoktu artık, dayı da evlenmiş, gelin hanım eski evi beğenmediği için apartman dairesine taşınmıştı. Anneanne ise bütün direnmesine karşı oğlu ile taşınmak zorunda kalmıştı,
Genç kadın yeni evli olduğundan gelin hanım tarafından yemeğe davet edilmişti, çok sevdiği anneanne ve dayısı ile birlikte olmanın sevinci ile o bir daha gitmek istemeyeceği o evin kapısından içeri girerken içi bilemediği bir sıkıntı ile burkuldu.
İlk dikkatini çeken, o yaşına rağmen her zaman hareketli, neşeli ve yaşına rağmen boylu boslu mavi gözlü pembe yanaklı güzel kadının yok olmak istercesine köşede sessizce oturuyor olması idi.
Yemek masasına geçtiklerinde kimse anneanneye ”hadi” dememiş o da oturduğu yerden kımıldamamıştı, genç kadın kalktı öperek alıp getirdi yaşlı kadını. Yemek esnasında soğuk bir hava esiyordu nedense, oysa onlar dayısı ile önce kardeş sonra arkadaş olarak çok iyi anlaşırlardı. Normal diye düşündü genç kadın, artık onlar evli idiler ve ilgi önceliği eşlerin olmalı idi.
Yemek bitince masanın toplanmasında yardımcı olmak için girdiği mutfakta gördüğü şey ANNEANNENİN YAŞAM SEVİNCİNİN NEDEN ÖLDÜĞÜNÜN cevabını anlatır gibiydi.
Mutfak tezgahının üzerinde yağlı kirli bir bez parçası, tanıdık geliyor, eline aldığında krem rengi ince etamin, üzeri ördek başı çamaşır ipeği ile işli…!
Genç kadın susuyor, susuyor…

Sadece eve dönerken gözyaşları boncuk gibi dökülüyor, kimseye bir şey demiyor zira bunu ne kendi eşi, ne de gelin hanım asla anlayamaz…

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun