“Yankiler Buraya Da Mı Burunlarını Soktular?”

Değerli Dostlar,
TONGUÇ BABA yazı dizimin Yedinci Bölümünü sunuyorum. (Diğer yazılarımı takip için bloğuma buradan ulaşabilirsiniz.)

AMERİKALI GAZETECİLER HASANOĞLAN’DA

30 Aralık 1945 pazar günü öğleden sonra, İsmail Hakkı TONGUÇ, Berlin Büyükelçimiz, eski Milli Eğitim Bakanı Saffet ARIKAN’ı Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne getirir. Tonguç’u ilköğretim genel müdürlüğüne Saffet Arıkan getirmişti. Eğitmen Kursları onun bakanlığı döneminde açılmış, adları sonradan enstitüye dönüşen dört köy öğretmen okulu da o dönemde açılmıştı. Tonguç, ona kendisinin başlattığı atılımın ne kadar geliştiğini ve nerelere vardığını göstermek istiyordu.

Birlikte iş alanlarını gezerler. Tonguç, durmadan açıklamalar yapıyordu. Enstitünün ilk sınıflarında olan öğrencilerin çoğu eğitmenli okulların açılmasıyla öğrenime kavuşan köylerin çocuklarıydı. Hazırlık sınıflarına alınan kızların hemen tümü eğitmenli okulların mezunlarıydı. Alanları gezerken havanın iyi olmasından yararlanarak dışarıda, türkü söyleyen, kitap okuyan, halay çeken, gezinen öğrencilerle konuşuluyor, Saffet Arıkan çocuklara türlü sorular soruyor, çok duygulanıyordu.

Yüksek kısım müzik odasında çalışan çocuklar orada bulunmayan arkadaşlarını da çağırarak, Saffet Arıkan’a bir konser verdiler. Kızlı erkekli koronun ustalıkla söylediği birkaç sesli türküler, keman konseri ve hele Hüseyin Küçükçakar’ın piyanoyla çaldığı kendi besteleri Arıkan’ı çok etkiledi, duygulandırdı.

Tonguç, Saffet Arkan’ı, Yüksek Köy Enstitüsü öğrencileriyle topluca tanıştırmak istedi. O gün pazar olduğu için hepsi de enstitüdeydi. İdare binasındaki kitaplık salonunda toplandılar. Tonguç, bu gençlere Saffet Arıkan’ı tanıttı. Çocukların arasına oturan Arıkan onlarla arkadaşça görüştü, sorular sordu, bilgiler aldı.

Salondan çıkınca karşılaştıkları bir misafir grubu Saffet Arıkan’ın neşesini kaçırdı! Hasanoğlan Köy Enstitüsü “Protokola” alınmıştı. Bu şu demekti: Enstitü, Ankara’da görülecek yerler listesine sokulmuştu.Ankara’ya her gün gelen her türlü yerli yabancı türlü ziyaretçiler enstitüyü de ziyaret ediyorlardı! O gün de kendi araçlarıyla bir Amerikalı gazeteci grubu gelmişti. Enstitü Müdürü Hürrem Arman, Amerikalı gazetecileri gezdirmiş, soruları yanıtlamış, açıklamalar yapmıştı.

Saffet Arıkan, kendilerine doğru gelen bu grubu görünce sorar:
– “Bunlar kim?”
Hürrem Arman cevap verir:
– “Amerikalı gazeteci grubu.”
Saffet Arıkan hemen arkasını döner, söylenerek yürür:
– “Yankiler buraya da mı burunlarını soktular?”

Değerli Dostlar,
Emperyalist ABD ve İngiltere, Türk çocuklarının ileri bir eğitim sistemiyle eğitilmeye başlanmasından ürkmüşler, korkmuşlar ve çok kaygılanmışlardı. Bilimsel bir eğitimle yetişecek Türk çocukları sömürgecilerle “Beyin Savaşlarına” kalkıştıklarında ABD ve İngiltere’nin hali ne olacaktı?
İşte bu korku ve kaygılarla ABD ve İngiltere hemen kolları sıvadı.

İlk atılacak adım, üretime dayalı Köy Enstitülerini yerinde görüp inceleme olmalıydı. Tehlikenin boyutları iyice görülmeliydi. Bu görevi, yetenekli ajanları yapacaktı!

Daha 1940’ların başında, ABD ve İngiltere, çeşitli adlar altında ajanlarını Türkiye’ye göndermeye başladı.
Bu ajanların kimler olduğunu, ne tür çalışmalar yaptıklarını ayrıntılarıyla ileri bölümlerde yazacağım.

Şimdilik sizleri şu sorularla baş başa bırakıyorum:

– Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nü “Protokol” içine alıp yabancıların ziyaretine açmak ne demekti, bu kimin görüşüydü? ABD’de Harvard ve Yale, İngiltere’de Oxford, Cambridge, London üniversiteleri başta olmak üzere; yabancılar, herhangi bir nedenle, gruplar halinde ellerini kollarını sallayarak hiçbir üniversiteye giremezler, gezemezlerdi! Değil bir grup, tek bir kişi bile üniversite yetkililerinden izin almadan ortalıkta dolaşıp bilgi toplayamazdı!

– “Protokol” deyip Hasanoğlan Köy Enstitüsü kapılarının yabancılara açıldığı dönemin Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Âli Yücel, bu uygulamayla kimlere hizmet etmeye başlamıştı?

– Bir yılbaşı arife günü Amerikalı gazeteciler Ankara’dalar, soluğu Hasanoğlan’da almışlar! Üstelik bir pazar günü! Şu gerçeği hiç unutmayalım: Ajanlığa, yani casusluğa en uygun meslek gazeteciliktir!

– Hasanoğlan Köy Enstitüsü müdürü Hürrem Arman, yanına bir de tercüman alarak Amerikalı gazetecileri enstitüde gezdiriyor, onların sorduğu tüm sorulara cevap veriyor! Hürrem Arman orada bir dik duruş gösterip Amerikalı gazetecileri baştan savamaz mıydı?

Değerli Dostlar,
TONGUÇ BABA yazı dizisi sürecek…

Yılmaz Dikbaş
10 Ocak 2021 Pazar
0532 233 31 52

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun