Uzayın Sırları

 İnsanlar, yüzyıllardır uzay ile ilgili araştırmalar yaptı. Eski çağlardaki insanlar hep uzaya merak duymuştur. Onların gördükleri şey sadece renkti. Mavi, siyah, kırmızı, sarı. Gökyüzünde her türlü renk oluşurdu. Ama, insanlar o gördükleri renklerin ötesindeki renkleri görmek istiyorlardı. Uzayın önce sadece siyah olduğunu sandılar, ama yıllar geçtikçe ve teknoloji ilerledikçe insanlar uzayı keşfetmeye başladılar. Uzayın renginin siyahtan ibaret olmadığını anladılar. Keşfetmeye devam ettiler. Eğer uzaydan, uzayın sonsuzluğundan korkulsaydı, insanlar gökyüzünün ötesini göremezlerdi. Bazı insanlara bu fikir korkutucu geldi. Onlar gökyüzünü de göremedi, çünkü onlar uçmaktan korkuyordu. Belki uzay ile ilgili çok önemli şeyler keşfedeceklerdi, ama onlar öncelikle gökyüzü ile aralarındaki görünmez duvarı yıkmalılardı. O zamana kadar başka, korkuları olmayan, zeki insanlar uzayı çözmeye çalıştı; ama uzayın üstü, onların kendisini çözmeye ömürlerinin yetmeyeceği kadar fazla sır ile örtülüydü. Bu yüzden eskilerin yerini yeniler aldı. Hepsi deneyler yaptı. Çeşitli mekanizmalar gönderdiler uzaya. Onlar uçmaktan korkmuyordu. Bu yüzden verilen her görevi layıkıyla yapabileceklerini sanıyorlardı. Ama öyle olmadı. Uzay, uçmaktan korkmayanların geleceğini biliyordu. Bazı sırları çok sıkı sakladı. Uzayın ömrü bu sırları saklamaya her zaman yetiyor. Peki ya yol kateden insanlar, Bizler? Bizim ömrümüz uzayın, üstünü sıkı sıkıya örttüğü bu sırları gün ışığına çıkaracak kadar uzun değil, ama uçmaktan korkmayan nesiller yetiştirirsek, uzayın sırlarını çözmemiz daha kolay olur. Belki de uzay bize yardım eder.                                                                                              

 (“Gökyüzü, sadece uçmaktan korkanların sınırıdır.”
Bab Bello’nun sözünden yola çıkarak yazılmıştır.)

 ELİF DURU AYDIN

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun