Umarım, Hala Sağ Olurum!

Yaşananları dile getirirken tüm vücudu kasılıyor, titreyen ellerini koyacak yer bulamıyor. Hele gözleri, gözlerine bakmak istemiyorum. İçlerinde gördüğüm korku, dehşet, çaresizlik ve acı dayanılmaz bir şekilde içimi acıtıyor…
Hikaye çok tanıdık, hatta alışılmış, ama ilk ağızdan dinlemek, vurgun yemişe döndürüyor insanı.
İsmi önemli değil, biz ‘Elif’ diyelim.
Elif ailenin 4 kızından biri, liseyi bitirdikten sonra bir işe girip çalışmaya başlar. Güzeldir, zariftir beceriklidir, eh yaşı da gelmiştir, biran önce evlenip evini bucağını bilmesi gerekir. Töreler ağır, kendi seçemez ancak seçilebilir ve öyle olur.
Sevgili eniştesi çoktan bulmuştur damat adayını, iyi insandır der verirler Elif’i, telli duvaklı (namusuylan) gelin gider İzmir’e.
Sonra ?
Sonrası tam bir cehennem!
“Yediğim dayaklar sonucu belimde platin takılı” diyor, “Neden?” diyorum. “Neden gerekmez ki, dövmek istediği zaman mutlak bir bahane bulur.”
Önceleri çalışıyormuş, sonra vazgeçmiş “sen çalışacaksın, ben yiyeceğim” deyip
para kazanma konusunda yol gösterdiği bile oluyormuş.
“Başlangıçta sabrettim, bizim buralarda ayrılık ölüm demektir, ama çocuklarıma da işkence etmeye başlayınca kaçıp baba evine geldim, olanları anlattım ama ailem bana destek olmadı, yerin kocanın yanı deyip geri yolladılar. Yine çocuklarımı dövdüğü bir gün araya girdim diye beni öldürmeye kalktı, elinden kaçıp karakola gittim, polisler beni kovmaktan beter etti çaresizce cehennemime geri döndüm.”
Elif yürekli bir kadın, aklı başında yaşama tutunmuş dik durabilen bir kadın, iki çocuğunu alarak memleketine dönmüş, kocasına, ailesine, törelere karşı savaş açmış durumda. Onun için ne yapabileceğimi bilmemekle beraber, yapabileceğim her şeye hazırım.
Yakında ayrılacağız, üzülüyor,  “Üzülme telefonlaşırız, yine geleceğim.” diyorum.
Gözlerime derin derin bakıyor “UMARIM HALA SAĞ OLURUM!” diyor.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun