Türkiye Oteli

Gün ağarmak üzere iken uçaktan inip yeni uyanmaya başlayan şehre girdim. Taksi boş sokaklarda trafik ışıklarına hiç uymadan hızlıca götürüyordu otele beni. Sokaklarda çöpleri karıştıran fakir insanlar ve hayvanlardan başka hiçbir şey yoktu. Sanki tüm şehri ölüm sessizliği kaplamıştı. Ne bir siren sesi, ne araba kornası, ne de insan sesi duyuluyordu. Binaların pencerelerinde yanan bir lamba bile yoktu. Bu sessizlik ve karanlık içimi ürpertmişti.

Ne işin var burada diye düşünmeye başladım.

Aslında tüm dostlarım, arkadaşlarım ve ailem gitme, çıkma bu yola demişlerdi. Ben onları dinlememiştim. Bu şehre gelmem ve bu şehirde karşılaşacağım insanları görmem ve onlara derdimi, tasamı, korkularımı ve isteklerimi söylemem gerekiyordu. Bunu yapmadığım zaman kendime insan demem bana göre imkânsızdı.

Yangın var her yerde diye kaygılanıyorum.

Yangını seyretmek herkes için kolay ve hatta bazı insanlar için keyifli olabilir, ama önemli olan yangını söndürmek diye düşünüyorum.

Yangın nerede olursa olsun, o yangının acısını, üzüntüsünü ve korkusunu içinde hissetmeyenler insan olamaz. Bugün başkasının evi, işyeri, tarlası veya ülkesi yanabilir ve sen bu yangını yalnızca seyredersen, yarın senin yangınını da herkes seyreder. Dünyayı güzelleştirmek, dostça, kardeşçe yaşamak için herkesin, kendi çapında muhakkak bir şeyler yapması gerekir diye düşünüyorum. Yalnızca dert yanmak ve birilerinin bir şeyler yapmasını beklemek, bana ters geliyor.

Taksi şoförü kalacağım otelin önünde durdu ve:

-Geldik beyefendi dedi.

Taksi ücretini verip taksiden valizlerimle beraber indim. Kalacağım otel tarihi Türkiye oteli. Otelin çevresinde Rusya oteli, İran oteli, Suriye oteli, Irak oteli, Yunanistan oteli ve Bulgaristan oteli gibi birçok otel sıralanmıştı. Hatta çok uzaklardan Amerika oteli de gözüküyordu. Suriye, İran ve Irak otellerinin birçok odalarının yandığı ve harap dökük oldukları çok net gözüküyordu.

İlginç olan tüm otellerde Amerika oteli irtibat büroları ve adamları çok net görülüyordu. Amerika oteli yardım ekipleri yanan odaları söndüreceğim diyerek benzin döküyorlardı. Otel sahipleri yardımlarından dolayı Amerika oteli elemanlarına teşekkür ediyor ve alkışlıyorlardı. Amerika oteli bu kadar yangını tek başıma söndüremem diyerek; İngiliz, Fransız, Alman, Çin ve Rusya otellerinden de yardım alıyordu.

Hepsi sırf insanlık adına hiçbir karşılık beklemeden, kimin çıkardığı nedense hiçbir zaman tespit edilemeyen yangınlara, müdahale ediyorlardı. Daha başarılı olarak söndürdükleri bir yangına rastlanmamasına rağmen, başarıları ve kahramanlıkları dillerden düşmüyordu. Kendileri, karşılıksız yardım etmesine rağmen, yardım ettikleri ülkeler, yardımlarının karşılığında onlara en değerli madenlerini, petrollerini, topraklarını ve değersiz insanlarının canlarını hediye ediyorlardı.

Yardımsever bu oteller, yardımlarını yaparken din, dil ve köken farkı gözetmiyor ve kendi halklarından bile sakladıkları sevgi, hoşgörü ve iyi niyetlerini sınırsızca gösteriyorlardı. Yardım ettikleri otellerin yöneticileri, yardım faaliyetlerinde yardımsever bu otellere her türlü yardımı yapmak için çırpınıyorlardı. Yangınların söndürülmesi için gerekirse kendi otellerinde kalan ve otele para ödeyen, otelin gerçek sahiplerinin feda edilmelerini çok normal ve doğal karşılıyorlardı.

Aslında yangınların söndürülmelerinde de, otelin gerçek sahipleri kullanılıyordu, ama bunu hiç kimse nedense fark edemiyordu. Yani bu yardımlarda, yardım eden otellerin çalışanları hiç riske edilmiyor ve korunuyorlardı.

Yaptıkları karşılıksız yardımlardan da haklı olarak övünüyorlardı. Hatta yardım ettikleri otellerin sahipleri, ellerini açıp onlar için dua bile ediyorlardı. Ne yazık ki bu kadar iyi niyetli, karşılıksız ve otel sahiplerinden alınan sonsuz desteğe rağmen, daha önce belirttiğim gibi, yanan hiçbir otel söndürülememiş ve normal yaşamlarına dönememişti. Hatta yanan bu otellerin bazılarında, yangın esnasında yeni otelcikler türemeye başlamıştı. Yardımsever oteller, otel sahiplerine dinleri, renkleri ve dilleri üzerinden yeni otelcikler olmasının çok normal olduğunu ve bunun yangınları söndüreceğini, kendilerinin de bu otelciklere her türlü yardımları yapacaklarını söylüyorlardı. Ama her ne hikmetse kendi otellerinde, otelciklerin kurulmasının ve desteklenmesinin insanlık dışı olduğunu düşünüyorlar ve kesinlikle müsaade etmiyorlardı.

Yardımseverlik buydu işte, kendi otellerinden bile esirgedikleri iyilikleri, başka oteller için istemek.

Yüce ve çok ahlaklı bir davranış değil mi?

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun