Türkiye AB – NATO – ABD ilişkileri

Bugün ülkemizi ilgilendiren üç konuyu işleyeceğim,
ancak bu konuları işlerken epey eleştiri alacağımı da biliyorum.
İşleyeceğim konular:

1) Türkiye AB ilişkileri
2) Türkiye NATO ilişkileri
3) Türkiye ABD ilişkileri

(Üç konuda da ülkemizin hayati çıkarlarını anlatırken,
Atamızın küresel emperyalizme karşı; sadece ülkemizde değil,
tüm dünyaya örnek olan mücadelesini göz önüne alacağım.)

1) Türkiye AB ilişkileri;

Avusturya başbakanı Kurz; “Afgan mülteciler ile ilgili doğru yer Türkiye”!

Alman Bild gazetesine verdiği demecin devamında;

“Taliban fanatizmini Avrupa’ya ithal etmek istemiyorum!!!” 2015’teki gibi çok sayıda göçmeni alarak sorunu çözemeyiz. Tamamen farklı kültürlerden gelen, hiç eğitimi olmayan bu kitlesel göçlerin Avrupa da büyük sorunlara yol açacağı görülüyor. Eğer insanlar kaçmak zorunda ise komşu ülkeleri Türkiye’ye ya da Afganistan’ın varsa güvenli bölgelerine gitsinler.”

Bir ahlaksız teklif de Belçika’dan geldi Belçika’nın göçten sorumlu bakanı Mehdi şu öneride bulundu.

“Türkiye’yi Afganlılar için güvenli bir üçüncü ülke haline getirmeliyiz. Avrupa komisyonu kaynakları olan 3,5 milyar Avro’nun tüm göçmenler için kullanılması gerekir.”

Almanya başbakanını Merkel’in Türkiye’yi hiç bir zaman AB’ye almayı düşünmedik sözlerini de göz önüne alırsak ben sadece bu konular nedeni ile açıkça yüreklice düşüncelerimi ifade ediyorum:

Türkiye Atatürk’ün kurduğu ve bunun için çok bedel ödediği bir ülkedir… Hiç zaman kaybetmeden Avrupa birliğinden derhal vazgeçmeliyiz!!!!

O bize geçici sığınmacılar için verdiği 3,5 milyar avroyu suratlarına çarpmalıyız; buradan açık ifade ediyorum.

Türkiye’yi kaybeden Avrupa çok ama çok şey kaybedecektir.

2) Türkiye NATO ilişkileri;

Önce şu görüşümü paylaşayım; NATO soğuk savaş döneminden kalmış, sözde Sovyetlere karşı Avrupa ülkelerini korumak amacı ile kurulmuştur. Ancak Sovyetler birliği dağıldıktan sonra işlevi sona ermeliydi. Daha sonra Malta’da yapılan bir toplantıda Sovyetler Birliği’nden ayrılan ülkelerin NATO’ya alınmamasına karar verildi. Buna rağmen başta Bulgaristan ve Romanya olmak üzere pek çok ülkeyi NATO’ya aldılar.

Bugün NATO sadece; ABD emperyalizmine hizmet eden bir kurum haline gelmiştir.

Tek bir işlevi kalmıştır; Rusya ve Çin’e karşı baskıları arttırmak…

Türkiye 1951’deki Kore savaşında 1500 şehit ve kayıp verdi, pek çok askerimiz sakat kaldı… NATO üyesi olarak çok bedel ödedik.

Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Tuncer Kılıç (E. Orgeneral) Cumhuriyet gazetesindeki yazısında; “NATO’da kalarak bağımsız olamayız” diyor. (Yazının tamamını okumanızı öneririm, 7 Temmuz 2021’de yayınlandı.)

Artık sadece; ABD’ye uşaklık eden ve Türkiye’nin çok önemli çıkarları olan Rusya ve Çin’den uzaklaşmasını isteyen bu modası geçmiş örgütten ayrılma zamanı gelmiştir.

Ben ülkemin NATO yerine tüm ulusların ortak çıkarlarını savunacak; dünya barışına, küresel iklim değişikliği ile mücadele edecek bir uluslararası kurumda yer almasını isterim.

 

3) Türkiye ABD ilişkileri

(Bu konuda çok geniş bir arşivim var, bunlardan sadece birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.)

ABD Türkiye sınırının yanına tanklarını yığıyor, sınırımıza sadece 30 km uzaktaki üsse 400 araç indirildi; ayrıca M1 tipi tanklar da var. Yunanistan Osmanlıya isyan edişinin 200. yıldönümünü kutladı. Törenlere İngiltere Fransa ve Rusya’dan yetkililer katılırken ABD uçak gemisini göndererek Atina’ya jest yaptı.

ABD Başkanı Biden; “Yunanistan doğu Akdeniz’in lideridir” daha sonra “Bugün Yunanistan önemli bir NATO müttefikidir, ABD’nin dostu ve doğu Akdeniz, Karadeniz, Batı Balkanlar bölgelerinde barış ve refah için bir liderdir” dedi…

Bu kadarla yetineceğim. Ben, hiçbir zaman ABD’ye güvenmedim…

Bu üç kuruluşla ile görüşlerimi sizlerle paylaştım ABD, AB, NATO

Peki, bu üç kuruma veda ederken Türkiye nerede olmalıdır?
Önümüzdeki günlerde bu konuyu yazacağım.



Türkiye Cumhuriyeti Gazi Mustafa Kemal’in onurlu Türkiye’si olacaktır.
Hiçbir ülke itip kakma hor görme cesaretini gösteremeyecektir…
Buram buram KEMALİZM kokan bir Türkiye’yi anlatmak istiyorum…

Not: Bu hafta yazdığım bir diğer yazı ise ‘6 ağustos 1945’… Hiroşima’ya atılan atom bombası ile ilgili tarihi bilgi aktarımlarımı okurken, bu yazımdaki tüm ilettiğim mesajlarıma, tarihi bir referans niteliğindedir. Muhakkak okumanızı öneriyorum. Bu yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun