Troposfer Gerçeği

Atmosferin gazlı dolgusunun tamamı 4,5 metre kalınlığında koruyucu bir beton kalkanına eşittir.

Tropopoz terimindeki poz eki geçici bir duraklamayı değil, tam bir duruşu ifade eder; menopozla aynı Yunanca kökten gelir.

Güneş ışığı atomlara enerji verir. Onları hareketlendirir ve atomlar da hareketlendikleri zaman birbirlerine çarparak ısı açığa çıkarırlar. Bir yaz günü güneşin sıcaklığını sırtınızda hissettiğinizde, hissetmekte olduğunuz şey uyarılmış atomlardır aslında. Ne kadar yükseğe tırmanırsanız, havadaki molekül sayısı o kadar azalır, dolayısıyla aralarındaki çarpışmalar da seyrelir.

O ekstra yarım tonluk basınç altında ezilmişlik hissetmemenizin sebebi vücudunuzun denizin derinliklerinde ezilmemesinin sebebiyle aynıdır: Vücudun büyük bölümü, basıncı geri iterek iç ve dış basınçları dengeleyen, sıkıştırılamaz sıvılardan oluşur

Küre etrafında her an 1.800, her gün, 40.000 kadar boran i ş başındadır. Gece gündüz gezegenin her yanına her saniye aşağı yukarı yüz yıldırım düşer. Gökyüzü çok hareketli bir yerdir.

Popüler tabiriyle “açık hava türbülansı” diye bilinen bir tür dalga hareketi uçak yolculuklarına renk katar.

Havayı atmosferde dolaştıran süreç, gezegenin iç motoru çalıştıran süreçle aynıdır; konveksiyon (yani taşınım). Ekvator bölgelerinden yükselen nemli ve ılık hava tropopoz bariyerine çarpıp yayılır. Ekvatordan uzaklaşıp soğudukça, hızla alçalır. Dibe vurduğunda, çöken havanın bir kısmı kendine doldurabileceği alçak basınçlı bir alan arar ve yeniden ekvatora yönelerek çevrimi tamamlar. Güneş’ten gelen sıcaklık atmosfere eşitsiz dağıldığından, gezegen üstündeki hava basıncında farklılıklar doğar… Rüzgar havanın denge sağlamaya çalışma yoludur. Hava, pek tabii ki, her zaman yüksek basınç bölgelerinden alçak basınç bölgelerine akar… Basınçlar arasındaki fark ne kadar büyükse, rüzgar o kadar hızlı eser.

Bir tropik kasırga, Britanya ya da Fransa gibi zengin, orta büyüklükte bir ülkenin bir yılda tükettiği elektrik miktarı kadar enerjiyi yirmi dört saat içinde açığa çıkarabilir. Yerküre, ekvatorda saatte 1.675 kilometrelik çevik bir hızla dönüyor olsa da, kutuplara yaklaştıkça dünyanın dönüş hızı hatırı sayılır ölçüde azalır:… Demek ki ekvatora yaklaştıkça daha hızlı dönüyor olmalısınız… bulutlar büyük su hazneleri değildir. Yeryüzündeki tatlı suların her an yalnızca yüzde 0,035 kadarı başımızın üstünde gezinir. Her sağanakta yere düşen su moleküllerinin yaklaşık yüzde 60’ı bir iki gün içinde atmosfere iade edilir. Buharlaştıktan sonra yağmur olarak geri dönene kadar gökyüzünde en fazla bir hafta Drury’ye göre on iki gün kalır. Akdeniz gibi büyük bir su kütlesi bile, sürekli olarak beslenmediği takdirde bir yıl içinde kurur. Denizler, muazzam miktarlarda karbonu emip çevremizden uzaklaştırarak güvenliğimizi sağlar. Dünya ikliminin istikrarlı ve serin kalmasını yaşama borçluyuz… Dover Boğazı kıyılarındaki Beyaz Yalıyarlar gibi olağanüstü bir doğal oluşuma bakarken onların minik deniz organizmaların ölülerinden oluştuğunu düşünmek hayret vericidir, ama ne kadar çok karbona el koyarak biriktirdiklerini fark ettiğinizde hayretiniz daha da büyür. Atmosfere eklenip duran karbon atığının temizlenmesinde okyanuslar kadar ormanların da katkısı var. Doğal biyosferin emisyonlarımızın etkilerini tamponlamak suretiyle bizi korumayı kestiği ve hatta bu etkileri büyütmeye başladığı kritik bir eşik vardır. Küresel ısınmada kontrolsüz bir artış kaydedilmesinden korkuluyor. Bu durumda, uyum sağlayamayan pek çok ağaç ve bitki ölecek ve depoladığı karbonu çevreye salarak durumu daha da vahimleştirecek.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun