Toplum Üzerine (1)

Türkiye’de siyasi gündem hızla değişirken insanlar ve halk yaşanılan olayların benzerliğini tarihin tekerrürü olarak yorumlama eğilimindedir. İnsanların ve halkın düşünsel ve duygusal tecrübeleri, bugün ile ilişki kurarak benzerliği yakalamaktadır. Olayların şekli benzerliği, temel olayın (olgunun) gözden kaçmasına neden olabilir.

Tarihin tekerrürü mümkün değildir. İnsan sürekli değişim ve devinim içerisindedir. Zaman zaman gelişimi sekteye uğrayabilir, durağanlaşabilir hatta negatif yöne evrilebilir. Tüm bunlara rağmen aynı şeyi yaşamaz. Sözgelimi aynı mekanda aynı kişilerle aynı şeyleri konuştuğunuz farklı zamanlı iki konuşma; birbirinin tamamen aynı mıdır?  Toplum meselelerin sayısız olayı, siyasi gündemi tetiklerken; berrak bir bilinç temel olaylara (olgulara) eğilecektir. Toplum yaşamlarında iktisadi ilişki biçimleri başattır. Üretim, üleşim, dağıtım, tüketim süreçleri toplumun esas meselesini oluşturur. Bu süreçlerin neresinde konumlanış politik bilinci etkiler. Siyaset denilen şey ise toplumsal ilişkilerin sonucu olarak doğan yönetim kurumudur. Yönetim kurumu, devlet olarak görünüm kazanır ve toplumsal ilişkilere müdahale eder. İnsanlık ve toplum tarihi incelendiğinde ise yöneticilerin, yönettiklerinin politik bilincini olumsuz yönde etkilediği görülür. Tarihin tekerrürü diye yorumlanan şey; iktisadi ilişkilerin oluşturduğu toplum yapısının ve yönetim kurumunun yapısı gereği ortaya koyduklarıdır. Bu yapılar çevresine sarmalanan olaylar bütünü birbiri ardına gelmesi ile tekrarlandığı zanolur. Ve bu zannolunmak “böyle gelmiş böyle gider” felsefesini zihinlere yerleştirir. Değişmez aynılığın kısır döngüsü! Dikkatle bakıldığında görülecektir ki insan iradesini yok sayan bu felsefe yönetici kafasının ürünüdür.

Bu satırları okuyacak olanlara bir soru soru sorarak bitireyim: “Siz iktisadi ilişki sürecinin neresindesiniz ve politik bilinciniz hangi kafanın ürünü?”

Arda Çelik

09.04.2021 – Ticari Hayat

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun