Thales’in Fesefi Ve Bilimsel Bakış Açısı

Bugün ki yazımız da Sokrates öncesi, doğa filozoflarından Thalese bakacağız. Bu filozofumuz hakkında her ne kadar geniş çapta bilgiler yoksa da bildiklerimi sizlere yazmaya çalışacağım.

İlk iş olarak Thales’i tanımaya çalışalım.

Thales, Miletos veya İyonya okulunun korucusu ve düşünce tarihinin ilk filozofu olduğu kabul edilir.

Thales, MÖ her ne kadar kesin olmasa da bize aktarıldığı kadarıyla 624 ile 546 arasında yaşamış o döneme özgü hem bilim adamı hem de filozof olan biriydi.

Belki diyebilirsiniz biz Thales’i filozof olarak biliyoruz. Ne yapmış ki bilim adamı olarak nitelendirdiniz diyelim. Şöyle, cevap gayet açıktır.

Thales kendi döneminde filozofluğu yanında matematik ve astronomi alanında çalışmaları olmuştur.

Bu çalışmalar esnasında, Thales’in filozofluk yönü ile de ilgilenmeye başlamıştır.  Thales felsefesi ve ilgilendiği soru “neyin gerçekte var olduğu” sorusu üzerine düşünmüş. Ve bu düşüncenin etrafında var olan şeylerin , varlığa gelmeleri ve daha sonra yok olup gitmeleri olgusundan etkilediği için kalıcı gerçekliği bulmaya çalışmıştır.

Tabi bu durumda, kalıcılık nasıl tesis edilir? YaBda bu gerçekliğin ne olduğunu ve niçin kalıcı olması gerektiğini belirtmek gerekir?

Thales, bu durumda ikilemler meydana getirmeye çalışmıştır.  Bunlardan görünüş- gerçeklik ve çokluk-birlik ayrımına gitmeyi tercih etmiştir.

Peki, bu ayrımı neden yapmaya çalışmıştır?

Aslında çok basit varlığın önce var olup sonra da yok olup gideceğini, sürekli değişim halinde olan şeylerin ya da fenomenlerin gerçek olmayacağı sonucuna varmıştır.

Başka bir deyişle, “neyin gerçekten var olduğu” sorusunu yanıtlamanın yegâne yolu, onun gözünde birlik ile çokluk ya da görünüş ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi doyurucu bir biçimde ifade edebilmekten geçti.

O buna göre, gözle görünen bireysel varlıkların ve değişmelerin oluşturduğu kaosun, çokluğun gerisinde akılla anlaşılabilir, kalıcı ve sürekli bir gerçekliğin var olduğuna inanmış.

Thales, çokluğun kendisinden türediği, çeşitliliğin gerisindeki bu birliğin “su” olduğunu öne sürmekteydi.

Thales yaşamın özünü aramaya çalışırken , her şeyin özü sudur sonucuna gitmiştir. Elbette esinlediği veya onu bu sonuca götüren, ona ilham kaynağı olan nedenler olabilir.

Burada, elbette sorgulayabiliriz. Hem de bu iddiayı konuşabiliriz. Ama ben, buna pek ihtiyaç duyulması gerektiğini düşünmüyorum. Ama gerçek olan şu ki, bu söylemin yeteri bir açıklığa kavuşamamış olmasıdır.

Buradaki amacımız, Thales’in bilgilerini yanlışlamak değil, sadece görüşleri hakkında bilgilendirmektir.

Felsefe tarihinde ve birçok filozof da bu konuda fikir beyan etmiştir. Özün ateş olduğunu , hava olduğunu, toprak veya su olduğunu, bunların dördünün de olduğunu belirten filozofların görüşleri var.

İleriki yazılarımızda bunları dile getireceğiz. En azından felsefe tarihi hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için bu konuların üstünde durmaya çalışacağız.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun