Tarikatçı Halife Abdülhamit

Sultan II. Abdülhamit dindardı. Beş vakit namazını hiç bırakmamış olmakla övünürdü.
Ancak Abdülhamit’in din anlayışı biraz karışıktır. Dindarlığı Kuran kaynaklı olmayıp daha çok aklı devre dışı bırakan Arap gelenekleri doğrultusundadır.
Abdülhamit, Fizik okuyanların “maddeci” olduklarına inanırdı.
Maddeciliği, yani maddeyi öğrenmeyi de dinsizlik olarak kabul ederdi.
Maddeciliğin ne olduğunu kendisi şöyle açıklamaktaydı:

“Bizde fizik okuyanlar derler ki, bir madde ne kadar parçacıklara ayrılırsa ayrılsın yine maddedir. Madde olmayınca ortada hiçbir şey yok demektir, diyorlar. Artık Allah da yoktur diyorlar. Büsbütün dinsiz oluyorlar.”

Abdülhamit, Kuran’ın Türkçeye tercüme edilemeyeceğine inanırdı. Çünkü tercüme edilirse ayetlerin anlamlarını kaybedeceğini savunurdu.
Oysa Kuran’da bu anlamda bir ayet bulunmamaktadır.
Arapça, kutsal bir dil değildir. Arapçanın hiçbir dile üstünlüğü yoktur.
Kuran’ın Arapçadan başka bir dile tercüme edilemeyeceğini savunanlar, kendi çıkarlarının bozulacağını bilen Araplar ve Arap milliyetçileridir.
Kuran’ın ruhunu göz ardı eden Abdülhamit, Kuran’ı Türkçeye tercüme girişiminde bulunmuş birkaç kişiyi tutuklatıp cezalandırmıştır.

II. Abdülhamit hem Osmanlı padişahı hem de Halife idi.
Halife demek, dünyadaki tüm Müslümanların lideri, tüm İslamların İmamı demekti.
Abdülhamit, bu özel konumuna karşın, bir tarikat üyesiydi.
Hem Halife, hem de tarikatçı olunur mu?
Müridi (öğrencisi) olduğu tarikat, Kadiri tarikatıydı.
Abdülhamit, “Ben derviş olduğum için Kadiri tarikatına mensubum” diyordu.

Değerli Dostlar,

Abdülhamit’in dindarlık konusunda kafasının ne kadar karışık olduğuna bakın:
• İslam’ın kutsal kitabı Kuran’da “tarikat” kavramı yoktur. Halife Abdülhamit bu bilgiden yoksun muydu? Hem Müslüman hem de tarikatçı olunamayacağını bilmiyor muydu?
• Abdülhamit hem dünyadaki tüm Müslümanların lideri, imamı anlamına gelen Halife unvanını koruyor hem de tutup tüm Müslümanlar arasında ayrışmış bir tarikatın müridi oluyor? Abdülhamit bu çelişkiyi görmüyor muydu?

Günümüzde Abdülhamit’i kendisine ROL MODEL olarak alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bir tarikat üyesidir.

Değerli Dostlar,

Abdülhamit, kadının erkeğe eşit olamayacağına inanmıştır. Bu inancını da, kendi yaklaşımıyla, kutsal kitaplara dayandırmaktadır. Bakın, neler söylüyor:

“Kuran, kadının erkeğe tâbi olmasını istiyor. İncil de öyle istiyor. Peygamberin kadına siyasi hakları yasak etmesi, erkeği daha enerjik yapmak, onu cinsi eğilimlerinden daha bağımsız hale getirmek içindir.”

Değerli Dostlar,

Halife Abdülhamit’in Kuran’ı kaynak göstererek söylediği sözler doğru değildir.
Kadının erkeğe bağımlı olmasını isteyen bir ayet Kuran’da yoktur.
Birkaç örnek vereceğim.

Nisa Suresi, 124. Ayet:
“Erkek veya kadın, inanmış olarak barışa yönelik işler yapanlar cennete gideceklerdir.”
Görülüyor ki, erkekle kadın eşit konumdalar. Kim iyi işler yaparsa cennete gidecektir.

Âli İmran Suresi, 195. Ayet:
“Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizin aynısınız.”
Kuran; kadın ile erkeğin eşit konumlarda olduğunu vurguluyor, çalışan kim olursa olsun onun emeğini boşa çıkarmayacağını söylüyor.

Hucurât Suresi, 13. Ayet:
“Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık…
Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, kötülüklerden en çok korunanızdır.”
Kuran; erkeğin kadından daha üstün olduğunu söylemiyor! Allah katında en seçkininiz, kötülüklerden en çok korunanızdır, diyor.

Nahl Suresi, 97. Ayet:
“Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak barışa yönelik iş yaparsa, onu tertemiz bir hayatla yaşatırız.”
Kuran; “erkek yahut kadın” diye söz ederek aralarında bir ayrım yapmadığını vurguluyor. Erkekle aynı konumda olan kadın, neden erkeğe bağımlı olsun.

Tevbe Suresi, 71. Ayet:
“Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostudur.”
Kuran; erkeklerle kadınları aynı konumda görüp onlar birbirlerinin dostudur, diyor. Kadınlar, erkeklerin buyruğu altındadır, demiyor.

Değerli Dostlar,
Abdülhamit, İncil de kadının erkeğe bağımlı olmasını istiyor derken de doğru söylemiyor!
İncil’de kadın ile erkek, sözün tam anlamıyla eşittirler.
İncil’den iki ayet sunuyorum:

Galatians 3:28

There is neither Jews nor Greek, slave nor free, male or female, for you are all one in Christ Jesus.”

Türkçesi:

“Artık ne Yahudi ne Yunan, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı vardır. Çünkü hepiniz İsa’nın gözünde birsiniz.”
İsa’nın gözünde erkekle eşit olan kadın, neden erkeğin buyruğuna girsin?

Genesiz 1:26-27

Then God said, ‘Let us make man in our image, in our likeness.
So God created man, in his own image, in the image of God, he created him, male or female, he created them.”

Türkçesi:

Tanrı, insanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım dedi.
Tanrı, insanı kendi suretinde yarattı.
Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu.
İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.”

Peki, “Tanrı’nın suretinde yaratılmak’ ne demektir?
Tanrı’nın kendi benzeyişinde olmak demektir.
Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmış oldukları için erkekle kadın eşittirler.
Bir soru daha soralım:
Tanrı’nın gözünde erkek ile eşit olan kadın, neden erkeğe bağımlı olsun?

Değerli Dostlar,

Kuran’ın ve Hz. İsa’nın İncil’deki kadın ile ilgili ayetlerini ters çevirip çarpıtan Halife Abdülhamit, Avrupalı Hıristiyan ve Yahudi köle kadınları “cariye” adı altında Harem’e doldurmuş, bu kadınları cinsel isteklerini tatmin için istediği gibi kullanmıştır.

Değerli Dostlar,

Erkeklerin, kadınlar üzerinde egemen olduğunu söyleyip kadınları aşağılayan görüş, düşünce ve uygulama sadece Osmanlı padişahı Halife Abdülhamit’e özgü bir tutum, bir davranış değildir.
Geçmişte ve günümüzde tüm Osmanlı Şeriatçıları hep aynı görüşte olmuşlardır.

Sizler bunu kabul edebilir misiniz?

Yılmaz Dikbaş

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun