Suudi Arabistan’da Kadın Olmanın Zorlukları (1)

Körfez ülkeleri arasında hem ekonomik hem de siyasi alanlarda en etkin devlet olan Suudi Arabistan, özellikle 2010 halk ayaklanmalarının ardından pek çok sorunla yüzleşmek zorunda kaldı. Değişim dalgasının bölgedeki pek çok rejimi sarsması, Suudi Arabistan başta olmak üzere diğer Körfez ülkelerini de alarma geçirdi. Ancak Körfez ülkelerinin ‘Arap Baharı’nın ortaya çıkardığı bölgesel değişim dinamikleri karşısında aldığı ilk önlemler ekonomik alan ile sınırlı kaldı.

Sosyal tansiyonu bastırmak amacı ile rantiyer ekonomik sistemlerine uygun olarak özellikle alt sınıfları hedef alan sosyal hibe programları başlatıldı.

Ancak, Suudi Arabistan’ın çok daha kökten çözümlere başvurması gerekmektedir, çünkü diğer Körfez ülkelerinin aksine Suudi Arabistan hem nüfusunun yüksekliği ile hem de gençler ve kadınlar arasında yaşanan işsizlik gibi önemli yapısal sorunlarla karşı karşıyadır.

Ülkede Şiilerin yanı sıra bazı siyasi gruplar da ekonomik, sosyal ve siyasi alanın kendi lehlerine değişmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu gruplar arasında son zamanlarda en dikkat çekici olanı ise kadın hakları konusunda mücadele veren aktivistlerdir.

Suudi Arabistan’ın temel yasaları cinsiyet eşitliğini garanti etmediği gibi sosyal ve idari pek çok eşitsizliğe de yasal zemin sağlamaktadır. Öte yandan devletin finansal olarak desteklediği ve hem idari hem de siyasal alanda yer verdiği ulema, kadınların Suudi Arabistan’daki sosyal, siyasi ve ekonomik alanlarından dışlanmasına destek vermekte ve özellikle son yıllarda yapılmak istenen değişiklik yanlısı tutumu da engellemeye çalışmaktadır.

Suudi Arabistan’da kadınların siyasi alandaki varlığı oldukça kısıtlıdır. 2005 yılında yapılmaya başlanan ve 2005 ve 2011 yıllarında olmak üzere iki defa gerçekleştirilen belediye seçimlerine henüz kadınların seçmen ve aday olarak katılımı sağlanmamıştır.

2005 yılındaki seçimlerde kadın nüfusun büyük bir çoğunluğunun kimlik kartlarının olmaması ve kadınların kimliklerinin seçim memuru tarafından teyit edilemeyeceği gerekçe gösterilerek, kadınların oy vermesi kabul edilmemişti. Ancak, İçişleri Bakanlığı 2000 tarihinden beri ülkede 22 yaş üstü kadınlara kimlik vermeye başlamıştır. Gene de, Ekim 2011 tarihindeki belediye seçimlerinde de hem oy kullanamamış hem de aday olmalarına müsaade edilmemiştir. Öte yandan, Kral Abdullah Şura Konseyi’ne kadın adayların tam aday olarak atanacağı sözünü vermesi 1 ve yakın zamanda da bu sözünün gerçekleştirerek Şura Konsey’ine atadığı kadın aday listesini açıklaması bu konudaki olumlu bir gelişmedir. 11 Ocak’ta 150 üyeden oluşan Şura Konseyi’ne atanan 30 kadın üyenin listesi açıklanmıştır. 2 Şura Konseyi 1993’te kurulmuş ve 60 üye ve bir Şura Başkanı ile çalışmalara başlamıştır.3 Çalışmaları sadece danışma ve tavsiye niteliğinde de olsa, monarşi ve ulema işbirliği ile yönetilen ülkede konseyin varlığı önemli bir unsur olarak kabul edilmektedir. Şura Konseyi üye sayısı 2005 tarihinde 150 kişiye yükseltilmiş ve son olarak da kadın üyeleri de içerisine alacak şekilde reforme edilmiştir. Benzer bir şekilde, 25 Ekim 2011 tarihinde Kral Abdullah kadınların 2015 belediye seçimlerine katılabileceklerini açıklamıştır.
2002 tarihine kadar Suudi Arabistan vatandaşı kadınlar ancak, “yasal velileri” olan erkeklere bağlı olarak kimlik sahibi olabilmekteydiler. Bu tarihten itibaren İçişleri Bakanlığı Suudi vatandaşı kadınların da bağımsız birer kimlik kartı edinebilmelerini sağlayacak uygulamaya geçmiştir.4 Ancak bu uygulamada da şimdilik her kadın kimlik kartına sahip olma hakkına sahip değildir.

Kendilerine ait bir kimlik kartına sahip olmak isteyen kadınların “yasal velilerinden” yani eş, baba ya da erkek kardeşlerinden izin belgesi ve eğer çalışıyor iseler işverenlerinden de belge almaları gerekmektedir.

5 Uygulamanın 22 yaş üstü kadınları kapsadığı da ayrıca not edilmelidir. Kimlik kartı uygulamasında en çok tartışılan ve tartışılmaya devam eden husus ise belgede kadınların yüzlerini gösteren bir fotoğrafın bulunması zorunluluğu. Dini otoriteler bu uygulamayı Suudi gelenekleri ve İslam’a karşı bulmakta ve karşı çıkmaya devam etmektedir. Özellikle Şura Konseyi’nde kadın üyelerin de yer alması kimlik kartı uygulamasını mecburi kılmaktadır. Öte yandan, 2010 tarihinden itibaren tüm Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkelerini kapsayan üye ülkeler arası pasaportsuz sınır geçişini sağlayan karar sayesinde kadınlar yeni bir tür kimlik kartı da edinmeye başladılar. Bu kart içerisinde parmak izi, GPS izleme bandı ve yüzü açık bir fotoğrafı taşımaktadır. Karta “yasal veli” iznine gerek duymadan sahip olmak mümkün, ancak hala seyahatlerde “yasal veli” izni şartı uygulaması devam ediyor.

6 Hâlihazırda Suudi Arabistan’da tüm kadınlar için kimlik kartı uygulamasının zorunlu hale getirilmesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılmaktadır 7 , ancak ülkedeki muhafazakâr çevreler ile dini otoriteler bu uygulamaya karşı çıkmaktadır.

Mevcut kimlik kartlarında kadınların yüzlerini gösteren fotoğrafın bulunması ve güvenlik kontrollerinde kadınların yüzlerini açmaları gerekmesi 8 de diğer tartışılan mevzulardır.

Dini otoritelerin ve muhafazakâr kesimin yüzü gösteren fotoğraf yerine parmak izinin kullanılması için Şura Konseyi’ne sunduğu öneri 9 ise reddedilmiştir. Benzer tutum kadınların tek başlarına otelde kalabileceklerine dair kararın uygulanmasında da ortaya çıkmıştı.

Öte yandan kadınların devlet bürokrasisi içerisinde daha çok yer almaya başladığı görülmektedir. 2009 tarihinde ilk defa ülkede bir kadın bakanlık yardımcılığı görevine atanarak ülke tarihinde bir ilke imza atmıştır.

Her ne kadar Nora El Faiz kadın eğitiminden sorumlu olarak bakan yardımcılığı görevini üstlense de ileride sadece kadın ile ilgili olmayan başka görevlere kadınların atanabileceğini beklentilerini beraberinde getirmiştir. Ayrıca, ülkede ilk defa sadece kadınlar için eğitim veren bir üniversite açılmış, bu üniversitenin başına da bir kadın rektör atanmıştır.

13 Ağustos 2012 tarihinde ise eğitim kurumlarında kadınların daha etkin rol alması sağlamak amacı ile kadın eğitim bakanlığında önemli pozisyonlara atanmıştır.

Kadınlar ile erkeklerin yakın iletişim içerisinde olmasına karşı çıkılan Suudi Arabistan’da devlet bürokrasisindeki kadın çalışanlar bu genel kabule göre çalışmaktadırlar.

Örneğin,

Şura Konseyi’ne atanan kadın üyelerin konseye giriş kapıları, ibadet yerleri ve çalışma salonları erkeklerinkinden tamamen ayrı olacak şekilde planlanmıştır. Kadınlar Şura Konseyi çalışmalarına ise ses ve video yayınları aracılığı ile katılabilecekler.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun