Sürüldüklerimiz / Sevgili ve Dosta Dipnotlar.

bir akşam ölümün gölgesi geçmişti kalbimin üzerinden… bir öğlen vakti güneşe çarpılmıştım… bir sabah kalktığımda ise sağ yanım yoktu içimde. durdum, içime fısıldadım; ‘ben daha Sarıgelin’e doymadım.’ hem evren, hem aşkım’, böyle mim’lenmeli sevilen.

yeni dört dörtlük oldum (rakamla 44). ne kadar çok sevenim, içi acıyan’ım varmış. yüreklerinizden öpeyim desem, günüm – gücüm yetmez. hepinizi birleyip Sevgili ve Dosta desem, içinde kendinizi bulur musunuz?

bu zamana kadar çok şeyle konuştum. deli ile veli ile, ot ile böcek ile… sondan bir öncesi Balcalı’da idim… Nöroloji dolu idi, Dahiliye de çok sıktı içimi, Cerrahi Yoğun Bakıma geçtim. (kayıtlar ağustos 2006’yı imler.) gece ‘üç yirmi beş’ silinmeye başladı her şey. anladım. ilk sesimde çekilecek aramızdakiler! sordum, her şey kan ve sütten ayna idi, gördüm, karılarak döküldü evrenler, yüz yüze kaldık ‘Saklılar Saklısı’ ile, baş başa… söyledi… sordum – söyledi… sordum – söyledi… ne bol sorum varmış, o kadar çok yaşlandım ki, milyarlarca kere yenilendim, sevindim. belki de aklım bir daha açıldı. (burada çok sözcük gerek olanı anlatmak için.)

 

elbette sonra döndüm kendimle konuştum, bu zamana kadar hiç konuşma fırsatım olmayan o büyük imge ile, yani; sevgili ve dostun (geleceğin ve geçmişin mektubu…) yazanı ile… her şeyi birleyip kendini sıyırmak içinden, büyültür insanın aklını – kalbini. yaşamaya değerdi yaşadım, şimdi yüzümdeki yaş’tayım. Anne, seni kızım kadar seviyorum. Sarıgelin, seni ömrünü aşkına vermiş bütün kadınlar kadar sevdim.

sevgili ve dost’tan kendini bulanlara; daha parmağımı tersten şıklatmayı beceremedim… sektem akıl’la teşekkürüme sayın.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun