Sultan Abdülhamit, Yoksullara Yiyecek ve Kışın Odun Kömür Dağıtırdı…

Sultan 2. Abdülhamit, yoksullara sürekli yardım ederdi.
Bu yardımlar yapılırken, sultanın adı özenle ön plana çıkarılırdı.
Bu yardımlara “Padişah Hediyesi” adı verilirdi.
Karşıtlarının “Baskıcı”, “Sansürcü”, “Despot” suçlamalarıyla yürüttüğü propagandaya karşı Abdülhamit, yoksullara yaptığı yardımlarla halkın sevgi ve desteğini kazanarak iktidarını güçlendirip sürdürebileceğine inanmıştı.
Abdülhamit, Yıldız Sarayı’nda kalırdı.
Padişahtan yardım dileyenler her gün dilekçelerini Yıldız Sarayı’na gönderirlerdi. Çok sayıdaki bu dilekçelerin hiçbirisini Abdülhamit cevapsız bırakmazdı.
Abdülhamit’ten yardım isteyenler yalnız İstanbul’da yaşayanlar değildi. Abdülhamit, ülkenin dört bir yanındaki fakirlere, yoksullara yardım elini uzatırdı. İhtiyacı olanlara maaş bağlanırdı.
Abdülhamit, özellikle İstanbul’da kış aylarında fakir halka padişah hediyesi olarak odun ve kömür dağıtırdı. Örneğin 1882 kışında ihtiyaç duyanlar arasında paylaştırılmak üzere yaklaşık 50 ton kömür satın alınarak dağıtılmıştı. Bunun karşılığı olan 15.330 kuruş ödeme, Abdülhamit’in özel hazinesinden karşılanmıştı.
Osmanlı’nın iki ayrı hazinesi bulunmaktaydı: Devlet Hazinesi ve Padişah Hazinesi.
Abdülhamit döneminde Devlet Hazinesi’nde para yoktu! Osmanlı, çoktan iflas bayrağını çekmişti! Ama Abdülhamit’in kendi hazinesi çok zengindi.
Abdülhamit’in yaptığı yardımların parası, Padişah Hazinesi’nden karşılanırdı.
Abdülhamit, bu büyük parasal gücünü gerek İstanbul’da gerekse taşrada özenle kullanırdı.
Abdülhamit, Padişah Hazinesi’nden tekke, dergâh ve zaviyelere önemli miktarda kaynak aktarırdı.
Abdülhamit, tarikat şeyhlerine de yardım ederdi. Belgeler arasında, Nakşibendi tarikatı şeyhlerinden Mehmet Sabah ve Musul’da Süleyman bin Sabah’a yardım gönderilmesini buyuran Abdülhamit’in telgrafları bulunmaktadır.
Ayrıca Abdülhamit her Cuma günü İstanbul’un çeşitli semtlerinde 21 baş kurban kestirerek etlerini o mahallede bulunan tekke ve zaviye sakinlerine ve mahallenin fakir halkına “padişah sadakası” olarak dağıttırırdı. Bu padişah sadakası haberleri gazetelerin cumartesi günü baskılarında düzenli bir şekilde yayınlanmıştır.
Abdülhamit; yoksullara, düşkünlere, güçsüzlere yaptığı yardımları kurumlaştırdı.
Üç kurum kurdu:
Darülaceze, yani Yoksullar Yurdu.
Hamidiye Etfal Hastanesi: Tıbbın en son gelişmeleri bu hastanede uygulandı.
Darülhayr-ı Âli: Yani, Yetimler Yurdu.Yaklaşık 400 Müslüman yetim çocuğu bu kurumda koruma altına alındı.
İstanbul’un bu üç kurumu, Abdülhamit’in adıyla özdeşleşti ve onun yoksul halkın koruyucusu olduğu fikrinin daha da güçlenmesine yardımcı oldu.
Abdülhamit, 27 Nisan 1909’da tahttan indirildi. Selanik’e götürüldü.
Abdülhamit’i tahttan indirenler, onun sosyal yardım ve sağlık hizmetleri alanındaki gelişmelere yönelik bir kötüleme kampanyası başlattılar.
Hamidiye Etfal Hastanesi’nin adını, Şişli Etfal Hastanesi’ne dönüştürdüler.
Yetimler Yurdu’nu kapattılar.
Darülaceze’nin kuruluşundaki asli rolü göz ardı ettiler.

Değerli Dostlar,
Buraya kadar vermiş olduğum bilgileri şöyle özetleyebilirim:
Abdülhamit, yoksulluğu kökünden ortandan kaldırmayı hiç
düşünmüyordu!
Abdülhamit’in kafasında bir “Refah Devleti” kurmak gibi bir düşünce hiç yoktu!
Tam tersine, Abdülhamit ülkede yoksulluğu azaltmak bile istemiyordu!
Abdülhamit’in istediği şuydu: Yoksullar, fakirler, düşkünler, güçsüzler, dullar ve yetimlerin ONUN ELİNDEN beslenmesi, onun elinden dağıtılan odun ve kömürle kışın ısınması, onun dağıttığı SADAKALARLA yaşamlarını sürdürmesiydi.
Böylece; yoksullar, fakirler, düşkünler, güçsüzler, dullar ve yetimler hep Abdülhamit’e minnettar olacaklar, hep onun eline bakacaklar, hep ona sevgi ve saygı gösterip bağlı kalacaklar, hep ona dua edeceklerdi.
Abdülhamit’in bu “YOKSULLUĞU SÜRDÜRME” politikası başarılı olmuş, halktan hemen hiç tepki görmeden 33 yıl tahtta kalmayı başarmıştı.

Değerli Dostlar,
Yukarıdaki bilgileri ve Abdülhamit’in gütmüş olduğu politikayı göz önünde tutarak günümüze gelelim.
AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Osmanlı padişahlarını “Ecdadım” diye anar. Erdoğan, Osmanlı padişahı Abdülhamit’i kendisine “Rol Model” olarak almıştır.
Erdoğan, Mart 1994 Yerel Seçimlerinde Refah Partisi’nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday oldu ve seçimi kazandı.
Erdoğan, Başkan seçilir seçilmez Abdülhamit’in “yoksullara, fakir fukaraya yardım” politikasını uygulamaya başladı. Bilgisayar kullanan yetenekli gençlerden kurduğu ekiplerle İstanbul’u mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev taradı. Her evde yaşayanların tüm bilgileri bilgisayara işlendi. Böylece, İstanbul’un yoksul, fakir, düşkün, güçsüz, işsiz kişileri belirlenmiş oldu.
Erdoğan, harekete geçti. Saptanan fakir ailelere, dinci söylemlerin eşliğinde yiyecek dağıtmaya başladı. Bunu yıl boyu, yıllar boyu sürdürdü. Kış geldiğinde, yine adresleri tespit edilmiş yoksul hanelere çuval çuval kömür gönderdi. Bunu her kış sürdürdü. Tüm bu yardımları, dindar bir Müslüman olarak Allah adına yaptığı algısını yarattı.
Erdoğan, İstanbullu fakir fukaranın “KURTARICISI” oldu, onların sevgi, saygı ve sandık ortaya konduğunda da oylarını kazandı.
Erdoğan, başbakan olduktan sonra fakir fukaraya yardımları daha da genişletip Türkiye geneline yaydı.
Türkiye’nin 81 ilindeki “fukaralara”, Yeşil Kart dağıtımı başladı.
Yeşil Kart taşıyanlara, ayda 1.000 TL maaş bağlandı.
Yeşil Kart sahiplerine, devlet bütçesinden Süt Parası Yardımı yapıldı.
Yeşil Kart sahiplerine devlet bütçesinden, Çocuk Parası Yardımı yapıldı.
Yeşil Kart sahiplerine, devlet bütçesinden Gebelik Yardımı yapıldı.
Yeşil Kart sahiplerine Elektrik Yardımı yapıldı.
Yeşil Kart sahiplerine, düzenli Kömür ve Yakacak yardımı yapıldı.
Fakirlere yapılan tüm yardımlar, devlet bütçesinden karşılanıyordu, ama bu yardımları alanların kafalarına “YARDIMLARI RECEP TAYYİP ERDOĞAN YAPIYOR” algısı yerleştirildi.
Ortaya seçim sandığı geldiğinde, yardım alan fakir seçmenler oylarını elbette Erdoğan’a verdiler.
Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı oldu.
Değerli Dostlar,
Günümüzde Yeşil Kart sahibi yoksul sayısı 9 milyon 449 bin 734’dür.
Her haneden yalnız bir kişi Yeşil Kart sahibi olabilmektedir.
Bu demektir ki, Türkiye’de yaklaşık 10 milyon hane halkı, devletten aldıkları yardımlarla yaşamlarını sürdürmektedir.
Her hanede en az iki yetişkin, yeni seçmen bulunmaktadır.
Buna göre, devletten aldıkları yardımlarla yaşayan yaklaşık 10 milyon hanede yaklaşık 20 milyon seçmen yaşamaktadır.
Peki, seçim sandığı ortaya konulduğunda bu seçmenler kime oylarını vereceklerdir?
Hiç kukusuz, doğal olarak Recep Tayyip Erdoğan’a, yani AKP’ye vereceklerdir oylarını.
Ve, tam da öyle olmuştur.
24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde AKP, 21 milyon 335 bin 570 oy, yani tüm oyların yüzde 42.6’sını almıştır.
Recep Tayyip Erdoğan’ın, Abdülhamit’ten örnek alarak uyguladığı “YOKSULLUĞU SÜRDÜRME” politikası 18 yıldır başarılı olmuştur!

Değerli Dostlar,
Günümüzde AKP’ye oy vermiş vatandaşları suçlayan, aşağılayıp hakaret edenler, toplumun kutuplaşmasından siyasal kazanç sağlayanlara uşaklık yaptıklarının acaba farkında mı?

Yılmaz Dikbaş
27 Ağustos 2020, Perşembe
0532 233 31 52

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun