Sevgi – Vefa – Mesuliyet

Sevgidir her işin başı dostlar. Dünyaya ilk geldiğimiz an, düşünsenize küçücük bebeğiz. Sevgi ile sarmalanır dört yanımız. Annemiz, ah o annemiz karşılıksız sevgisi ile ısıtmaz mı, doyurmaz mı, giydirmez mi, kendini hiçe sayıp evlatları için mücadele etmez mi? Biz, ilk sevgiyi onda görmez miyiz?

Ailemizce sevilmek ve bizim onları sevmemiz çok doğal gelir hepimize. Bunlardan mahrum olanlar da var elbet. Belki o başka bir yazının  konusudur. Ama, bu doğal sevgi çemberinden sonra, sevmeyi biz öğreniriz. Nasıl seveceğimizi, kimi, neyi, neden seveceğimizi eğitimle öğreniriz. Ailemiz, yakın çevremiz, gördüklerimiz, okuduklarımız, kısaca bizimle yaşayanlar ve yaşadıklarımız bize sevgiyi öğretir. Bu saydıklarım hep olumlu olmayabilir. Annem derdi ki “bazen bir alimden bir zalim doğar, bazen de bir zalimden bir alim doğar”. Yani nasıl bir insan olacağımıza kendimiz karar veririz. Yaşadıklarımız bizi nefret dolu, kindar bir insan da yapabilir. Ama, sevgiyi seçmek erdemdir.

Sevgi dolu yüreği olan insanlar kötü olamazlar. Çünkü, böylelerinin yüreği evren gibi gittikçe genişler ve içine neleri sığdırır bilemezsiniz. Hayatın önceliklerini bilir onlar. O öncelikler maddiyatla, sayılarla ölçülebilen şeyler değildir. Yaşamı çevresindekiler veya sorumlu olduğunu varsaydıkları için güzelleştirmeye çalışırlar. Aslında kendilerini her şeyden sorumlu tutarlar. Ailesi, arkadaşları, dostları, mahallesi, şehri, vatanı, tüm dünya ve evren seven insanın kapsama alanındadır. Tüm iyi şeyleri sadece kendisi için dilemez. Daha iyi bir dünyanın hepimizin iyiliği ile mümkün olacağını bilir.

Ancak sevmek aynı zamanda, sevdiklerimiz için mesuliyet duymaktır dostlar. Misal, akıp duran bir çeşmenin bile kapatılması o suyu bulamayanlar için bir zorunluluktur. İçinde yaşadığımız doğayı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak vazifemizdir.

Bugünlerde ne çok şey yaşıyoruz içimizi acıtan. İnsanın, insana ve diğer tüm canlılara yaptığı zulüm neyle açıklanabilir sevgisizlikten başka. Sevgiyi öğrenemeyenler, paylaşmayı bilmeyenler, hayatı zehretmekten başka ne verebilirler insanlığa.

Bir filmin repliğindeki gibi “Sevgi emektir”. Emeksiz elde ettiklerimizi gereğince sevemediğimiz gerçektir. Bize sunulanları bir hak olarak görmek hepimizin doğasında var. Ama, o haklarımız nelerin karşılığında elde edildi, hiç düşünmeyiz. Sevginin kardeşi vefadır bana göre. Herkesin sevgi dolu, erdemli ve dürüst olduğuna inanmak saflık olarak görülebilir. Ama, insanlardaki gerçek sevginin turnusol kağıdıdır vefa. Sevgi dünyayı güzelleştirirse, emekle sevgisini bize verenleri, emekleri hiçe sayılanları vefa ile anmak da bizim borcumuz olsun.

Sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun