“Senin Belini Kıracağım!”

Değerli Dostlar,
TONGUÇ BABA yazı dizisinin birinci ölümüne  buradan ulaşabilirsiniz, ikinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz; üçüncü bölümünü bu yazımdan okuyacaksınız. Başlıyorum.

İNÖNÜ, SAĞCILARLA UYUM İÇİNDE

21 Temmuz 1946 yılında yapılan milletvekili seçimlerini 395 milletvekili çıkararak CHP kazandı. Demokrat Parti (DP) 64 milletvekili kazanmıştı.
CHP’ye sağ kanadın milletvekilleri egemen olmuştu. Bunların yaptığı ilk iş, Köy Enstitülerini desteklemiş Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’i görevden uzaklaştırmak oldu.
Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, bundan sonraki günlerde, ilköğretimle ilgilenmeyi bıraktı, Köy Enstitülerini artık övmez oldu! Kısacası, İnönü , parti içindeki yerini koruyabilmek için sağ kanatla uyum içine girdi!

“SENİN BELİNİ KIRACAĞIM!”

CHP’nin sağcı Milli Eğitim Bakanı ile Tonguç arasındaki anlaşmazlıklar giderek büyür.
Aralarında çok sert bir tartışmanın yaşandığı bir gün Bakan Reşat Şemsettin Sirer, Tonguç’a şöyle haykırır:
“Senin çoluk çocuğunla belini kıracağım!”
Tonguç, çok sakin, gerekli yanıtı verir:
“Elinden hiçbir şey gelmez!”
Sirer’in Tonguç için o gün söylediği sözler hiçbir zaman gerçekleşmedi.
Kaderin bir cilvesi olsa gerek, Sirer’in 1953 ara seçimde geçirdiği trafik kazasında kendi belini kırıp yaşamını yitirdiğinde acı haberi alan Tonguç’un ağzından “Zavallı Reşat(!)” sözleri dökülür…

OKUSUNLAR DA GELİP BİZİ ÖLDÜRSÜNLER Mİ?

Cumhurbaşkanı İsmet Paşa, CHP içindeki Köy Enstitüleri karşıtlarının kimler olduğunu çok iyi biliyordu.
Bir gün özel treniyle Anadolu’daki Köy Enstitülerini gezip görmeye çıkar. İsmail Hakkı Tonguç yanındadır.
İsmet Paşa, Köy Enstitülerine karşı olanların bayraktarlığını yapan CHP milletvekili Reşat Şemsettin Sirer’i de trene alır.
Köy Enstitülerin bulunduğu yerlerde durulur, İsmet Paşa boyuna dönüp Sirer’e sorar:
“Nasıl buldunuz Reşat Bey?”
O da her seferinde aynı cevabı verir:
“Çok iyi Paşam, çok iyi Paşam!”
Küçük bir istasyonda köylüler durmuşlar, “Paşa’yı görmek istiyoruz” demişler.
İsmet Paşa trenden iner, köylülerle konuşmaya başlar.
O sırada Tonguç ve Sirer de trenden inerler. Reşat Şemsettin Sirer sorar:
“Hakkı Bey, bu köy çocuklarını neden okutmak istiyorsun?”
İsmail Hakkı Tonguç’un yanıtı şöyle olur:
“Ne demek? Nasıl okutmayabiliriz? Elbette okutacağız!”
Sirer’in buna cevabı şu olur:
“Okusunlar da gelip bizi öldürsünler mi istiyorsun?”
Köylülerle sohbetini bitiren İsmet Paşa tekrar trene biner. Tonguç ve Sirer de binerler.
İsmet Paşa, trendeki sofrasına Tonguç ve Sirer’i çağırır. Otururlar. Tonguç suskundur. İsmet Paşa sorar:
“Hakkı Bey, nedir bu durgunluğunuz? Bir şey düşünüyorsunuz galiba!”
Tonguç cevap verir:
“Paşam, ‘Köylü çocukları okurlarsa acaba bizi öldürürler mi?”  diye düşünenler var!”
İsmet Paşa’nın cevabı çarpıcıdır:
“Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!”

(Kaynak: Mustafa Ekmekçi, Cumhuriyet, 19 Nisan 1990)

KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN YIKILDI, KİMLER YIKTI?

1990 yılında Londra Halkevi’nde “Köy Enstitüleri 50. Yaşında” konulu açık oturum yapıldı.
Konuşmacılardan Melih Cevdet Anday, uzunca konuşmasında şunları söyler:

“Bugüne kadar eşi görülmemiş bir kurum olan Köy Enstitülerinin yıkılmasını kimler istedi? Türkiye Cumhuriyeti’nde Köy Enstitülerinin yıkılışı büyük bir olaydır!
Neden yıkıldı?
Köy Enstitülerine karşı gelme hareketi, tek parti döneminde doğrudan doğruya CHP içinde başlamıştır.
Halk Partisi içinde ‘sağcı kanat’ diyebileceğim, hatta burada açık seçik biçimde söyleyeyim, o kişileri de tanırım. Bunlar, faşistlerimiz bizim, faşistlerdi bunlar düpedüz! Bunların içinde, CHP’den milletvekili olmuş, TBMM’ne girmiş olanlar da vardı. Bu takım, CHP içinde, daha Demokrat Parti’den önce, iktidarı ellerine geçirdiler. Yani bir hükümet değişikliği oldu. Ortaya çıkan iktidar, işte bu faşistlerden kuruldu.
Tek parti CHP’nin içinde, iktidar sağ kanadın eline geçiyor. İsmet Paşa, kendi partisinin içindeki muhalefet grubunun düşüncelerini elbette duyuyor.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Köy Enstitüleri konusunda, faşist muhalefet grubuna uyuyor!” 

(Kaynak: Mustafa Ekmekçi, Cumhuriyet gazetesi, 19.04.1990)

TONGUÇ’UN ESERLERİ

Tonguç, İlköğretim Genel Müdürlüğünde bulunduğu süre içinde planlamış olduğu işlerin pek çoğunu uygulayabilmiş bir kişiydi.

İşte eserleri:
5 bin 542 ilkokul öğretmeni, 500 kadar sağlık memuru, 8 bin 756 eğitmen yetiştirmiş, 600 kadar yapıya yerleşmiş 20 köy enstitüsü, 7 bin köy ilkokulu, 370 bölge okulunun yapılışını sağlamıştı.
1946-1947 ders yılının başında köy enstitülerinin yılda 3 bin öğretmen mezun edecek şekilde ayarlanmış, okul yapım işleri de buna koşut 3 bin köy okulu yapılacak şekilde planlanmıştı. Bu planlanan tasarı tastamam uygulanabildiğinde 1956 yılında ülkede tek okulsuz köy ve okutulmayan tek çocuk kalmayacaktı.
Ayrıca yine bu süre içinde, yani 1956’ya dek her 8-10 köye bir sağlık memuru ve ebe verilmiş olacaktı.

Değerli Dostlar,
TONGUÇ BABA yazı dizisini sürdüreceğim. Vereceğim sarsıcı bilgileri özellikle yaşları 50’nin altında olan gençlerimizin okumasını öneriyor, umuyorum…

Yılmaz Dikbaş
0532 233 31 52

One thought on ““Senin Belini Kıracağım!”

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun