Sen Dahil…

Sen dahil insanlar, dünya ve hayat, kapı-duvar lal oldu.
Duymadı çağrımı, isyanımı görüp, medet olmadı naçarlığıma…
Adeta, haraç-mezat bedestene çıkartılıp, değil satılmak peşkeş çekildi duygularım, ömrüm ve öyküm ..

Ne yerde ne gökteydim, sığamamışlığımla aranıza ve şu garip dünyaya,..
” -YERE BAKSAN, YER DEMİR, GÖĞE BAKSAN, GÖK BAKIR”
Hallerinde tüketip şu garip, fani dünyayı ve kahır küpü ömrümü .
Talan ve istismarlarda, sömürüde eksildim…
Duygularımla oynanıp, hayatım karartılırken, sen dahil,
İnsan geçinen bu cümle güruh, üç maymunları oynamaya kalktınız..
Şimdi, zamanın ve işin işten geçmişliğin de, utanmaz-arlanmazca timsah göz yaşları dökmelere yeltenerek istismara kalkışıp…
Mış gibi haller de önce bizzat kendinizi ve beraberinde de çevrenizi kandırıp…
Oscar’lık rol kesmelere ve artisliklere yeltenmelere kalkmalar’dasınız…
Ne aşık atabilir, ne yarışabilir, ne de uğraşabilirim sizlerle…
Değil ki aynı yolun yolculuğunda kervanınıza, katarınıza katılayım…
Sen dahil, şimdi kanatsız melek, olmadı peygamber geçinen bu,
Cümle duyarsız, madrabazlar kesimi…
Danışıklı kayıkçı dövüşlerinde sorumluluk, vebal ve suçtan kurtulma gayretkeşliğinde nankörlük edip…
Adeta kendinizi sütten çıkan ak kaşık gösterme gayretkeşliğinde…
Süpürgeye sıçıp, iki etrafa saçmalara yeltenerek…
Olmadı, hatta birbirinize düşüp, kıçınızdaki donun rengini bile, utanmaz-arlanmazca deşifre ederek.
Omzumdan tüfek sıkıp, başımda boza pişirerek…
Bana kestiğiniz ihanet faturaları üzerinden, hesap sorma telaşında debeleniyorsunuz…
Biliyorsunuz ki suç altın tepside konsa önünüze…
İçinizden hiç kimse, benim demez ve sahip çıkmaz ona,
Hal ve rollerine bürünüp…
Çıkmalardasınız, arsız-arsız sözde masumuz diye, birkaç adım öne, aklı evellikle…
Ama gelin görün ki şimdi maymun gözünü açtı, bende uyandım…
Kerizlik, sen dahil, kaldı layık olanların elinde.
Kazın ayağı, eskisi ve bildiğinizce değil, üstelik…
Sen dahil, iş mahşere ve Mahkeme-i Kübra’ya kalmadan…
Burada, yaşayan ve soluklanan insanlığım da…

Hesap vererek ödeyin, ettiğiniz kahpeliklerin suçunu, bedelini, diyetini.
Sen dahil, bana yağmurlu günde su vermekten imtina ederek,
Kapı dışarı edip…
Ölümü gösterip, korkutarak…
Sıtmayla yaşamaya razılıklarda ve sizin insafınıza…
Dahası, yetmedi, adaletsizliğinize boyun büküp…
Boynum kıldan ince, hallerinde…
Olanı-biteni sineye çeken…
Sürüm, sürüm sürünmeyi, kader ve yaşama sayan,
Aptallıklara tutsak etmeye, yeltendiniz…
Değil, sadece sırtımdaki çulumu, çuvalımı…
Astarsız göyneği mi çalmakla sınırlı kalmayan, zorbalık ve arsız-yüzsüz ceberutluklar da…
Umudumu, yaşama sevincimi, düşlerimi, daha da önemlisi…
Haysiyet cellatlıkların da onurumu ve ömrümü çalıp, talan etmelere kalktınız…
Ondandır, daldığım isyan ummanlarında, haykırarak İSYANİ’ce siz cibilliyetsizlere, demem ..
” – O, dündü ve geçti Bor’un pazarı, sürün eşeğinizi Niğde’ye
hallerinde…
Yüzleşin, becerebilirseniz ve varsa hala insanlık kırıntısıyla, vicdan sizde?
Bakın, kırık-dökük ve kirli mi kirli vicdan aynınızda kendinize…
Ben tarumar iken ne çektimse, şimdi hepsini ve gariban beni görün siz, sizde…”
Sen dahil, beni çevirmişliğinizle, orta yer köçeğine, nasıl oynatıp, Oynamışsanız onur ve haysiyetimle…
Şimdi de, siz çalıp,siz oynayın, kendi düğün-derneğiniz de…
Dün, köpekler kapınızda havlıyordu…
Bu gün köpekleriniz size karşı havlıyor…
Devrin değişip, devranın dönmüşlüğün de…
Sen dahil, dün cümleniz gözü dönmüş Ebu Cehil kesilirken,
Bugün birden bire döndünüz…
Süt dökmüş kediye ve adeta, iyilik perisine, kanatsız meleğe…
Ondandır, çile çekip-gün görmüşlüğüm de…
Olmadan nefsime ve dilsiz şeytana köle…
Derim ki size, dün dünde kalmıştıra, canım…
Çevirin yüzünüzü, yarına ve sevginin nuruna…
İlime, bilime, vicdanla, hakkaniyete ve aydınlanma güneşine…
Özcesi, sen dahil…
Dünün acımasız ve vicdansız cani Tekfuru iken…
Bugün olup çıktınız, siz, size köle…
Kulun, kula ve dilsiz şeytana köleliğin de, düştünüz kendi kazdığınız çukurda, kubura…
Ne demişler eskiler, anımsayın bir kere ..
” – ALMA MAZLUMUN AHINI, ÇIKAR AHESTE, AHESTE..! ”
Bu etme-bulma dünyasında, sen dahil…
Ettiğinizi bularak mustehak’lığınızda,sürüm, sürüm, sürünüp,
Yaşıyorsunuz çile…
Sen dahil, bana dün bunu reva görüp, gülerken, halime…
Ben, insanlık adına, utanarak üzülüyorum, bu zerul ve rezil-rüsva halinize…
Üstelik, siz buna, çoktan müstahakken bile…
Çoktan müstahakken bile…
Sen dahil, şimdi dönün durun, acıların dolap beygirliğinde…
Acıların, dolap beygirliğinde, sen dahil…
Sen dahil…

@muallayass

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun