Şehit Olmaya Gidiyorum

Bingöl’de teröristlerle çatışmada vurulan Piyade Çavuş Nurullah Buldu, göreve giderken ablasına:
“Abla, şehit olmaya gidiyorum” demiş.
Geride gözleri yaşlı nişanlısı Nuriye’yi bırakmış.
Çavuş Nurullah’ın şehit sayılıp sayılmayacağı konusuna gelmeden önce, şu soruyu sormalıyız:
Çavuş Nurullah’ın ablasına giderken şöyle demesi daha doğal olmaz mıydı?
“Abla, sağ salim gidip sağ salim döneceğim, sizlere kavuşacağım. Nişanlım Nuriye ile evlenip bir yuva kuracağım, çocuklarımız olacak, mutlu bir hayat yaşayacağız.”

Değerli Dostlar,

Çavuş Nurullah şehit olup cennete gideceğine inanmış. Cennette, hayalindeki “hurilerle” sonsuza dek zevkli bir cinsel yaşam sürdürecek!
Peki, geride bıraktığı gözleri yaşlı nişanlısı Nuriye’ye ne olacağı hiç umurunda değil miydi?

Suriye’nin kenti İDLİB’de çarpışmaya giden bir komando askerimiz şöyle demiş:
“Elin gâvuru, kâfiri bu topraklara gelmiş. Bizi kimsenin çağırmasına gerek yok! Bizi tarih çağırıyor. Halkımız merak etmesin, Allah bizimle beraber. Artık devir değişti; kurtuluş, şahlanış zamanı. Allah tüm büyüklerimizden razı olsun. Dik duracağız, herkes şahadet şerbeti içmeye aday ve hazır!”

Değerli Dostlar,

Bu komando askerimizin beynini yalan bilgilerle kirletmişler.
Suriye, uluslararası hukuktaki tanıma göre bir “sovereign state” yani bağımsız ve egemen bir devlettir. İDLİB, Suriye’nin bir kentidir. Yaklaşık üç milyon nüfusu olan İdlib’de halkın yüzde doksanı Müslüman’dır. Komando askerimizi inandırdıkları gibi bu topraklara elin gâvurları, kâfirleri dolmamıştır!

Değerli Dostlar,

Komando askerimiz, “Bizi kimsenin çağırmasına gerek yok! Bizi tarih çağırıyor” diyor.
İdlib’e şehit olmaya giden komando askerimiz “halusinasyon” görüyor.
Halusinasyon; gerçek olmayan şeylerin görülmesi ve seslerin işitilmesidir, bir beyin hastalığıdır.
Halusinasyon görenlerin bazıları kendilerinin Cengiz Han olduğunu söylerler, bazıları kendilerini Sultan Abdulhamit sanıp saray tutkusu yaşarlar. Hz. İsa ile konuştuklarını anlatanlar vardır, Hz. Muhammed’i gördüklerini, ondan emirler aldıklarını açıklayanlar çoktur..
Peki, kimler halusinasyon görür?
Şizofren, epilepsi gibi hastaların dışında, uyuşturucu alanlar halusinasyon görürler.
Ağızdan, burundan ve damardan esrar, eroin, afyon, kokain alanlar halusinasyon görürler.
Peki, İdlib’e şahadet şerbeti içmeye giden komando askerimizin “bizi tarih çağırıyor” diyerek dile getirdiği halusiasyonun kaynağı nedir?
Ağızdan, burundan ve damardan verilen uyuşturucuların dışında halusinasyon yaratan başka bir yöntem vardır ve işte o yöntemle komando askerimizin beyninde halusinasyon yaratılmıştır.
Nasıl mı?
Komando askerimizin kulağına, anlamını bilmediği Arapça sözcüklerin eşliğinde, sürekli olarak şunlar akıtılmıştır: Gaipten haber alıp veren veliler, mucize yaratan ermişler, uçan evliyalar, parmaklarının ucundan musluk gibi şarıl şarıl su akıtan şeyhler, büyüler, muskalar, cennetin memeleri yeni tomurcuklanmış tümü bakire hurileri, şarap akan nehirleri…
Gördüğü halusinasyonla kendini Suriye kenti İdlib’de bulan komando askerimiz; geride genç ve güzel karısını, üç yaşındaki güzel kızını, beş yaşındaki güzel oğlunu bırakmıştır. Peki, kendisi şahadet şerbetini içip hurilere kavuşurken geride bıraktığı genç ve güzel eşine, güzel çocuklarına ne olacak?

Değerli Dostlar,

Şehit, Arapça bir sözcüktür.
İslam’ın kutsal kitabı Kuran’da “şehit” sözcüğü birçok kez geçer, ama günümüzdeki yaygın anlamda değildir!
Şehit, Kuran’da bir şeye “şahit olmak” anlamında kullanılmıştır. Türkçede kullanılan “şahitlik etmek” deyimi de buradan gelmektedir.
Günümüzde kullanılan anlamda şehit için Kuran’da “Allah yolunda öldürülenler” denilir.
Öyleyse, Kuran’da “Allah yolunda öldürülenler” için neler denilmiş, onlara bakalım.

Bakara Suresi, 154. Ayet:
“Allah yolunda öldürülenler için ‘ölüler’ demeyin. Tam aksine, onlar diridirler ama siz farkında olamazsınız.”
Yorum: Allah yolunda öldürülenler, yani şehitler için “cennetlik” oldukları söylenmiyor.

Hac Suresi, 58. Ayet:
“Allah yolunda hicret edip sonra da öldürülen yahut ölenleri, Allah güzel bir rızıkla mutlaka rızıklandıracaktır. Allah, rızık verenlerin elbette ki en hayırlısıdır.”
Yorum: Allah yolunda öldürülen yahut ölenlerin, yani şehitlerin ödüllendirileceği vurgulanıyor, ama doğrudan cennete gidecekleri söylenmiyor.

Muhammed Suresi, 4. Ayet:
“Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla göz ardı edilmeyecektir.”
Yorum: Allah yolunda öldürülenlerin, yani şehitlerin yapmış oldukları işlerin mutlaka değerlendirileceği söylenmekte, ama doğrudan cennete gidecekleri ifade edilmemektedir.

Âli İmran Suresi, 157. ve 158. Ayetler:
“Allah yolunda öldürülür yahut ölürseniz elbette Allah’a götürüleceksiniz.”
Yorum: Bu ayetlerde de şehitler için bir ayrıcalık tanınmamış, cennete gidecekleri söylenmemiştir. Yine Kuran öğretisine göre Kıyamet ve sonrası Mahşer günü tüm insanlar Allah’ın huzuruna çıkarılacaktır. Asıl hesaplaşma o zaman olacak, kimlerin cennete kimlerin cehenneme gideceği o zaman belli olacaktır. Bu nedenle, Allah yolunda öldürülenlerin, yani şehitlerin Allah’a götürülecek olması onlara tanınmış bir ayrıcalık sayılmamalıdır.

Değerli Dostlar,

Şehit olma konusunda din tüccarı mezhepçiler ve tarikatçılar türlü söylemler uydurmuşlardır.
Örnekler:
“Şehadet Şerbeti, ‘Kevser Şarabı’ gibi bir ab-ı hayattır.”
Yorum: Coca Cola reklamlarını andıran böyle bir ifade Kuran’da yoktur!

“Şehitlik ölümlerin en güzelidir.”
Yorum: Ölümü sevdirmeyi amaçlayan böyle bir ifade Kuran’da yoktur!

Uydurma Hadislerin üstadı olan Buhari, şehitlik konusunda da şu hadisi uydurmuştur:

“Peygamber Efendimiz buyurdular:
Şehitler beştir:
Vebadan ölen,
Karın hastalığından ölen,
Suda boğulan,
Yıkım altında kalıp ölen,
Bir de Allah yolunda ölene şehit denir.”

Değerli Dostlar,

Din tüccarı mezhepçiler ve tarikatçılar, şehitlerin doğrudan cennete gidecekleri masalını uydurmuşlar, hatta bunlardan bazıları daha da ileri giderek, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in şehitleri cennet kapısında karşılayacağı yalanını söylemişlerdir. Bu yalanlarıyla Hz. Muhammed’i cennetin kapısındaki teşrifatçı, bodyguard konumuna düşürmekten hiç utanmamışlardır!

Değerli Dostlar,

Yine İslam’ın kutsal kitabı Kuran’a başvuralım ve bakalım Allah kimlere cenneti vaat etmiş.

Bakara Suresi 25. Ayet:
“İman edip barışa yönelik değerler üretenlere müjdele: Kendileri için altlarından geçen ırmaklar akan cennetler olacaktır.”
Yorum: Şehitlerden söz edilmiyor!

Bakara Suresi, 82. Ayet:
“İman edip barışa yönelik işler yapanlar ise cennet dostudurlar. Onlar orada sürekli kalacaklardır.”
Yorum: Şehitlerden söz edilmiyor!

Âli İmran Suresi, 198. Ayet:
“Rablerinden korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler var. Allah katında bir konuk severlilikle sürekli kalıcıdırlar orada. Allah katında ödüller iyiler için hayırlıdır.”
Yorum: Şehitler için de bu tür ödüllerden söz edilmemiş!

Nisa Suresi, 13. Ayet:
“Kim Allah’a ve onun Resulüne itaat ederse Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere, orada sürekli kalıcılar halinde sokar. İşte bu, en büyük başarıdır.”
Yorum: Şehitler bu tanımın içinde özel olarak yer almıyor!

Hıcır Suresi, 45. Ayet:
“Allah’tan korkup korunanlar ise cennetlerde, pınarlar içindedir.”
Yorum: Şehitler için bir ayrıcalıktan söz edilmiyor!

Değerli Dostlar,

Kuran’da cennetten söz eden ayetlerin hiçbirinde şehitlerin doğrudan doğruya cennete gideceğinden söz edilmemiştir!
İşte şu ayetlere de ayrı ayrı bakmanızı öneririm:
Kasas, 83. Ayet; Âli İmran, 15. Ayet; Âli İmran, 198. Ayet; Yunus, 26. Ayet; Hud, 23. Ayet; Meryem, 60–61. Ayetler; Furkan, 75. Ayet; Zümer, 74. Ayet; Mümin, 40. Ayet; Zuhruf, 74. Ayet, Mümin, 40. Ayet; Zuhruf, 68–70. Ayetler; Ahkaf, 13–14. Ayetler; Kaf, 32–35. Ayetler; Zariyat, 15. Ayet; Rahman, 46. Ayet; Hakka, 19–23. Ayetler; Gaşiye, 8–11. Ayetler; İnsan, 8. Ayet; Mutaffifin, 29–36. Ayetler; Araf, 44. Ayet; Araf, 51. Ayet; Saffet, 50–59. Ayetler, Kıyamet, 22–24. Ayetler; Tevbe, 111. Ayet.

Kuran ayetlerinin hiçbirinde şehitlerin doğrudan cennete gideceği ifadesi yoktur!
Kuran’da ‘Allah yolunda öldürülenler’ doğrudan cennetliktir, ifadesi yoktur! Övgüler vardır, ama ‘cennetliktirler’ ifadesi yoktur!

Değerli Dostlar,

İslam’da kimlerin şehit sayılacağına, kimlerin cennete gideceğine yalnız ve yalnız Allah karar verir.
Eğer herhangi bir kişi, adı ve makamı ne olursa olsun, birilerini şehit ve cennetlik olarak ilan ederse, Allah’ın yetkilerine “ortak” olmuş sayılır. Daha doğrusu Allah’a ortak olmuş sayılır.
Allah’a ortak olmaya İslam’da “şirk” denilir.
Şirk, İslam’da asla bağışlanmayan bir suçtur.

Değerli Dostlar,

Allah ile Peygamber ile Kuran ile halkımızı aldatan din tüccarı mezhepçilerden ve tarikatçılardan eğer tez zamanda kurtulamazsak, gencecik çocuklarımız gözlerimiz önünde ölüp ölüp gidecekler…

Yılmaz Dikbaş
21 Şubat 2020, Cuma
0532 233 31 52

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun