Sana Derim, Kızım… Sen Anla, Gelinim!…

Gerektiğinde, yüreğine taş basma pahasına noktayı koyamamak, bitirememek.
”-Yava tükmük, sakala bulaşır.” Sözünü doğrulamakla kalmaz.
İlerde yaşanacak olası baş ağrılarını daha başlamadan bitirir… 

Adam sende ve hele hele de neme lazımcılığın prim yapıp, baş tacı edildiği günümüz dünyasında,
İnsan ilişkilerindeki olası pürüz, sorun yada tıkanıklığa karşı tedbirlilik ve gerekeni,
Gerektiği zamanda yapmanın gerekliliğini, hatta zorunluluğunu ve önemini koyar ortaya…

Bazı laflar ve muhabbet ortamında söylenen kelamlar vardır ki 
Söyleyeni bağlamakla kalmaz; baltayı, taşa vurma gerginliklerinde,
İnsan ilişkilerinin zarar görmesine de neden olur.

Hani anı ve yeri gelip, denecek lafı, sırf karşıdakileri yada
Muhataplarını refüze ve rencide etmemek; 
Kaş yapalım derken, göz çıkartma acılarının yaşanmamasını sağlamak…

Dahası, nezaket ve zarafet gereği,
Lafın, özünü ezip-bozmadan;
Denilmesi gereken haliyle ve ilgiliye gereken mesajı gönderirken
”- İnsanlığın zarafeti, dostluğun teminatıdır ” doğrulayarak, sadece
Dile pelesenk olmakla kalmayan duygu, düşünce ve sözlerin en usturupluca denilmesiyle,
Merama da erilir, istenilen sonuç da sağlanır, hatta öyle ki;…
Muhataplarının da saygısını ve takdirini kazanır bu yaklaşım ve tavır…

Yani ve özcesi;
”- Mesele meramı iletirken sonuç alıp, üzüm yemekse;
Kaş yarıp, göz çıkartmaksızın da başarılır ve başarılmalıdır,
İnsani bu durum.
Onun içindir ki 
<< – KIZIM SANA DİYORUM, GELİNİM SEN ANLA ”

İnsanı insan kılıp, teveccüh ve takdire mazhar olmakla koymaz insanı, dahası;
Söyleyeni de dinleyeni de muhatabı da yüceltir ve kemalle, ulviyet kazandırır.
Boğazın kırk düğümlüğünde ve beşerin her sonuca açık hal ve tavırlarında makul ve makbul olan 
Az’da özü diyerek; yüreklere sevgiyle dokunup,
Taş ve buz yürekleri bile sevgi ateşiyle meneviş’leyerek ona ve sahibine zenginlik ve dinleyip,
Duyana da mürüvvet yaşatır…

Kelamı, kemalli kılan; özdeki içtenlikle, yalınlıktaki netlik ve duruluktur,
Netlik ve duruluk…
”- YAVA TÜKÜRÜK; SAKALA KELAM, KEMLİKLE HAMLIĞA VE HELE Kİ DE İYİ NİYET’SİZLİĞE BULAŞIR …!”
Bilinir ve bilinmelidir ki, bu da 
İnsani ilişkilerin karşılıklı güven, özen, saygı ve sevgi eksenli gelişiminin önüne engel olup, çıkar…
Dahası;…
İnsani ilişkilerin başlamadan, bitişine neden olur…
Hele hele de günümüz dünyasında,
İNSANLIKLA EFENDİLİĞİN İTİBAR GÖREMEYİP,
DAĞA, BAYIRA SÜRGÜNE GÖNDERİLMİŞLİK İLE YÜZ YÜZELİĞİNDE DEĞER
VE ÖNEMİNİN KAT BE KAT ARTMIŞ LIĞIN DA …

Zarafeti de aşıp, adeta zarurete ve mecburiyete dönmüşlüğünde,…
Ağızdan çıkanı, kulak duymakla kalınmamalı,
Mülayimliğin kundağına belenip, gürbüz ve sağlıklı gelişmesine katkı sağlamacasına,
Usul-ü erkanınca söylenmeli…

”- Sana derim kızım, sen anla, gelinim”
Zarafet boyuna taşınarak yüceltilip; ömürlere ışık, yüreklere can suyu, gönüllere deva,
Meramı tarifte aczi ile gelen sıkıntılı hallere çare ve deva olur, çare ve deva olur…
Gelin biz, biz olalım; zarafetin meşalesini yanık kılalım.
En olursuz ve zorda bile zarafeti kılavuz edinerek söylemlerimizi;…

”Sana derim kızım, sen anla gelinim”
Mertebe ve teveccühüne ve dostluğun kundağında
Belenip, serpilip, büyümesine katkı sunan olalım…
Sevgiyle beslenen dilin ve muhabbetin açamayacağı kapı olacaksa,
Ölüm olsun, gerisine ne tasa nede gam olsun, gam!…

Sana derim kızım, sen anla; benim hünerli, mürüvvetli gelinim diyebilenlerden olalım…

Sevgi kiliminde, dostluk aşını bölüşen olalım…

Marifet, insan olmak değil, ilelebet
İNSAN KALABİLMEKTİR, İNSAN KALABİLMEK…

Tebessümler saçarak der ki yüreğim;…
”- Sana derim kızım, sen anla, gelinim…
Sen anla, gelinim!… ”

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ
Immenstaad/ Almanya

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun