Sabit Gelirli, Yolcuğuma Var Mısınız?

Sabit gelirli; emekçi, işçi, evhanımı, emekli, çalışamayan engelli  dostlar, hadi gelin sizlerle hayali bir yolculuğa çıkalım.

Diyelim ki; yıllardır avaz avaz bağırdığımız gibi olsaydı, yani hukuk yerle bir edilmeseydi, adalet kara zindanlar da zincirlere vurulmasaydı, rant için birileri kollanmasaydı, tüketen toplumdan, hazır alan toplumdan; üreten, ihtiyacını ürettiğiyle karşılayan, ürettiğini başkalarına satan bir toplum olunsaydı, nasıl bir ülke olurduk, gelin birlikte öğrenelim.

Şu an ki gelirimizle, çok değil on sene öncesinin fiyatları ile yaşasaydık nasıl olurdu.

Sıkı tutunun başlıyoruz.

 

Herkes başımı sokacak bir evim olsun der. Bulunduğunuz mahallede  60.000 – 100.000 TL arası fiyatlarda herkesin bir evi olurdu. Tüm kiracılar kiracılıktan kurtulur, üstelik depreme dayanıklı, yeni , merkezi konumdaki evlere sahip olurdu. (Ülkemde her zaman, işçi, emekli kısacası sabit gelirli kesiminin en büyük gideri; malumunuz üzere kiradır…)

Eviniz oldu, arabanızda olmasın mı?

Olsun bence.

 

Hadi birde araba alalım size. Giderdiniz 27.000 TL’ye Opel marka otomobilinizi alırdınız. Yok daha konforlu, güvenlikli olsun derseniz 40.000 TL’ye Audi marka otomobil alırdınız. Çocukluğumdan beridir hayalim Mercedes otomobile sahip olmak diyenler sizler de 60.000 TL’ye Mercedes alırdınız.

 

Hadi yeni aldığınız araba ile yeni evinize market alışverişi yapalım.

  • 1 kg kaşar peyniri : 10 TL
  • 1 kg çay : 6,60 TL
  • 5 kg pirinç : 5,95 TL
  • 30’lu yumurta : 5 TL
  • 1 lt süt : 1,19 TL
  • 1 kg tam peynir : 6,95 TL
  • 5 lt ayçiçek yağı : 12,50 TL
  • 1 kg kuş başı et : 19,50 TL

Tüm ihtiyaçlarınızı 67,69 TL ye alıp, yeni evinize doğru, yeni arabanızın deposuna litresini

3,87 TL’den yüklediğiniz benzinle  yol alırdınız.

 

Üstelik eğer avaz avaz bağırdığımız gibi olsaydı, yani hukuk yerle bir edilmeseydi, adalet kara zindanlarda zincirlere vurulmasaydı, rant için birileri kollanmasaydı, tüketen toplumdan, hazır alan toplumdan, üreten, ihtiyacını ürettiğiyle karşılayan, ürettiğini başkalarına satan bir toplum olunsaydı, bu fiyatlar daha da ucuzlardı.

Her ay kiramı, faturalarımı, çocukların okul, giyim masraflarını nasıl ödeyeceğim diye düşünmekten saçlarınız dökülmezdi. Sıkıntı ve strese bağlı hastalıklara yakalanmaz daha sağlıklı bir hayat sürerdiniz.

‘’ Fakirin depresyonu olmaz,
parasızlığı olur…’’

 

Alım gücü düştükçe insanlarda çaresizliğe bağlı intiharlar artıyor, bu azalırdı.

Arabanın konforu düştükçe kazalarda ölüm oranı daha da artıyor, bu azalırdı.

Geçim zorluğu aile içi şiddeti artırıyor, bu azalırdı.

Geçinmek zorlaştıkça boşanmalarda artıyor, bu azalırdı.

Zengin ile fakir arasındaki uçurum azalırdı.

 

Ev sahibi olmak, araba sahibi olmak artık lüks olmaktan çıkardı. Ay sonunu nasıl geçireceğim düşüncesinden kurtulup, ay sonu ya da yaz tatilinde nereye tatile gitsek düşüncesine sahip olurdunuz.

…..

 

Yolculuk bitti dostlar. İnin şimdi gerçek dünyanıza. Ev fiyatlarının uçuk olduğu, en sıradan arabanın bile 100.000 TL olduğu, 2.324 TL ile 1.500 TL kira ödediğiniz, uçuk faturalar ödediğiniz, bir iki poşetlik alışverişe yüzlerce lira ödediğiniz hayatınıza geri dönün.

Şimdi asgari ücret görüşmeleri yapılıyor.

On binlerce maaşı olan insanlar, senin benim vergimle alınan makam arabalarına ve  maaşı senin benim vergimle ödenen şoförlere sahip insanlar; ailenizin geçimini sağladığınız maaşınızın ne kadar olması gerektiğine karar verecekler.

Ve sizin bir ay da geçinmeniz için yeterli görecekleri asgari ücret tutarı; kendi evlerinin aidat ücretinden, eşlerinin bir defa da ödedikleri kuaför ücretinden, çocuklarının bir gece de bir mekanda harcadığı miktardan daha az olacak.

Bir işçi olarak ben bu durumu yıllardır kabullenemiyorum.

Siz sabit gelirli; emekçi, işçi, evhanımı, emekli, çalışamayan engelli  dostlar nasıl kabulleniyorsunuz!?.

Aklım almıyor…

Not; Sabit Gelir: “Maaş, ücret, kira gibi belli dönemlerde elde edilen, ekonomik göstergelerdeki değişmelerden etkilenmeyen gelir.”

(Tanımı bilmeyenler için iletme ihtiyacı duydum.)

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun