Psikolojik Yeterlilik Ve Entelektüel Donanım

Güzel bir fakülte mezunu birisini karton toplarken bulabiliyoruz ve hiç üniversite okumamış birisini ise, çok büyük mevkilerde görebiliyoruz. Üniversite dışından kendisini kimi geliştirebilirken bir diğeri nedense, iş bulamadım gibi söylemler de bulunuyor. Elbette ülkemizde işsizlik çok arttı; fakat bu yazımı, dünya insanını irdelemek için kaleme aldım. Fırsat üretemeyen ve fırsat üretme yeteneği olmayan insanları tenzih ediyorum.

Öncelikle, her ailede farklı yetişen insanlarız; farklı mahallelerde, farklı okullarda, farklı şehirlerde… Etnik kökenlerimizin etkisiyle de farklı kültürlerde; farklı hobilerde, hatta parmak izimiz gibi; farklı fikirlere, faklı kişisel özelliklere sahibiz. Hepimiz farklıyız, bu bir kenarda dursun. Hepimiz belli dönemlerde belli sistemlerin de mamülleriyiz, bu sebeple birbirimizden çok özgün olduğumuz da savunulamaz. Bu da bir tarafta dursun.

Peki, her insan psikolojik yeterliliğe ve entelektüel donanıma sahip midir; eğer değilse, sebepleri nelerdir?

Psikolojik yeterliliği olan kimseyi normal insan olarak niteleyelim. Diyelim ki bir normal insanın; üç rakamlı IQ’su var (Einstein olmaya gerek yok), biraz genel kültürü olsun, biraz kitap okusun ve okuduklarıyla yaşam arasında ilişkiler kurmaya çalışsın, biraz gündemi takip etsin, biraz insan okusun; tanık olduğu olaylardan çıkarımlar yapsın. İşte bu değerlere sahip olabilen insan çok şey başarabilir mi?

Bence çok şey başarabilir, kendisini geliştirebilir; hatta farkındalığı artabilir.

Bir insan türü çok artıyor, kim bunlar; meraksız, umursamaz, temel içgüdüleri ile yaşamaya çalışıp hayatta kalmayı amaçlayan. Ergen psikolojisini ergenlik döneminin çok sonrasında bile atlatamayan olduğu gibi. Misal; 40 yaş sendromu ya da antropoz/menopoz dönemlerini çok zor atlatan bir toplumuz.

Hepimize sorsanız iyiyiz, e iyiyiz de psikolojimiz iyi mi? Psikolojik olarak yeterli bir seviyede miyiz?  Rahatlığımızın farkında mıyız? Bunları insan kendine sorarsa doğru yolu bulacaktır diye düşünüyorum.

İlk entelektüeller: ilk bilgeçlik taslayanlar yani kabile büyücüsü gibi ya da saray ve tapınak rahipleri, şamanlar, din adamları, filozoflar, zengin aile çocukları, şefler, kavrayış önderleri …gibi.

Düşünmek ve bilgi üretmek, eğitim almak; olaylar arasında bağlantı kurmak ya da gerektiğinde aramak, zekasını ve analitik düşünme yetisini mesleğini ya da şahsi amaçlarına erişmekte kullanabilmek, meraklı ve farkındalık peşindeki kimse, kendisini geliştirerek entelektüel olur.

Entelektüel bir insan tarihte şu şekilde ilerleyeceğini çok değerli bir arkadaşımın fikri; kabile büyücüleri yıldızları izlemiş ve yormuştu, vakti vardı ve rahattı. Zengin çocuklar yine rahatlıktan dolayı üretebilmiştir …gibi, örneklerde şanslı kesim var. Birçok kişi zorla ilerlemiştir bu yolda. Misal; bir kişi işçi. Eve yorgun geliyor. Amacı entelektüel bir donanıma sahip olmak. Ne yapabilir? Artan zamanını bu doğrultu da ne kadar kullandığı önemli değil mi? Gündemi takip eder, çok az vakti de olsa, kitap okur. Hiç kimse ile görüşmese bile, iş yerinden hatta çalıştığı yerden bir sürü olaylardan çıkarımlar yapabilir. Hatta işlerinin iyiye gitmesi için (olmasını istediği doğrultuda) düşünür ve yön verecek şekilde ışıldayabilir.

İnsanlarımız entelektüel olmak ister, fakat amaç o doğrultuda olmak değil; toplumda bilgeçlik taslayarak çok dinlenmek isterler. Bu tür davranış bozukluğu, cehaletinin farkında olmayan entelektüeller de görülür; fakat aslında cahillerdir! Hatta sosyal deneylerdeki sorulan sorulara cevap veren röportajlarda; kimse bilmiyorum demiyor mesela, öz güvenli konuşarak, eksik bildiğiyle konuşabiliyor. Galiba, var oluşsal bir problem var. İnsan kendisini bilmiyor.

Tanıdığım bir entelektüel birinden gördüklerimi de iletmek isterim. Gençken çok kitap okumuş birisi, şimdilerde bulmaca çözüyor. Gündemi güzel takip ediyor, güncel olmaya çalışıyor. Her konuda en azından bir cümle konuşacak kadar bilgi sahibi. Bilmezse de boş konuşmaz, bilmiyorum der! Çok şakacı, çok fıkra anlatan, yaşanmışlıklarından ders çıkarıp, onları tecrübesi alarak kabul edip samimiyetle anlatabilen; sohbeti çok sevilir. Bilgiye meraklı ve hatta birçok mesleği, ihtiyacı için kendi kendisine öğrenmek zorunda kalan biri. Kolunda çok bilezik var, meslek anlamıyla. Hiç zorda kalmadı, yalnız yeni şeyler üretirken aldığı riskli dönemlerde (yani geçiş dönemlerinde), biraz stresli zamanlar yaşadı .Bu insan hala üretim halinde. Şimdi bir kitap yazıyor, işletmesi var, bir de asıl mesleğini yapıyor.

Öncelikli olarak psikolojik yeterlilikte insan kendi eksiğini bilip, onu tamamlamayı hedeflemeli. Biraz zekasını çalıştıracak, biraz bildiklerini pratiğe çevirecek, biraz güncel olacak gündemi takip edecek; her şeyden ders almayı öğrenecek (ki hatayı az yapacak), motivasyon olacak, farkındalıklarının üzerine gidecek, meraklarını gidermeye çalışacak, hayvandan farklı yanlarımızı uygulamaya geçirecek ki o kişi entelektüel donanıma ulaşmış olsun.

Olmadan gelip olmaya doğru yol almayı yaşamak diyorken bazılarımız; olmak için hayata iz bırakmayı amaçlıyorlar. İz bırakmak da herkesin hedefi olmalı. Umarım bizler güzel imzalar atmadan ölmeyiz. Herkese başarılar diliyorum (olma yolundakiler için).

Bu yazımı, aşağıdaki zincirimi yazı haline getirerek sizlere ilettim. Bilginize.

https://twitter.com/KemalistIlkay/status/1249760734722080768?s=20

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun