Ortadakine Vurma Zamanı!

 

Yüzünü ve kazanmaya dair istihdam ettiği umutlarını darmadağın eden güçlü yumruk darbeleri ile hem üzerinden hem de içinden geçen “iri çaplı” bir “Sibirya Ekspresi”nin ağır mağduru olarak kanlı adımlarla köşesine doğru gitmeyen, adeta sürüne sürüne sığınan Amerikalı boksörü, pervasızlığı, hınzırlığı ve hafif meşrep yapısıyla Philadelphia’da küçük çaplı bir kariyer inşa etmiş olan kayınbiraderi Paulie karşılar. Bir yandan Rocky’nin ilk tedavisini üstlenirken diğer yandan da ona moral vermeye çalışan Paulie’nin umut dolu sözlerini ringde aldığı öldürücü yumruk darbeleriyle adeta serseme dönen Rocky’nin maça dair yapmış olduğu hüzünlü dertleşmesi keser; “ringde üç kişi görüyorum Paulie! Üç kişi!..” Allah vergisi hınzırlığını ve fırlamalığını o zor Moskova akşamında nefis bir pragmatizmle çiftleştiren Paulie; “ortadakine vur Rock!” der. “Ortadakine vur!”

Hukuk, demokrasi ve ekonomi başta olmak üzere hayatın hemen hemen her alanında aldığımız ağır yumruk darbeleri sebebiyle tıpkı Amerikalı boksör Balboa gibi sersemlemiş, dağılmış bir halde olduğumuz için, ağır adımlarla da olsa köşemize doğru sığınabileceğimiz; orada bir nebze de olsa nefeslenip toparlanabileceğimiz uzun ama çok uzun bir molaya toplum olarak fazlasıyla ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum ya da hissediyorum bilmiyorum. Zira devlet imkanlarını kullanarak saha ve seyirci avantajını taammüden ele geçiren ve bizi rakip olarak değil, adeta düşman olarak addeden ihtiraslı rakibimize karşı mücadele verirken sadece enerjimizi ya da moralimizi değil; bizi biz yapan bazı hayati hasletlerimizi de kaybettiğimizi görüyorum.

Ahmet Altan ve Osman Kavala gibi memleketin boyun eğmeyen az sayıda kalmış muhalif yazarlarının, gazetecilerinin, fikir ve düşünce emekçilerinin sırf ”paşa gönülleri ve reisleri öyle istiyor!” diye hakkın, hukukun ve de hakkaniyetin ırzına geçme pahasına saçma sapan, akıl ve mantık dışı gerekçelerle bir mapushane griliğine ve olası corona salgınına fütursuzca mahkum edilmesi, bu sayede de bu ülkeye dair gerçekliğin her gün yeniden inşa edilerek işlerine geldiği gibi rahatça eğilip bükülmesi, mevcut hükümete muhalif olan milyonlarca seçmenden oy almayı başarmış büyük bir kitle partisinin liderinin ve siyaset arkadaşlarının özgürlüklerine açık açık, uluorta el konulması ve daha fenası bu hukuk ayıbının, bu siyasi soykırımın istikrarlı bir takvime bağlanmış olması, belediye başkanı adayı olarak yerel seçimlere girmelerinin önünde hiçbir yasal ya da hukuki engel bulunmamasına karşın girdikleri seçimleri açık farklarla kazanan bazı belediye başkanlarının her ne hikmetse(!) birden bire “terör yardakçısı” ilan edilerek “mazbatalarına arsızca ve hukuksuzca el konulması… Bütün bu siyasal ve toplumsal gelişmeler toplumun geniş kesimlerinin ilgi ve vicdan dünyalarında hak ettiği yeri ve ilgiyi hiçbir şekilde bulamıyor ne yazık ki..

Dolayısıyla toplum olarak bize biraz düşünme, aklımızı ve vicdanımızı başımıza devşirme imkanını sağlayacak bu tarihi mola sırasında alacağımız hayati kararlarlar neticesinde az da olsa toparlanacağız ve haksızlıklara, hukuksuzluklara ve vicdansızlıklara karşı göstereceğimiz “kolektif” tepkilerle tıpkı Rocky gibi “ortadakine“ vurarak bu zalimliği, bu şımarıklığı ve de elbette bu resmi hoyratlığı tekmil-i birden bitireceğiz, bitiremesek bile imkanlarımız dahilinde duyurarak bir şekilde caydırıcı olmaya çalışacağız. Ya da diğer ikisinin sadece ringde değil, hayatın güç birliği yapmadığımız, birlikte hareket etmediğimiz her alanında, her köşesinde bizi hunharca tepelemesine izin vererek adil olmayan bu kirli dövüşün kan revan içerisinde kalmış birer mağduru ve potansiyel kaybedeni olarak hayatımıza “düştüğümüz” yerden devam etmek zorunda kalacağız. Bunların dışında kaderimizi doğrudan belirleyecek başka bir seçeneğe sahip olmadığımızı düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun