Orta Doğu’da Büyük Oyun (4)

Bu yazımızda Saddam Hüseyin’in devrilmesinde ki ana etkene bakalım. Bu, Irak’ta bir Kürt tarikatı olan KESNİZANİ tarikatıdır. Bu isim anlam olarak, kimse bilmiyor anlamındadır. Zaten yazımızda bu tarikatın ismi kadar karanlık olduğunu ve bir maşa görevini gördüğünü anlayacaksınız.

Mezopotamya Saddam’dan kurtulmakla zulümden kurtulamadı. Sümer, Akad, Babil, Hitit, Frig, Asur, Elam, Roma Arap, Türk kimler gelip geçmişti bu coğrafyadan.

Herkes “Esas savaş Bağdat’ta olacak” derken, Bağdat savaşmadan teslim edilmişti Amerikan askerlerine. Tarih 10 Nisan 2003’ü gösteriyordu.

Teslimatı yapan, gerçekte Irak’ta herkesin bildiği ama ortalıkta gözükmeyen KESNİZANİ tarikatıydı.

Tarikat “Körfez Savaşı”ndan sonra Saddam’ın etrafını örümcek ağı gibi sarmıştı. Saddam’ın karısı, çok güvendiği generalleri ve istihbarat kuruluşlarının başındakiler… Hepsi tarikat “müridleri”ydi.

Kesnizani tarikatı, MOSSAD ve CIA tarafından Saddam’ı içten yıkmak, Irak’ı kolayca teslim almak için organize edilmişti.

Saddam’ın 33 yıllık diktatörlüğünde, Babil’in üç-dört bin yıllık geleneğinden gelen karşı ihtilal, suikast vartalarını atlatmıştı. Ancak “tarikat”ın metodu hepsinden farklıydı.

Tarikatın “müridleri” Saddam’ın en yakınında olanlardı. Onun her hareketini, her adımını an be an tarikat şeyhinin oğlu Nehru’ya aktarıyorlar, sonra da bilgiler kuş olup MOSSAD ve CIA istasyonlarına doğru uçuyordu.

Tarikatın lideri Kürt asıllı Şeyh Abdülkerim Kesnizani. Kendisi sıradan bir tekke şeyhi iken, ölünce yerine oğlu Muhammed geçmiş.

Şeyh Muhammed Abdülkerim Kesnizani, zikirden ziyade, siyasete meraklıydı. Müridlerine de Kur’an eğitimi yerine adını zikretmeden Kabala öğretilerini / mistisizmini anlatıyordu.

Şeyh Muhammed’in kendisi ortalarda pek görünmüyordu. Medyatik değildi. Zaten medya, efsaneleri kolay öldürürdü. Onun ismi Irak’ ta efsane haline gelmiş / getirilmişti.

Şeyh Muhammed Kerkük’ e bağlı Çamçamal ilçesinde doğmuş, Bağdat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirmişti. Saddam yakalandığında Şeyh Efendi 60. yaşını kutluyordu.

Kesnizani tarikatı, baba Abdülkadir zamanı da dahil, Saddam’a bağlılıkta kusur etmiyordu. Kürt, Türkmen, Arap rejim muhalifleri anında BAAS Partisi istasyonlarına bildiriliyordu.

Şeyh Muhammed kitap yazmaktan da geri durmamıştı. Tarikatın dönüşümü şeyh efendinin etrafındaki İslam alimlerince, gerçekte MOSSAD ajanı hahamlarca hızlandırılmıştı. Şeyh’ in kitabı, Kabala öğretilerini İslam mistisizmi adı altında, imanlı müridlerin beyinlerine ve kalplerine ince-ince enjekte etmek için başucu kitabı olarak kullanılmaktaydı.

Dönüşüm etkisini göstermiş, bir Kürt tarikatı olan Kesnizanilik Türkmenler ve Araplar arasında da kendisine müritler edinmişti.

Aslında, tarikatın kanlı gösterilerinin hedefi Irak ordusuydu. Vücudunun muhtelif hayati bölgelerine, kasatura, bıçak, kurşun girip de ölmeyen müridler efsanesi Amerikalı ve İsrailli kafirlerle savaşmaya hazırlanan askerleri oldukça etkilemişti.

Genelkurmay Başkanı Mareşal Ayat Fetih El Ravi, Genel Askeri İstihbarat Başkanı Mareşal Vefik El Samarayi, Hava Kuvvetleri Komutanı Mareşal Hamid Şaban, hepsi Şeyh Muhammed Ebdülkerim Kesnizani’nin ayağını öperek müridler arasına girmişti.

Müridler arasında bir isim vardı ki, Saddam’ dan sonra BAAS’ın en kudretlisiydi: İbrahim İzzet El Duri. Duri bütün karanlık odaklarla ilişki kuruyor, Saddam’ın bütün pis işlerini organize ediyordu. Duri, şeyhin ayağını öpenler arasına çoktan dahil edilmişti.

Zaten uzun yıllardır Kuzey Irak Kürtleriyle temasta olan İsrail işi şansa bırakmak niyetinde değildi. Irak hızlı bir şekilde parçalanmalıydı.

Gözüne kestirdiği Kürt tarikatı, Kesnizani’lik üzerinden Irak’ın İslami hayatını da kontrol altına alacaktı.

Yani, MOSSAD damardan girecekti. Ne de olsa önlerinde Birinci Dünya Harbi öncesi ve sonrasında İngilizlerin uyguladığı ve başarılı olduğu Vahabilik vardı, Lavrens vardı.

Öncelikle Irak Devleti’nin mekanizması içinde yer alanlar, medya mensupları uhrevi yollardan ikna edilemezlerse MOSSAD’ın cömertçe tarikata aktardığı dolarlarla ikna ediliyor, mürid yapılıyordu.

Kısaca, güneyde Şii Müslümanlar kuzeyde ise Türkmenlerin büyük çoğunluğu hariç sivil Araplar, Kürtler ile Irak devlet mekanizmasını elinde bulunduranlar Kesnizani tarikatı kullanılarak MOSSAD ve CIA tarafından devşirilmişler ve psikolojik harbin kurbanı olmuşlardı.

Söylenen o ki, Saddam lrak’ın işgalinden birkaç ay önce durumu fark etmiş, karısı dahil, yakın çevresini etrafından uzaklaştırmıştı. İntikam almaya hazırlanıyordu.

Derken Amerikan, İngiliz birlikleri Irak’a saldırdılar.

Güneyde müthiş bir direnişle karşılaştılar.

Dünya medyası, bu arada Türk medyası, akademisyen, emekli asker strateji uzmanları asıl savaşın Bağdat ve çevresinde olacağını dile getiriyorlardı.

Bir de Amerika’ın bu kadar az sayıda birlikle Bağdat ve çevresindeki direnişi kıramayacağını söylüyorlardı.

Halbuki, Bağdat ve çevresi Saddam’ın askerleri tarafından hiçbir diirenç gösterilmeden Amerikan askerlerine teslim ediliverecekti.

Niçin böyle olmuştu?

Tarikat yoluyla Irak devlet mekanizması devşirilmişti. Şeyh Muhammed, müridlerine Amerikan askerlerine direnmemelerini öğütlemişti.

Şeyhin emrindeki mürid generaller vatanlarının bağımsızlığı için savaşmak yerine Şeyh Muhammed’in emrine uydular.

Bu arada Izzet El Duri de boş durmamış, Bağdat’ın kuzeyini de o teslim etmişti Amerikalılara. Şeyhin isteğinde, mutlaka bir keramet vardı.

Bağdat Bağdat olalı böyle bir şerefsizlik görmemişti. Ancak, bir benzeri Babil’ de olmuştu. Babil, Pers Kralı Kyros’a savaşsız olarak teslim edilmişti.

Bugün Şeyh Muhammed’in liderliğindeki Kesnizani tarikatı Irak’ta devletin ve siyasetin tam orta yerinde faaliyetlerine devam ediyor. Buraya kadar anlattıklarım muhtelif kaynaklarca teyit edilmiştir.

En önemlisi Türk Milletinin ve devletinin “Kesnizani Tarikatı Operasyonu”ndan çıkaracağı bir ders var mıdır?

Olmalıdır; çünkü ülkenin en mahrem yerlerine tarikatları yerleştirmek akıl karı değildir. Bu tarikatın Saddam’ı devirdiği gibi bu ülkede de ülkeyi devirmeye yönelik stratejik bir plan olabilir.

Biz kimsenin dinine inancına yada inançsızlığına karışmıyoruz. Sonuçta ülkenin emperyalistler tarafından devrilmesi zarar gören herkes olur.

Bana olmaz demeyin, hepimiz bu gemideyiz.

TÜRKİYE ÜZERİNDE NASIL BİR OYUN OYNANIYOR?

DİĞER YAZIMIZDA BU KONUYU ANLAMAYA ÇALIŞACAĞIZ….

 

 

Bu yazı, serinin 4. yazısıdır. Daha önceki yazılara gitmek isterseniz, lütfen ilgili rakama tıklayın. Bölüm: (1), (2), (3)

3 thoughts on “Orta Doğu’da Büyük Oyun (4)

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun