OKUYORUZ

Sadece okuyoruz;

Ülkemizde MİT yokmuş, CIA gelmiş, MİT’i kurmuş, bütçeyi de, parayı da onlar vermiş. Yıllar sonra alın artık siz idare edin demişler, ne büyük, ne asil bir hizmet değil mi?

Tam ABD’yi alkışlayıp sevmek geçerken içimden, kendilerine yakın bir adamın mektubu döküldü ortalığa,

Onu da okuduk; “Falancaya dikkat edin MİT ajanıdır” diye yazmış, hem de el yazısı ile.

Ajandır dediği kişinin yaşı CIA’nin eğitim dönemine uygun. Tam olarak tornadan geçmiş yani.

Tekrar okumaya devam ediyoruz;

“.. ekip olarak geldiler, bir takım kişiler ile görüştüler, filancayı sordular araştırdılar, konuştular..”

Buldular mı? Elbetteki buldular, elin oğlu çok yaman.

Adamlar yıllarca sosyolojik araştırma yaptıkları ülkemizde, elde ettikleri sonuçları bize vermekten de çekinmiyorlar zaten. Yani bu kadar kendine güvenen, içimizde bu kadar rahat dolaşan bir millet görmedim desem yalan olur. Kimse de sormaz senin ne işin var diye, bizim milletimizden sana ne diye, bu kadar misafirperver bu kadar şefkatliyizdir. Ayrıca bizi bize tanıttıkları için de çok minnettarız.

Okuyoruz; Bu millet mağduru çok severmiş. Kişiliği şöyle, boyu posu böyle olmalıymış, hitap önemliymiş.

Mağdur etmenin yolları kolay, projeler, hikayeler hazır zaten. Ya sonrası?

Üzülmeyin canım Demokrasi kahramanı olacağım diyen bir adet amatör balıkçımız var, onu oltaya kolay düşürürüz. Adam hırsının, yumuşak karnının kurbanı olmaya dünden hazır zaten. Kafamızı bozarsa patlatırız bir kaset, patlar gider, ayak bağı da olamaz. Kahrından felç falan da olursa çekilir köşeye, unutulur.

Oldu mu? Oldu.

Sonrası bu bizi seven adamların hedeflerini de okuduk “Devleti yönetecek en tepede bir kişi olur, onu destekleyen tepede yardımcı iki kişi de olursa işimiz çok kolay olur diye yazmışlar..” Üç kişi le koca bir ülkeyi teslim almış oluruz. Öyle savaşlara, can kayıplarına, yüksek ekonomik maliyetlere de gerek yok. Bu dönemde verdiğimiz paraları borç olarak verir, faizden kazanırız. Zorda kaldıkça da sürekli yalvarırlar, işimize daha çok gelir diye düşünmüşler. Ancak bir nokta çok önemli; Parayı şartlı verelim, öyle baş kaldırıp, uyanacak işler yapmaya harcamasınlar, boş işlerle uğraşsınlar, geri dönüşü olmayan ölü yatırımlar önerelim ve şart koşalım. Önceki adamlarımızı da Demokrasi kahramanı falan ilan etsinler, övgüler düzsünler, anıtlar yapsınlar. Böylece Milletin kafası karışsın, doğrular arada kaybolsun gitsin.

Öyle hedefe bir gecede varmak yok, toplum hazırlanmalı, inandırılmalı, olmayacak işler bile hazım ettirilmeli. Bunun için gerekli olan araç ve kurumlarda hakimiyet sağlanmalı, yetiştirdiğimiz diğer sadık piyonlar devreye alınmalı ki tam hakimiyet sağlansın. Öyle kolay işler değil bunlar, zamana ihtiyaç var, biz zaten 100 yıllık proje yaptık, sabırlıyız.

Okuduğumuz canlı Tarih içerisinde şunu da okuyoruz: Beklenmedik bir olay olursa onu da hazırlamışlar, planlamışlar.

Dedim ya okuduk işte; Sosyolojik araştırmalar bu ülkede milletin bıktığı olayları sıralamış. Patlatırız en büyüğünü olur biter.

Biz okurken patladı mı? Vallahi de patladı, billahi de patladı.

Bu arada bizden olan gizli adama söyleyin, her gün sövsün,ağza alınmadık laflar etsin ki Millet ondan şüphelenmesin. Ayrıca bu milletin meyve veren ağaç taşlanır, iyi adamın düşmanı bol olur gibi garip bir inanışı da var iken; bizim adamı çok iyi pazarlamış oluruz. Herkese hakaret davası açılsın, kimse ona dokunmasın. Onun başına bir şey gelirse baş aktör arada çaktırmadan yardım etsin. Etti mi? Elbette ki kaçar mı? Uçurumdan alıverdi, koltuk sağlam artık.

 

Her şeye rağmen esas oğlan sarsıldı, durum kötü. O zaman bizim küfürbaza söyleyin dost olsun, kanka olsun dediler. Hemen oluverdi. Vallahi bu Amerikalılar var ya üzerine rahmet yağmış, nur yüzlü adamlar. Ne isterlerse oluyor, ne diyorlarsa çıkıyor. Aman canım sizde komplo işlerine dalmayın hemen, adamlar çok mübarek anlayın artık.

Bir düzlem üç noktadan geçer kuralı vardır. Matematiği sağlam kuracaksın. Peki ya üçüncü kişi kim?

Okuyoruz.

Yıllarca tam olarak bize karşı durmuş, arkamızdan sürekli atmış tutmuş ama; önemli bütün belgeleri bizden ve yetiştirdiğimiz sadık elemanlardan almış, sürekli ses getirerek, gündem olarak, varlığını hatırlatıp devam etmiş ufaklığa söyleyin, haber uçurun “Şifre: Mao öldü” deyin o anlar.

Zaten bu kamuflajlı ürün yıllarca durduğu ideolojiye ters davranıp, o ideolojiye meyilli kim varsa hepsini ihbar etmiş ama görenler, duyanlar anlatamamış bunu millete. Nafile çabalayıp, ömür tüketmişler.

Ayrıca çok gizli haberleri bizim tüccar ile gönderin. Ünlü markalarımızı o satıyor. Zaten kız kardeşi ile evlendirip akraba yaptık. Zor zamanlarda ekonomik desteği de el altından versin demiştik. Kolay mı beş parasız o örgütü yıllarca ayakta tutmak. Bir de iş verin gazete, tv falan. Üç beş kuruş dönsün, kimse anlamasın doğrudan destekleri.

Okuyoruz;

70 yıllık bir çalışmayı, çalışmanın zamanlamasını, yaşadığımız olayları ve adım adım ulaşılan hedeflerini okuyoruz.

Yine de bu 3 silahşör sıkıştı. Dünya sıkışınca büyük abi yalpaladı, bunları yalnız bıraktı. Çaresizler, şaşkınlar ve süreyi uzatmak için plan üstüne plan, çıkış üstüne çıkış yapıyorlar.

Akılları yeter mi bilmiyorum. Bildiğim tek şey aç karın ile aklı duran millet. O aç karınlı kafa, ters çalışır bu oyunu görür mü? Galiba görecek çünkü kaybedecek hiçbir şey kalmadı.

Biz hala 70 yıldır yediğimiz kazıkları, nasıl bir kumpasa kurban olduğumuzu ve neden güzel günler yaşayamadığımızı okumaya devam ediyoruz. Bağımsızlık benim karakterimdir diye haykıran bizden olan o güzel adamı okumadan, anlamadan, yolumuza devam ederken, başkalarının yazdığı bağımsızlıktan uzaklaşmamıza neden olan  hikayelerin Tarihsel gerçek olmasına yardımcı oluyoruz galiba.

Bundan sonra yazılacak kitapları istediğimiz gibi yazmaya ve gelecek nesillere okutmaya var mısınız?

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun