Okumanın Bilinci

Hakikat kendisini kolay ele vermez. İnsanın şuuru sahip olduğu ahlaki, vicdani ve ilmi değerlerin bir bütünüdür. Şuur bulanıklığı yaşayan bir insanın pusulası daima yanlış istikamet üzerinde şiar edinir. Ahlaki bir düstur mevzu bahis olduğunda, bıyık altından gülen koca bir yığın, kedi görmüş fare edasıyla kaçacak delik arar. Cehaletin tek nedeni okumaktan uzak bir hayatın varlığı değildir. Bazen yanlış okumanın tesiri cehaletin kapılarını aralar. Okumak nedir? Nasıl olmalıdır? İlk etapta açıklığa kavuşturulması gereken yegane olgu; okumaktır. “Okumaktan hangi hakla söz ediyoruz.” der Cemil Meriç. Okumak kültürü diye bir mefhum henüz bu ülke de oturmuş tutarlı bir olgu değildir. Okumak, nüsha içerisinde geçen herhangi bir cümlenin gelişi güzel bir hâlde ağızlarda mırıldanması ise, bu tavrın tam olarak okumanın fazileti lehine olumlu bir katkı sağlaması nasıl düşünülebilir? Evvela bu eylemin talip açısından önemi nedir ve hangi gayeye hizmet etmelidir. İnsanın okuma terbiyesi belli kriterler için önem arz eder, fakat daha önemli bir olgunun farkındalığı içinde olmak, talibin lehine fayda verecek bir sonuç elde etmesine olanak sağlar. Oda şudur ki, insan yapmış olduğu okumalar sırasında kendisi için anlaşılır olmak zorundadır. Zira meselenin (muharrir tarafından nakledilen) özüne inmek, meseleyi özünde anlamak, sağlıklı ve disiplinli okumanın ön şartıdır. Yapılması gereken bu tip okumalar, insanın kendi iç dünyasına hizmet edeceği için oldukça önem arz eder. Nihayetinde boş ve bir gayesi olmayan okumalar insana ne fayda sağlayabilir? İnsan hayatın da kibrin oluşması çeşitli sebeplerden dolayı teşekkül eder. Bir amaca hizmet etmeyen, boş ve sağlıksız okumalar, insanın neyi bilip – neyi bilmediği konusunda katıksız bir yanılgıya düşmesine neden olur. Nihayetinde okuma kültürüne sahip olan bir insanın ilim karşısında her daim öğrenmeye arzu ve ihtiyaç duyması, kendisini bir talebe olarak görmesi ve bilmesi gerekmez mi? “Maksatsız okumak, zaman öldürmektir.” der Süheyl Ünver. Bu durumdan mütevellit salt okumanın haricindeki eylemin gayesi özellikle ve bizzat önemlidir.

Okumanın insan yaşantısında ki etkisi, tersine nispetle kıyaslandığında, oldukça belirgin farklılıkların ortaya çıkması kaçınılmaz bir hâl alır. Eğitimde amaç, insan yaşantısının belirli bir seviyeye ulaşmasını sağlamaktır. Eğitim ise ilk etapta insanın kendi gayreti nispetinde oluşur ve gelişir. Ahval böyleyken okumanın değerini bilmek ve anlamak için malum konu üzerinde ciddiyetle düşünmek pekâlâ önemli bir mesele değil midir? İnsanlarımızın pek çoğu kitapların varlığını önemsemez. Geriye kalan azınlığın bir kısmı da yalnızca kibar gözükmek maksadıyla kitap taşımak ister. İster çünkü, hamallık yapmak, kitap okumaktan daha faziletli bir iştir! Ne yazık… Umumi kütüphanelere dikkatle baktığımız zaman, hak ettiği değerin çok altında bir muamele ile karşılaştığını söylemek ne kadar yanlış bir ifade olabilir? İnsanlarımızın halı saha maçlarına ayırdıkları paraların onda birini kişisel gelişimlerini arttırmak maksadıyla kitaplara ayıracak olsalar, daha farklı bir vaziyet içerisinde olmamız ihtimal dahilinde olmaz mıydı? Bir çok yazarın hem fikir olduğu konuya istinaden okumak bir ihtiyaçtır. Kimin ihtiyacı, neyin ihtiyacı… Tek derdi para kazanmak olan bir milletin istikbali payidar olabilir mi?

Oku diyor, ilahi kanunun ilk emri, oku! Sahiden okuyor muyuz? Hakkını veriyor muyuz? Yaşantımızın daha ileri bir seviyeye ulaşmasını sağlamak için gerekli bilgi ve tecrübeye ulaşmanın yollarını arıyor muyuz? Pekâlâ muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın maksadı nedir? Matbaanın yaygınlaşması ve teknolojik gelişmelerin artması ile birlikte kitap üretimi bir hayli artış gösterdi. Bu durumun akıbete olan etkisi ilmin insanlar arasında itibar kaybetmesine yada ilmin insanlar arasın da sıradan bir hâl almasına neden oldu. Ne de olsa insanın, kolay ulaşabildiği hiç bir şeyin değerini bilmemekte ve anlamamakta oldukça başarılı bir mahlukat olduğunu söylemek hulasa doğru bir ifade olur. Söz konusu hayat olduğu vakit, ot misali bir yaşam sürmenin makul hiçbir sebebi yokken, insanın okuma, anlama ve kavrama alışkanlıklarının zayıf temellere dayalı olması bir hayli tuhaf değil mi? Unutulmaması icap eden bir şey var ki oda şudur: Belli bir yetkinlik düzeyine ulaşmamış bir aklın, nefis karşısında her daim sönük kalması ihtimaller arasındaki en kuvvetli olasılıktır. Velhasıl, bilinçli okumanın önemi nedir sorusuna verilmesi gereken en güzide yanıt şu olmalıdır. Varlık sahasında yaşam bulan insanın sahip olduğu ömrün bir kıymeti ve bir anlamı vardır. Diğer canlılardan ayrıldığımız bir husus varsa, bu noktada insan olma bilincine erişmek için düşünmek icap etmez mi? Pekâlâ, okumak ile taçlandırılmayan düşünmek insana ne fayda sağlar?

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun