Okul Yaramazlıkları

Orta okula başladık. Her derse ayrı hoca! İlk okulda beş yıl aynı hoca da okumuştuk. Okuldaki ilk aylar, yıl 1963… Matematik ve ticaret dersine aynı hoca geliyordu. Tahtaya üçgen çizdi. İç açılarını anlatmaya başladı. Onunda sert bir duruşu vardı! Üçgenleri anlattıktan sonra, iki iç açıyı yazdı ve arkaya dönmeden “180’ne varmaya ne kadar var?” dedi. Bende dört adım var hocam dedim. Hışımla bir döndü. Baktı kim o dedi. Mecburen ayağa kalktım. Beni süzerken içimden Eyvaaah(!) diyordum. Bana “Neden öyle söyledin. Anlamı ne?” dedi. Biraz rahatlamıştım. “Hocam benim numaram 180’de” diyebildim. Yaşlı tecrübeli bir hoca. Yere baktı ve “Evet dört adım aramız var” dedi ve hafif tebessüm etti.

Ertesi gün ticaret dersine geldi. Bir şeyler anlattı. Soru sordu sınıfa ve parmaklar kalktı. Ben kaldırmadım! “180… Matematiğin kuvvetli, iyi hesaplar yapıyorsun, sen söyle.” dedi. Cevabı verdim. Bıyık altından sırıtıyordu. “Aferim hep böyle ol.” dedi.

Resim hocamız hanımefendi biriydi. Derste “180 kim?” dedi. Ayağa kalktım, başladı gülmeye. “Ekrem babaya söylediğin sözü anlattı, öğretmenler odasında. Çok güldük. Esprini beğenmiş” dedi. Tabii sonra Ekrem babanın en çalışkan öğrencilerinden biriydim. (Mecburiyetten! Tabiat hocamız sert bir erkekti.)

Okula giderken genelde Pierre Loti mezarlığının içinden geçerdik. (Yakın diye.) Mezarlıkta engebeli arazi, dik bayır. Yağmur yağınca çok mezar çökerdi. İskeletler görünürdü. Baktık bir mezarda rahmetli uzanmış yatıyor. Üç kişiydik. Kafatasını aldık ve çantaya koyup okula götürdük. Önümüzdeki sırada da kızlar oturuyordu. Tabiat dersinde kafatasını bizim sıranın üstüne koyduk. Kızlara fısıltı ile hişşşt dedik. Arkaya baktılar, bir çığlık üçünden de! Hoca geldi, kafatasını gördü. Üçümüzü de tahtaya çıkardı. Avuçlarımızda 2-3 tane cetvel kırdı.
Bir hafta ellerimiz şiş ve mor kaldı… 🙁

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun