Oktay Sinanoğlu

• 02.08.1934, İtalya’da doğdu-19.04.2015, Florida’da öldü.
• Türk kimyacı, moleküler biyofizikçi ve biyokimyacı Türk bilim adamı.
• 18 yaşında TED Ankara Koleji’ni birincilikle bitirdi,
• Üniversite eğitimini ve doktorasını ABD’de tamamladı.
• 1 Temmuz 1963 tarihinde ABD’de Yale Üniversitesi’nde Yirminci Yüzyılın en genç profesör unvanını aldı.
• 1975 yılında çıkarılan özel kanunla, devlet tarafından kendisine “Cumhuriyet Profesörü” unvanı verildi.
• Yale Üniversitesi’nde 37 yıl yaşadıktan sonra 1977’de emekli oldu.
• Nobel ödülü için iki kez aday gösterildi.
• “Hedef Türkiye” ve “ “Bye Bye Türkçe” adlı kitaplarıyla dikkatleri Türkiye ve Türkçeye çevirdi.
• “Türk Einstein” olarak anılmaktadır.

Değerli Dostlar,

Yukarıdaki üstün niteliklere sahip Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nu şu uyarısıyla anmalıyız:

“Türkçe giderse
Türkiye Gider!
Yabancı dille eğitimle
Türkiye Gider!”

Değerli Dostlar,

Dahi bilim adamımız Sinanoğlu’nun asla DOĞRU OLMAYAN yargıları ve asla bağışlanamaz DAVRANIŞLARI da vardı.
Onları da öğrenmemizde yarar vardır.

Oktay Sinanoğlu, işaret parmağını sallayarak şöyle diyordu:
“Benim dedelerim de Osmanlı, ona göre!”
Şu tarihi gerçeği biliyoruz: Fatih’ten başlayarak Türkler devlet yönetiminden uzaklaştırılmıştır. Sadrazamlar, vezirler ve paşalar “Devşirmelerden” seçilmiştir. Devşirmeler, Hıristiyan Avrupalı kökenliydiler. Öyleyse Sinanoğlu, dedelerinin Osmanlı olduğunu söylemekle kendisinin de bir Devşirme torunu olduğunu mu anlatmak istiyordu?

Sinanoğlu, yine işaret parmağını sallayarak;
“Atatürk, Osmanlı’nın devamıdır, onu da bilin, ona göre!” diyerek efeleniyordu.
Sinanoğlu”nun bu sözleri tarihi gerçeklerle bağdaşmıyordu!
Atatürk; yıkılmış padişahlık düzeni yerine çağdaş cumhuriyeti kuran bir devrimciydi!
Atatürk; “kula kul olmayı” Anadolu topraklarından silip atan, padişahın kulları olan Türklere, “eşit vatandaşlık” hakkını veren bir önderdi.
Oktay Sinanoğlu, tarihi gerçekleri saptırarak acaba kimlere yaranmak istiyordu?

Oktay Sinanoğlu, yine o “çok bilmiş” tavrıyla şöyle diyordu:
“Sultan Abdulhamit bir karış toprak vermemiştir!”
Sinanoğlu, göz göre göre, yalan söylüyordu!
Tarihi gerçek şuydu: Sultan Abdulhamit, Osmanlı tarihinde EN ÇOK toprak vermiş padişahtı!

Oktay Sinanoğlu, İnsan ve Kâinat dergisine verdiği röportajda şunları söylüyordu:
“Amerika’da meslektaşlarıma Mevlana’nın Mesnevisi’nden ve Gazali’den bir-iki şey anlattım. Adamlar öyle bir meraklandılar ki, ondan sonra bana dört konferans verdirdiler. İşadamları, birinci mevki uçak biletleri gönderip beni ülkelerine davet ediyorlardı.”

Değerli Dostlar,

Ben pek merak ediyorum, Sinanoğlu, Amerikalılara acaba Mevlana’nın Mesnevisi’nden neler anlatmıştı?
Acaba iki kadının bir eşekle, bir kabak yardımıyla, nasıl cinsel ilişkiye girdiğini anlatmış mıydı?
Acaba, Mevlana’nın “Kadın Düşmanı”, “Türk düşmanı”, “Bilim ve Bilim Adamı Düşmanı” olduğunu anlatmış mıydı?
Acaba, Mevlana’nın, tüm Avrupa’nın tanıyıp saydığı bilim adamı İbn-i Sina’ya “Beceriksiz Eşek” dediğini de anlatmış mıydı?
Oktay Sinanoğlu, acaba neden Mevlana ile ilgili gerçek dışı hikâyeleri anlatıp yaymaktaydı?
Amerika ve Avrupa’nın aydınları, Mevlana hakkında bilgi sahibidirler. Mevlana hakkında Amerika ve Avrupa’da birçok kez sempozyumlar düzenlenmiş, özgün bildiriler sunulmuştur. Amerika’nın ve Avrupa’nın aydın çevreleri, Mevlana’nın Farslı bir Gay şair olduğunu çoktan öğrenmişler, değerlendirmişlerdir.

Bir TV kanalının canlı yayınında, Hulki Cevizoğlu’nun sunduğu programa Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ve eşi Dilek Hanım konuk olmuşlardı. Sürekli Sinanoğlu konuşuyor, kendi konusunda uzman eşi Dilek Hanım’a konuşma fırsatı vermiyordu. Bir ara fırsat bulup ağzını açmak isteyen Dilek Hanım’ı Oktay Sinanoğlu;
“Sen sus, boş kafalı!”
Diyerek azarladı!
Hulki Cevizoğlu, bu utanç verici duruma ses çıkarmadı!
(Bu programın videosu hâlâ İnternette bulunmaktadır.)

Değerli Dostlar,

Adı, unvanı, makamı, rütbesi ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin kadının aşağılanmasına asla göz yumamayız!
Sinanoğlu, eşi Dilek Hanım’ı, yüz binlerce izleyicinin önünde, “Boş kafalı!” diye azarlayarak, yalnız eşine değil, tüm Türk kadınlarına hakaret etmiştir!
Kadını aşağılamak, bir Osmanlı tavrıdır!
Türkler, tarih boyunca kadına saygılı olmuşlardır.
Orta Asya’daki birçok Türk devletinde kadınlar devlet başkanlığı yapmıştır.
Orhun kitabelerinden anlaşılmaktadır ki, eski Türklerde kadın; siyasal, toplumsal ve ekonomik alanlarda özgürlüğe sahip bir varlıktır.

Değerli Dostlar,

Kadına değer vermeyen, kadına saygı göstermeyen bir kişi, “Einstein” olsa ne fark eder?

Yılmaz Dikbaş
29 Ocak 2020, Çarşamba
0532 233 31 52

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun