O İki Kelimeyi Söyleyemedim…!

Dilim tutuldu, kalbim kırıldı, başım döndü, yüzüm kızardı, içim içime sığmaz oldu, pelbakan gibi oldum, donmuş gözlerle, donmuş yüzlerle bakar kör oldum, o iki kelimeyi söyleyemedim.

Ayakta duramaz oldum, dizlerimin bağı çözüldü, midem bulandı, yüreğimdeki sızının taşmasıyla deliye döndüm, gözümün önü karardı, adeta dünya dar geldi, ayakta dursam bile yaşamıyor gibi oldum ve o iki kelimeyi söyleyemedim.

Aşk kokan bendim, sevgi dolu bakan bendim, yürek vurgunu yaşayan bendim, Mecnun gibi deli, Ferhat gibi azimli, ölümü göze alan bir divane, avına koşan bir ceylandım, bakıyordum ama görmüyordum, gözlerimi bir noktaya mı diktim, çok noktaya mı diktim, bilmiyordum fakat zaten gözlerim de çukurda kaybolmuştu. Bakmadan, bakar gibi yaparak öylece kaldım, o iki kelimeyi söyleyemedim.

Kalın kaşlarım gözlerimi kapattı, ela gözlerimin feri gitti, bir bebek gibi nazlı yanaklarım soldu, dik dik olmuş damarlarım alnımı çizdi, merdiven olmuş derilerimin altından dertler fışkırır gibi oldu, çatık kaşlarım birbirini ezerken ben, sadece donakaldım ve o iki kelimeyi söyleyemedim.

Ben ki, beyni arşa değen bir yücelik taşırken, erdemin insanoğluna dair kitabını yazarken, canhıraş sevdiğimi haykırırken, keskin ve derin duyguyla bakarken, ölüm için yaşarken ve sırf fedakârlık yapmak için tüm varlığımı heba ederken, o iki kelimeyi söyleyemedim.

Yaşanmış muhteşem anılarımız, kader defterine yazılmış ayrılıklarımız, hiç unutulmayacak an’larımız ve bizi geleceğe bağlayan aydınlanmamız varken, yürek dağlayan ifadelere göğüs germiş bu sol yanım, param parça eden bakışlarını sineye gömmüş, acılarıma sünger çekmiş haldeyken, o iki kelimeyi söyleyemedim.

Durumlar ciddiyken ağladım, güzelken korktum ve korkunçken dağıldım, kirpiklerimden damlayacak yaşlara bile kıyamadım, deftere yazdığım kelimeleri unuttum, dertlere yazdığım acılarımı dilime doladım ve o iki kelimeyi söyleyemedim.

Günü geldi dertleştim, günü geldi haykırdım, sancılarım bir kül gibi göğe çıktı, bir şahin gibi yüreğime saplandı, düştüğümde de uçtuğumda da kendimden geçtim, kendim olmayı beceremedim, evet kendim olamadım ama, senin o cezalı bakışına dayanamadım ve o iki kelimeyi söyleyemedim.

Param parça olmuş kalbimin tamirini beklerken, acılarımın tesellisini beklerken, dertlerime dermen olmanı beklerken, sadece bir gülümseme, sadece bir sevgi cümlesi, beni kalbine gömecek bir güzel söz beklerken, yüreğime atom bombası atılmasını yaşadım ve o iki kelimeyi söyleyemedim.

Kelebek gibi kısa ömürlü ama mutlu, keklik gibi anaç ve yavru umutlu, bir cümlene esir olan, bir bakışına eriyen bu katı yürek, haşin gözlerinde cayır cayır yanarken bile, o iki kelimeyi söyleyemedim.

Kalan yaşamı planlamadım, sensiz yaşamı planlamadım, sevgisiz yaşamı planlamadım, kalbe saplanmış kör bıçak gibi acıyı kabullendim; ama, o iki kelimeyi söyleyemedim.

Derman ilaçlarından teselli bulmaktansa, dert acılarına büründüm; kaderin cilvesinden medet ummaktansa, kederin zulmüne razı geldim; bu ten neden yaratıldı demeden, bu vücut senden koparsa yaşayamaz dedim; çaresiz bırakacağıma, nefessiz kalayım dedim; o güzel ruhunu hissetmeden, varlığıma gerek yok dedim, ama; o iki kelimeyi söyleyemedim.

Kalbimin bir yanı şişmişken, dilime adın düşmüşken, o yüce ruhuna esir olmuşken, varlığımdan varlığına koşmuşken, o iki kelimeyi söyleyemedim.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun