Nükleer Enerjiye Mahkum Muyuz?

Ülkemizde Mersin, Sinop ve Trakya’da kurulması planlanan nükleer santrallerin en ucuz, en temiz, en kolay enerji üreteceği yönünde yapılan reklam gerçekleri yansıtıyor mu?
Gelin söylenenlere yakından bakalım, önce kolayca anlaşılabilmesi için santralin tanımını yapalım.

Uranyum (235U) izotoponun fisyonu (çekirdek bölünmesi) sonucunda serbest kalan enerji bir nükleer reaktörde ısı şeklinde ortaya çıkar. Bu ısıyı elektrik enerjisine çeviren donanım reaktöre eklenerek santral kurulur. 1 Gram uranyum 2,5 ton kömüre eşdeğer enerji üretir. Bu büyüklük nükleer savunucularının temel taşı olagelmiştir. Ülkemizde 50 yıldır tartışması süren bu santrallerin en sonunda kurulma aşamasına gelmesi sırasında yaşanan anlaşmalar, itirazlar, protestolar, mitingler, geri adımlar, dayatmalar ve her türlü çevreci mücadeleleri bildiğinizi varsayarak işin sadece görünen ve görünmeyen yönlerini en basit haliyle karşılaştırmak isterim.

Enerji kaynaklarının sınırlı olduğu savıyla, bir kurtuluş yolu gibi gösterilen nükleer santraller aşağıda söylenen faydaları sağlayabilir mi?

-‘Nükleer enerji ucuzdur!’ 1950’lerde Amerikan nükleer lobisinin ölçülmeye değmeyecek kadar ucuz diye uydurduğu yalana dünyada da inananlar olmuş, ama kendi ülkesinde bile nükleer santraller ancak; federal hükumetin destekleriyle kurulmuştur. Bizim açımızdan bakarsak yerli ve milli olmayan, yakıt, teknoloji ve üretiminde dışa bağımlı olunan bir enerji; asla ucuz değildir. Dış borçların tavan yaptığı ülkemizde parayı yabancı şirketlere, üstelik alım garantisi ve dünya ortalamasının çok üstünde fiyat vererek aktarmak akıl karı mıdır?

-‘Nükleer enerji risksiz, tehlikesiz enerjidir!’ Atomun parçalanması ya da başka atomlarla birleşmesi diyebileceğimiz çekirdek tepkimeleri radyoaktif ışımalara sebep olur. Bu ışımalara maruz kaldığınızda doğrudan hücrelerinizdeki genlere etki eder. Yüksek oranda ışıma olmuşsa; kısa zamanda ölürsünüz, ölmemişseniz kanser olursunuz, çocuk yapabilecek durumda iseniz, çocuklarınız ve gelecek kuşaklarınız bildiğiniz hastalıkların dışında anomali ile doğarlar. Bakın şöyle belirteyim, bir yangından kaçarak kurtulma olasılığınız vardır, ama bir nükleer kazadan kaçarak kurtulamazsınız. Radyoaktif dalgalar beton binalarda bile size ulaşır! Dünyadaki nükleer kazaların sonuçları bazı film ve romanlara konu olsa da genellikle saklanır. (Çernobil kitabını okumanızı ya da 4 bölümlük diziyi izlemenizi öneririm.)

-‘Nükleer enerji çevre dostudur!’ Bakın nükleer santraller enerji üretim aşamasında aşırı ısındığı için su ile soğutulmaları gerekir ki bu da en yakındaki su kaynakları kullanılarak yapılır. Ekosistemlerde bir iki derecelik artış bile, milyonlarca yıldır süregelen canlı yaşamını etkiler. Bu yüzden, balıklar ve sualtı bitkileri zarar görür, hatta yok olur.

-‘Nükleer atıklar sorunsuzdur!’ Bu tam bir yalandır. Nükleer tepkime de çıkan maddeler binlerce yıl tepkimeye devam ederler ve ışıma yaparlar. Bu durumda saklanmaları çok zordur. En iyi depolamanın yapıldığı varsayılsa bile yer sarsıntıları, su sızıntıları ile önceden kestirilemeyen sonuçlarla karşılaşmak olasıdır. Şunu unutmamalıdır ki bir santral kapatılsa bile normal gücünün % 10’u kadar radyasyon üretmeye devam eder.

-‘Nükleer enerji üretirseniz atom silahınız olur!’ Buna ancak kargalar güler, çünkü böylesi bir amaca ancak uzun yıllar boyunca külfetli ve kirli işlemler sonucunda ulaşılabilir. Emperyal güçlerin en basit teknolojiyi bile başkasıyla paylaşmadıkları düşünülürse, nükleer silah söz konusu olduğunda neler yapacaklarını tahmin edebilirsiniz. Enerji amaçlı bir santralde nükleer silah üretilmesine ilgisiz kalabilirler mi?

-‘Nükleer enerjinin alternatifi yoktur!’ Ne yazık ki var olan termik santraller kapasitenin altında çalıştırılarak kaynak israfına yol açmaktadır. Enerji sektöründeki özelleştirmeler ve dışa bağımlı kaynaklar yüzünden halk pahalı enerjiye mecbur edilmektedir. Sık elektrik kesintileri yaratılarak nükleer santral şartı ileri sürülmektedir. Oysaki elektrik iletim hatlarındaki onarım ve iyileştirme çalışmaları ile kayıp halindeki enerji tüketicilere iletilerek neredeyse 2 nükleer santralin üretimi kadar elektrik sağlanmış olacaktır. Güneş, rüzgar, dalga, termal, bor enerji kapasitemizi de göz önüne aldığımızda henüz değerlendiremediğimiz alternatif kaynaklara sahibiz.

-‘Nükleer enerji tarımı, turizmi etkilemez!’ Suyu, havayı kirleten bir santralin çevresinde toprağın temiz kalması düşünülemez. Tarım ürünleri radyasyona maruz kaldıkça, yiyenlerde de kanser vakaları artacaktır. Zamanla toprağın verimi de düşecek, ürünlerin yapısı bozulacaktır. Santral çevresindeki bitki örtüsü de kirlenmeden payını alacak ki insanlar öyle bir yere tatile niye gelsin. Bu durumda yaşanacak sorunların ekonomik boyutu dikkate alındığında yöre halkının da fakirleşeceğini söylemek yanlış olmaz.

Şimdi konuyu bağlayabiliriz, eğer ki nükleer santraller söylenildiği gibi kusursuz olsaydı başta ABD olmak üzere, santrallerini kapatmaya, yenilerini iptal etmeye, hatta projelerine kadar askıya almaya kalkmazlardı…

Fransa, Almanya, İtalya, İsveç, Kanada, İspanya, İngiltere, İsviçre, Avusturya, Filipinler, Brezilya, Çin nükleerden vazgeçerek alternatif enerjilere ağırlık veriyorlar. Rusya yaşadığı faciadan sonra onlarca projesini iptal etti, ama ne acı ki Mersin Akkuyu’da yeni teknoloji diyerek nükleer santral yapıyor. Her konuda olduğu gibi halka, doğaya, bilime, kulağı kapalı bir siyaset yanılmaktan korkmadığını kaç kez kanıtladı. Ancak, nükleer felaketler hafife alınacak türden değildir.

Benim düşünebildiğim ve özetlemeye çalıştığım bu başlıkların çok daha kapsamlıları, sorumluların, ilgililerin, siyasilerin, bilim insanlarının araştırma konusu olmalıdır! Elbette nükleer enerjiye mahkum değiliz!

Teknolojik olarak bizden çok ilerde olan ülkelerde bile nükleer kazalar yaşanıyorsa, bizim yüz kere düşünmemiz gerekir. Vahşi depolama ile yaratılan çöp dağının patlamasını önleyemeyip, insanların ölümüne sebep olanlar, üstelik her işini Allah’a emanet ediyorlarsa, bu ülkeye nükleer santral lazım değildir! Bunca risklere rağmen, itirazlara kulak tıkıyarak santral yapımı için bu kadar ısrar ediliyorsa, anlaşma dosyalarının altındaki banknotlar çoktan birilerinin kasasına girip harcanmış olabilir!

One thought on “Nükleer Enerjiye Mahkum Muyuz?

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun