” – NEYİ SATAR Kİ, BİR ADAM ? ”

NEYİ SATAR Kİ, BİR ADAM ?_
Onu, her sabah, aynı köşebaşında duruyor görenler, ilk bakışta, onun verilmiş randevunun, bir tarafı olduğuna hükmedebilir ……
Nihayet, öyle sanan yada düşünenlerde hiçte, azımsanmayacak kadar, çoktu ….
Kimisi, iş yerinin anahtarını bulamayan bir esnaftır, diye düşünüp, sanmaktan kendini alamadı …
Bazıları, nazik ve şehri bilmeyen bir yabancıdır, diye akıllarından geçirseler de, fikirlerini, kendilerine saklamayı, yeğlediler …
Birileri, yolunu kaybetmiş bir yabancıdır, diye hüküm yürütmekten, kendilerini alamadılar ….
Bazı cin fikirliler, sivil polis diye etiketlemekten, geri durmadılar …
Bunların, hiç birini bilmeden ve kendiyle ilgili gelişme yada fiskoslardan bihaber hallerde dört yol ağzındaki köşeyi kapıp ….
Pürdikkat, geleni, gideni süzen adama ….
Kimileri, tereddütle, kimileri merakla, kimileri şaşkınlıkla, çoğu vurdumduymazlıkla baktılar …
Görmezden gelip, geçenler, üstüne vazife olmayan işlere karışmamayı yada suya,sabuna dokunmamayı …..
Yada selam verip, borçlu çıkma korkusuyla, mesafeli yaklaşanları da, söylemeden edemeye- ceğim …..
Türlü yorum, merak, kaygı yada küçümseme ile, daha çokta meraklılıkla adamla ilgili düşünce,tavır yada eylemde bulunmayanda vardı, elbette, var olmaya ..
Gel gelelim, herkes kendi aklını beğenmişliğiyle …..
Aklı,duyguları, dürtü ve cin fikirleri kendilerini kışkırtan ve soru soranlarda, çok mu çoktu …
Biri ” -Sordum, konuşmadı ” Diye adamı parmakla göstererek …
İtici yüksek sesi ve hoyrat tavrıyla, ağzı olan herkesin konuşmuşluğunda, konuşanda oluyordu, nazikçe selamlayan yada onu yok hükmünde sayan da …..!
Kalabalıktan birisi ;
” – Üstüme vazife değil ama …”. Dedi ve öksürüp gırtlağını temizleyip, sağ elinin baş ve işaret parmağıyla dudaklarını silmeye koyulur edayla ….
Gözlerin kendine çevrili oluşandan derin ve tarifsiz haz duyar hallerde ve edayla, yanındaki meraklı kalabalığı süzerek, aklından geçeni, söyledi …
” – Elinde satacak bir malzemede yok, olmayan neyi satar ki, bir adam .? ”, Dedi ..
Sonra, sessiz ve saygıyla kendini süzen adama baktı…
O, esnada biri fısıldadı kulağına ..
” – Onun işi, Akıl satmaktır akıl …! ”
……Elinde, mal yada malzeme olması, gerekmez ki ?
Akılda malzeme yada bir materyal sayılmalı mı (?) der gibi, dudaklarını şekilden, şekle sokarak, arpacı kumrusu edalarında, lafı, ağzında eveleyip, geveleyerek, düşünme edalarına ve pozlarına bürünen adam..
Merakını yenememişliğin edilgenliğiyle sordu, adeta çenesini omuzuna dayayan cin bakışlı adama dönerek, ters, ters baktı ….
Sonra da, İNSANLARDA MERAK UYANDIRMAYI BAŞARAN, BİZİM, KİBAR, İYİ GİYİMLİ ENDAMLI, NEZAKETİ HER HALİNDEN BELLİ, MERAKLARI KAMÇILAYAN BEYEFENDİYE ,yönelerek ..
Saygılı ama bir o kadar da gerginliğini ele veren ses tonu ve konuşmasıyla, kendini tutamayıp, merakına yenilerek ..
” – Ne satıyorsunuz ? ” Demeden edemedi …
” – Bunu mutlaka öğrenmek mi, istiyorsunuz ? ” Dedi, sukunetle duran bizim beyefendi , hiç mi hiç istifini bozmadan, kibar ama bir o kadar da soğuk ses tonuyla, sordu …
” – Neden ki ? ” Dedi meraklı turşucu edaların da ki beyefendi ……
” -Bedelini peşin ödemeden, mal satın alabilirmisiniz? Mesala simitçiden simiti almaya kalksanız, bedava alıp, yemeniz, mümkün mü ?” , Dedi ….
Merakın’dan içi,içine sığmayan adam, bizim kibar beyefendiyi, için, için haklı bulsa da , sinirlenmekten, gerilmekten kendini alamadı …
Lakin en olgun hallerde davranmaya özenle, işi pişkinliğe vurdu, çenesini kaşıyarak, gülümser hallerde, göz ucuyla adamı süzdü ..
İstemese de, özü bay vermese de, hatta içi cız edip,elleri sinirden tir, tir titrese de, eli cebine gitti ve adamın istediği parayı, hışımla uzatarak bizim şık beyefendiye, verdi …
Bir yandan da kendi, kendine söylenir hal ve edayla, ona seslendi …
” – Buyrun,sizi dinliyorum ….”
Merakları doruğa çıkartan bizim gizemli bey, adeta yolunacak kazın tüylerine uzanan yumuşak elleriyle parayı alıp, sürdürdü konuşmasını, gözlerini, meraklının gözlerine dikerek …
” – Bu kadar meraklı olmayın, fazla merak sağlığa da, ruha da zararlıdır.Mazallah, başınıza olmadık işler ve hatta dertler açar, tıpkı şu anda da olduğu ve birebir yaşadığınız an da ki gibi ..! ”dedi adam ve sustu,parayı koydu cebine.
Geridekiler kıs kıs gülerken bizim ki alı al moru mor olup uızaklaştı oradan …
Kulakların da,hala bizim akıl satıcısının sözleri çınlayarak ..
Arada bir de ..,
” Ders olsun bu sana ahmak meraklı budala ” Diye kendine hakarete varan sözlerle sitem ederek ..
Kendine pahalıya patlasa da merakın diyetini ödemek ona budalalık gelse de yine de işin sonuna kadar gitmenin hazzını çıkartıp, kendini kandırmaya koyularak ,öfkeli adımlarla uzaklaşarak, yürüdü gitti yoluna …
Yürüdü gitti yoluna ..
Kulaklarında adamın sözlerinin çınlamışlığında …
”Fazla merak akla ziyan dır..
Bu kadar meraklı olmayın, fazla merak sağlığada, ruhada zararlıdır.
Mazallah, başınıza olmadık işler ve hatta dertler açar ….
Tıpkı, şu an’da da olduğu ve bire bir yaşadığınız an’da ki gibi ..!
Bire bir,yaşadığınız an’da ki gibi …! ”
Arada birde yinelemeden edemiyor du, asabi ses tonu, ruh halini ele verirken …
” – NEYİ SATAR Kİ, BİR ADAM ?
” – Neyi satmaz ki, senin gibi ahmak meraklıyı yakalamışken sözü de satar, aklı da …
Ayakta düz dü, beş dakika da Beşiktaş yapıp, verdi pabucunu eline..
Sen budalaya da, kala,kala ..
Papağan misali …
Tekrarlamak kaldı …
” – NEYİ SATAR Kİ, BİR ADAM ? ”




Mıualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ


Immenstaad / Almanya , 30 / 07 / 2020

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun