Ne Yapmalı?

Her geçen gün daha da karamsarlaşıyorum ülkem ve geleceğe dair. İnsanlığın öldüğünü gördüğümde, umutlarım da beraberinde ölmüştü.

Niçin yaşıyoruz, dünyaya geliş amacımız biriktirmek mi? Ev al, araba al; sonra daha büyüğünü daha güzelini al… sonrası belli zaten, birkaç kürek toprak. Yerin altındakiler, üstündekileri görseler gülerlerdi; hem de dünyada hiç gülmedikleri kadar.

“Toplumsal travmalar toplumsal ahlakı arttırır.” Kuralı bizim toplumda niçin geçerli değil? Yüzyıl önceki travmanın etkisi bu kadar çabuk mu geçti? Kim unutturdu o günleri? Bugün yaşayanlar o dönemde yaşasaydı, kaç kişi koşardı vatanı kurtarmaya? Asıl sorun, belki de o dönemde. O dönemde savaştan kaçan manda himaye isteyenlerin nesli öyle bir çoğaldı ki bugün toplumun en kalabalık grubunu oluşturuyor. Son delikanlı Büyük Taarruz’da şehit oldu, sözünün gerçekliği ruhumu daraltıyor.

Toplumun en büyük hastalığıdır; bananecilik ve bencillik. Öyleyse, hasta bir toplumun üyeleriyiz. Hastalık öyle bir ilerlemiş ki vücuttan kesip atmak imkansız. Öyleyse ne yapmalı, işte cevabı bulunmayan bir soru! Cevapsızlık karamsarlığı tetikliyor. Toplumun içinde toplumdan farklı bir hastalık ruhumda ilerliyor. Vücut benim ruh toplumun. Ruhum hasta, tedavisi toplumda, toplum da hasta. O halde, iyileşmek  de hastalık.

Öyleyse yalnızlaşmalı, kaçmalı insanlardan; insanların içine. 

Editör olarak bir not eklemeliyim: Bu yazı Twitter hesabı @alpefe58 hesabına ait Mehmet Bey’in yazısını paylaştım. Henüz aramıza katıldığı için kendi hesabıyla artık yazılarına devam edecek, bilginize arz olunur. 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun