Mutluluk İşçileri

Hayatımız boyunca sürekli çalışıp didiniyoruz…

Ah ne muhteşem bir dönem o, 0-6 yaş dönemi her şeyden habersiz, rafta gördüğümüz oyuncağı satın alınsın diye. Yalvarmaları, yakarmaları, diller dökmeleri hatta, ağlamaları saymazsak; oldukça emeksiz geçen (Hayatı öğrenme çabasına verdiğimiz emek değil bahsettiğim..) ve oldukça rahat bir dönem.

Sonra okul hayatı başlar ileride o çok beğendiğimiz, ama hiç ihtiyacımız olmayan ‘anlamsız nesneyi’ alabilmek için derslerimizde başarılı olmamız gerektiği sürekli hatırlatılır… Ama ebeveynler motivasyon teknikleri konusunda oldukça başarısızdırlar (bu da ayrı bir konu).

Hak ettiğimiz daha iyi yaşam hakkını okulda ki başarımız sayesinde, elde edeceğimiz dikte edilip durur (Burası çok tartışmalı, oralara  da hiç girmeyeceğim.), sonra ki Senaryoyu hepimiz iyi kötü biliyoruz.

Hoş geldin iş hayatı; alın teri döken, emekçi kardeşim… Peki hepimizin tek derdi ne? Satın almak, daha çok almak, en iyisini almak, hep almak sürekli almak…

Niye? Çünkü satın alırsak mutlu olacağız. Bunca emek, bunca çalışma ne için? Alışveriş yapabilmek için…

Hiç bana kızmayın beyler, alışveriş sadece kadının arzusu yalanına kendinizi dahi ikna edemezsiniz. Sizde istiyorsunuz, o daha iyi ayakkabıyı ya da elinizdeki telefonun bir üst modelini ya da arabanın daha konforlusunu, daha sessizini daha hızlısını, daha bilmem neylisini… Sanırım işin sırrı bu ‘daha’larda…

Peki nedir, bizi satın almaya bu kadar motive eden o sihirli güç?

Bunun cevabı, mutluluk satıcılarında yani reklam ve pazarlama sektöründe çalışanlarda…

Acaba onlar mı mutluluk işçisi, yoksa biz satın almaya çalışanlar mı, orası da muamma?

Yoksa her iki taraf da işçi mi?

Herhangi bir pazarlama teknikleri sitesine girdiğinizde size, ilk öğretilecek olan müşterilerinizin duygularını nasıl ele geçireceğiniz.

Sevgi.
Güven.
Gurur duyma.
Aile değerleri.
Korku gibi duygularınız, onların ilk hedefleri.
Sonra, duyu organlarınızla hayallerinize ulaşmayı hedefliyorlar.
İşitme.
Görme.
Tat alma.
Koku alma gibi, organlarımıza hitap ediyorlar.

Renkler, sesler ve aklınıza gelebilecek her şey bilinçli seçiliyor. Bu konuda en iyi örnek ise, her yerde kola reklamları olarak veriliyor…

Sıcak havada Buz gibi soğuk kola şişesine dokunup içinizin yanmasını, nasıl söndüreceğiniz konusunda hem görsel hem de sesli, bir şölen izliyoruz.

Her türlü efekt, hayallerimizi ele geçirmek için! Aslında kolayı içmek değil, satın almaktan zevk alıyoruz…

Hiç akılcı olmayan bir sürü nesneyi başarılı bir alışverişmiş gibi, hem kendimize hem çevremize anlatmaya çalışıyoruz…

Aldım ama!?.

Asgari ücretli bir insan maaşının kat ve kat üzerinde bir telefonu, ‘aç kalma pahasına’ alıp sonra da buna mantıklı bahaneler bulmaya çalışması da ayrı ironi.

Kardeşim verilir mi bu kadar para yazık günah.

-Aldım ama çok ihitiyacımdı, şöyle böyle özellikleri vardı. Çok kaliteliydi.

-Yani, yemek yapabiliyor mu mesela? Ya da çay?

Seneler önce dünyanın en görgüsüz ülkesi olduğumuza dair bir haber çıkmıştı karşıma, şimdi anlıyorum ki aslında biz görgüsüz değiliz; sadece 0/6 yaş dönemini aşamamış, duygularını kontrol edemeyen, duyuları çok iyi çalışan mutluluk işçileriyiz…

Eh ne diyelim, Akıl yoldaşımız olsun…

One thought on “Mutluluk İşçileri

  1. İnsanlar mutluuğa ermenin ilk şartını;sahiplenmek olarak algılıyor.Cebinde para da varsa etrafa farklı bakıyor.2 yaşında çocuğa 2 muzdan küçüğünü ver.Elindekine bakmaz.Bizdeki büyüğüne diker gözlerini.Yapımız böyle.Başka bir insanı mutlu ettiğimiz zaman,onların gözlerinin içine baksak daha fazla mutlu olabiliriz.Diğer varlıklara yardım edince daha mutlu olmamız gerekir.-Nasreddin hoca bir köye gidiyor.Ağırlıyorlar.Sohbet edelim diyorlar.Hoca tamam diyor.Ağzını açmıyor.Hoca niye suskunsun deyince”para toplayın konuşayım”diyor.Topluyorlar.Bir sohbet başlıyor,herkes mutlu.Sohbet bitiyor.Hoca”paraları dağıtın”diyor.Soruyorlar”Hocam para istedin verdik.Neden dağıtıyorsun?”Hoca “para vermeselerdi böyle içten dinlemrzlerdi.Dağıttım p para zaten onlarındı.En önemliside;insanın cebinde para olunca daha güzel konuşuyor”İnsanlar paraya tapmasalar Dünya çok daha güzel olur.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun