Mustafa Necati Kültür Evi, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde önemli gelişmeler…

Mustafa Necati Kültür Evi
Başta benim yazılarımı paylaşan tüm takipçilerim Cumhuriyet Halk Partisinin tüm üyelerini, Atatürkçüleri ve Kemalistleri hepinizi kutsal bir göreve davet ediyorum.

Cumhuriyet devrimlerinin fedaisi Mustafa Necati’nin anısını, ülkenin her yerinde yaşatmak Mustafa Necati’nin yaşamı ile ilgili pek çok dosya, makale biriktirdim.

Bu yazılardan derlediğim ve daha 35 yaşında kaybettiğimiz ve onun kaybı ile büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün gözyaşı döktüğü bu büyük kahramanın kısa yaşamına sığdırdığı kahramanlık öyküsü:

Yaşı 25; İzmir ve Balıkesir yöresinde Yunan işgaline Padişah!! Vahdettin’in görevlendirdiği hain Anzavur kuvvetlerine karşı Kuvayı Milliye saflarında savaşıyor.

1920 de Gazi Mustafa Kemal paşamızın kurduğu Büyük Millet meclisine Saruhan Milletvekili olarak girdiğinde yaşı 26, 1925 yılında Şeyh Sait isyanı sonrası kurulan istiklal mahkemesi savcısı olarak görev yapıyor.

Kısa bir süre İmar ve Adliye bakanlığı yaptıktan sonra 1925/1929 yılları arasında yaptığı Milli Eğitim Bakanlığı döneminde yaptığı görevde çok önemli izler bıraktı bugünkü kuşaklara öğretim birliğinin sağlanması, harf devrimi; köy öğretmen okullarını kurdu (ki daha sonra köy enstitülerinin kurulmasının önünü açtı) milletin yeni harfleri öğrenmesi için millet mektepleri modelini oluşturdu, (Bu sayede okuma yazma oranı ülkemizde hızla arttı.

Bu kahraman evladımızın ailesinin bağışladığı ve Mustafa Necati Kültür Evi adının verildiği merkezin adı pek makbul kişiliği olmayan bir şahsın adı ile değiştirilmiş. CHP’li belediyeler, Sayın CHP Belediye Başkanları lütfen bulabildiğiniz her alanda Mustafa Necati kültür evleri açınız.

Ve gerek ilkokullarımız, gerekse orta öğretim okullarımızda onun yaşam destanını anlatacak yayınlar hazırlayın bu kutsal davanın sonuna kadar takipçisi olacağım.

Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde önemli gelişmeler
Önce çok önemsediğim iki gelişmeden söz etmek isterim.

1) Türkiye merkez bankası ile Çin merkez bankası arasında yapılan Swap anlaşması iki ülke arasında yerel paraların kullanılmasının önünü açan bir anlaşma, dünyamızın ABD’den kurtulmanın tek yolu buydu. Ancak ABD dolarına karşı çıkmanın bir bedeli olur bunu göz önüne almalıyız.

Mesela Libya da Kaddafi, “Petrolümü dolar ile değil Avro ile satmak istiyorum” demesi ile başına gelenler hepimizin malumu. Aynı şekilde Irak lideri Saddam, o da “Petrolünü dolar ile satmayacağım” demesinin bedelini sadece kendi canıyla değil milyonlarca ırak halkı ödedi.

2) Supitnik haber (20 Haziran 2020) Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu “Doğu Akdeniz konusunda siyasi ilişkilerimizin kötü olduğu ülkelerle iş birliğine hazırız. Pek çok düşünürün görüşünü aldık, Yunanistan başta olmak üzere herkesle diyaloğa hazırız.”

Türkiye bence Yunanistan ile uzlaşmaya hazır olsa bile Yunanistan buna hazır değil, bu arada ABD Suriye’ye başta Esat ve Eşi olmak üzere pek çok kişi hakkında yaptırım uyguluyor. Bence Türkiye komşusuna bu çok zor gününde yardımcı olmalıydı Türk devletine yakışan budur.

Diğer taraftan Türkiye’nin çıkarları için Mısır ile ilişkilerini düzeltmelidir Mısır halkı Müslümandır ve Yahudi İsrail, Ortodoks Yunanistan ve Katolik İtalya ile aynı cephede olmaktan çok rahatsızdır bence. Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerini düzeltmesi Afrika ile daha güvenli ilişkiler kurmamızı sağlar.

3) Geçtiğimiz günlerde bir haber; Karadeniz’de uçan iki ABD bombardıman uçağına, Türkiye tanker uçakları ile yakıt ikmali yapıldı. Karadeniz’de iki ABD uçağının ne işi var?

Bu uçaklar çok yakınlarında ki pek çok ABD üslerinden kalkmış olabilir. Mesela incirlik, Kıbrıs’taki İngiliz üsleri hatta İtalya’daki üslerde olabilir, fakat bu kadar kısa mesafede benzin ikmaline ihtiyaç duymazlar peki o zaman neden Türkiye’yi bu işe bulaştırdı? Gerekçe basit Rusya’ya bak Türkiye benim yanımda demek istiyor.

Yoksa iki Alman gemisinin tayfalarına fes giydirip Rus limanlarını bombalayan ve bu yüzden hiç hazırlıksız dünya savaşına girmemizden ders alınmıyor mu?

Karadeniz’de Rus-Türk dostluğu sayesinde bir istikrar mevcut, bu da Montrö boğazlar şartnamesi sayesinde. Rusya asla Karadeniz’i bir NATO denizi yapmayacaktır. Bunun için gerekirse nükleer savaş dâhil her türlü savaşı göze alabilir…

Kırım Birleşmiş milletlerde oylandığında ABD ve Türkiye Kırım Ukrayna’na aittir demişlerdi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova “Bizden Kırım’ı almayı göze alan ülke nükleer savaş dâhil her türlü savaşı göze alabilmelidir” demiş ve devam etmişti. “Türkiye hariç, çünkü onlar iç politika malzemesi yapıyorlar.”

Karadeniz iç politika malzemesi olmamalıdır. Boğazlarla birlikte bu deniz Türkiye Jeopolitiğinin vazgeçilmez bir gerçeğidir.

4) Pentagon için hazırlanan Türkiye Raporundan; bu raporun tamamı 276 sayfa. Mehmet Ali Güller bu raporun bazı çarpıcı bölümlerini şöyle özetliyor.
a) Rusya’yı dengelemek için NATO üzerinden sürekli olarak Türk ordusuna angaje olunmalıdır.
b) Milli Savunma Bakanının Türkiye’de giderek artan önemi ve anahtar muhatap rolü dikkate alınmalıdır.
c) Yeni Milli Savunma Üniversitesinin müfredatının geliştirilmesine yardımcı olunmalı ve TSK’nın ABD deki okullara öğrenci/ subay göndermesi teşvik edilmeli.

Zaten ülkemizde yeteri kadar Amerikanperestler var.

Geçmişte bunların karşısına Kemalist subaylar çıkınca ABD’nin derin devleti ordumuzun bu en seçkin subaylarını, Silivri hapishanesine sürdü. Bir de bu işe zavallı bir imamı bahane etti. Ülkemizin insanlarının zekâsı ile alay eder gibi uluslararası ilişkilerde ya Atlantikçi yani ABD’ci olacaksın ya da Avrasyacı…

Her yazar, yorumcu açık ve net tarafını belirtmeli. Ben Avrasyacıyım ancak Tam bağımsız bir Türk vatandaşı olarak ise Kemalist bir yazarım ve Kemalist bir yazar olmaktan her zaman onur duydum. Ve onur duymaya devam edeceğim.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.htm

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun