Muhalefet

T.D.K.’ ya göre Muhalefet:

  1. Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olma durumu, aykırılık.
  2. Karşı görüşte, tutumda olan kimseler topluluğu.
  3. Demokraside iktidarın dışında olan parti veya partiler.

Osmanlı Türkçesi Sözlüğüne göre Muhalefet:

“Muhalefet”, karşı gelmek, zıtlaşmak, kabul etmemek ve hatta düşmanlık yapmak anlamına geliyor.

Bizim kullandığımız alışa gelmiş manası ise, yapılanları beğenmeyip eleştirmek ancak; eleştiri kelimesinin içindeki iyi yönleri, kötü olanlarla birlikte belirtmek muhalefet için geçerli değil.

Bir de değişik bir muhalefet şekli var “kifayetsiz olmanın fark edilmemesi için muhalefet”  ve  Dunning Kruger Sendromu şeklinde bir de açılımı var. Nedir bu Dunning Kruger Sendromu?

“Kifayetsiz olan kendine en çok güvenendir.” Çünkü, cehalet gerçek bilginin aksine bireyin kendine olan güvenini artırır. Cornell Üniversitesi’nde bu çalışmayı yapan iki psikiyatrist, test sonucunda “soruların %90’nını bilen öğrencilerin “%70’ini yapabildiklerini zannettiklerini, soruların %30’unu yapanların ise %70 başarılı olduklarını düşündüklerini söylediklerini” tespit etmişler. Ve sonuçta bu sendromu tarif etmişler: “İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan “yetersiz” kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür! Ancak bu “cahillik ve haddini bilmeme” karışımı, mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. ‘Eksiler’ kariyer açısından “artıya” dönüşür. Sonuçta, “kifayetsiz muhterisler” her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler… Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında “fazla alçak gönüllü” davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler… Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler. Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir. Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler. Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.”

Tanıdık geldi mi? Günümüzün bilgi, ilim, izan fakiri insanlarının makam, şöhret peşinde koşmasının tek izahı cehalet!

“Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Demiş  Sokrat,  nede güzel demiş, Dunning Sendromundan sonra bu söz iyi geldi değil mi?

Konfüçyüs’ün benzer durumlar için söylediği  “Küçük insanlar kişilerle, vasat insanlar olaylarla, büyük insanlar fikir veya davalarla meşgul olurlar.” Sözünü tam da burada hatırlamakta yarar var değerli dostlar.

Aslına bakarsanız muhalefet yapmanın şekli de tartışılmalı. Muhalefet sadece eleştiri yapmak için değil, muhalif olanın onaylamadığını belirttiği durumları “düzeltmek amacı ile değiştirmek” için yapılmalı. Etkili bir muhalefet için önce hangi durumların yanlış olduğunu, neden yanlış olduğunu ve nasıl olması gerektiğini anlatmak gerekli. Muhalefet yaptığı eleştirisinin ardından, elindeki imkânların ne olduğunu, neyi neyin yerine ve nasıl koyacağını anlatarak eleştirisine devam etmelidir. Fikrini, fikrî potansiyelini ve alt yapısını belirterek nasıl yapacağını anlatmalıdır, muhalif. Başkasının neyi nasıl yaptığıyla değil kendi yapacaklarını doğru ifade etmelidir. Fikrini, planını sunmak istemeyen, ancak patent alıp fikrini satma kaygısı çeken tüccar ve sanayicidir. Tüccar veya sanayici zihniyeti ile planlar açıklanmıyorsa eğer; muhalefet edenler ya tüccar zihniyetlilerdir, ya da muhalefet edenlerin ellerinde plan, program, fikir ve imkân yoktur; amaç sadece muhalefet yapmak için eleştirmektir.

Muhalif olmak, “daha iyiye ulaşmak” niyetine, fikrine ve amacına dayanırsa eğer, anlam kazanır. Bu amaçlar söz konusu olmadıkça, yapılan muhalefet, amaçsız bir çabaya dönüşecek ve sonuçta hem muhalif olan kişilerin ve eğer arada doğru bir fikir kırıntısı varsa bunun da dikkate alınmamasına yol açacaktır. Yani yalancı çoban hikâyesindeki gibi…

Son zamanların muhalefet davranışı ise siyasi ve maddi menfaate göre veya zamanın konjonktürüne (!) göre hareket etmek değil de nedir? Bu muhalif davranışların altında yatan amaç, iktidarda olan veya gelecekte iktidar olması muhtemel görülen siyasi parti, iktisadi, akademik merkezlerin ya da kurum ve kuruluşların hoşuna gitmek, yanlarındaki bir makama yerleşmek arzusu ile doğru davranışlardan, ideallerden ve fikirlerinden uzaklaşmak pahasına yapılıyor, bütün bunları yaşıyoruz görüyoruz örnekleri saymakla bitmez, iktidardan hesap soracağız diyenler şimdi eteğinden ayrılmıyor, millete ve seçmenine verdiği sözleri makam ve mevkii için unuttular. Siz bu şekilde temsil edilmek ister misiniz? Ben kendi adıma kabul etmem, kimsenin de kabul edeceğini sanmıyorum.

Daha etkili, daha akılcı ve bilimsel temsil edileceğimiz güneşli güzel günler dilerim değerli dostlar.

Murat AYDIN, 11/11/2020

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun