Mizaha Saygı Duymalıyız!

Halit Sekerci’yi tanımayanlar varsa diye kısaca yazayım.

1939 doğumludur, çok iyi bir inşaat mühendisidir. 1957 yılından bu yana Akbaba dergisinde başladığı karikatürleri her ortamda paylaşır. İnanılmayacak ölçüde yaratıcıdır, herhangi bir haberi, olayı duyduğu anda kafasında oluşmaya başlamıştır çizgileri. Son yıllarda Facebook sayfası üzerinden çizgilerini paylaşıyor. Bazı günler üç-beş karikatür çizdiği bilinir. Bilgisayarında binlerce karikatürü yakın bir zamanda arşiv haline gelecek.

Bugün Halit Şekerci ağabeyim bir karikatür paylaştı. Beğenenler de oldu eleştirenler de. Elbette herkesin beğenme ya da beğenmeme hakları vardır, ama hiç kimse “Yazıklar olsun sana” diyemez.

Yaşı ellinin üzerinde olanlar 80 öncesini anımsayacaklardır. O yıllarda çok eleştirdiğimiz siyasiler dâhil herkes mizaha saygı duyardı. Belki sadece, saygı olmasa bile mizahın gücünü bilirlerdi. Bir mizah yazarına, karikatüriste konu olan kişi bunun toplumsal eleştiri hakkı olduğunu bilir ve hemen saldırıya geçmezdi.

O yıllarda Cumhurbaşkanlarının asla karikatürü yapılamaz kuralı varken; Gırgır dergisinde ve sonrasında diğerlerinde derginin bedeli on Turgut diyerek yan yana dizilmiş, Turgut Özal kafalarını çizerek o güne değin yaşanmamış günleri anımsayanlar çoktur.

Hele 70 öncesinde; bütün siyasi liderlerin şarkıcı, dansöz ve başka birçok şekilde çizilmesi yadırganmaz olaya, sadece mizah olduğu düşünülerek anlayışla bakılırdı.

Biz ne zaman bu kadar anlayışsız olduk, siyasiler o yıllardan sonra değişen yapı nedeniyle tahammülsüz oldular diyelim. Ya bize ne oldu? Olaylara bakarken mizahın o ince zarif yanını görmekten ne zaman vazgeçtik.

Mizah yapan insan diğerlerinden daha özgürdür, yapısı gereği olayları vurgulamak için aslında bir başka sanat olan “yerinde, uygun abartı” kullanma hakları vardır. Kolay anlatılamayacak olayları inceden eleştirerek gözümüze sokmaya çalışırlar.

Bunun karşısında hemen saldırıya ya da savunmaya geçmeye çalışmanın bir anlamı, yararı yoktur. Olaya daha dikkatli bakmamıza yardımcı olmaya çalışan sanatçının, edebiyatçının tek dayanakları izleyicileri, okurlarıdır.
Hiç olmazsa biz okurlar olarak, vatandaşlar olarak sanatçımıza sahip çıkalım, hoşgörü hakkımızı sonuna kadar kullanalım. Unutmayalım, bir sanatçının yetişmesi, toplumda kabul görmesi yıllar alır.

Saygı, saygı, saygı…

***

Editör’ün notu: Twitter’da Karikatürler üzerine yaptığımız bilgi aktarımlı zincir başlığımızı bu güzel yazıya eklemek istedim. Çünkü karikatür sanatı çok değerli. 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun