Mehmet Rauf ve Yazdığı İki Kitabı…

Cumhuriyet öncesi…

Servet-i Fünun ekibinden dikkat çeken yazarımız Mehmet Rauf

İlk psikolojik romanımız Eylül‘ün yazarı.

Yazarımız, Eylül romanında Süreyya’nın karısı Suat ve yeğeni Necip arasında geçen aşk hikayesi üzerinden psikolojik analizler yaparak dönemi için muhteşem bir işe imza atmıştır.
Halit Ziya Uşaklıgil’in etkisi altında yetişmiş olan Mehmet Rauf’un da yasak aşk hikayesini konu alması ayrı bir muamma! Nedir, bu yenge aşkı?

Eylül romanı ile edebiyat alanında büyük bir başarı yakalayan Mehmet Rauf, bu başarısını başka bir roman ile de bertaraf etmiştir..,
Kadınların nüfus sayımında bile sayılmadığı o karanlık yıllar…

II. Meşrutiyet’in ilanının hemen arkasından yazılan, ‘’Bir Zambak Hikayesi’’.

”…bir kere takibe karar verdiğim kadın için elimden kurtulmak mümkün değildir. Neler, ne çareler bulurum, ne vasıtalar kullanırım, bilinse…”

Bir Zambak Hikayesi

                    

40 sayfalık bu eser…
Mehmet Rauf’un hem askerlik mesleğinden atılmasına hem de 8 ay hapis yatmasına sebep olmuştur.

Peki,neydi bu hikayenin özelliği de yazarın hayatı alt üst olmuştu?

‘’Şu fırsatla söyleyeyim ki, zaten karşı karşıya konuşan bir güzel erkekle bir genç ve güzel kadının aşktan ve şehvetten başka bir söz konuşmalarını sahtekârlık addederim.”

Bir Zambak Hikayesi

Hiçbir sanatsal özelliği olmadığı iddia edilen!!!
Eser, tarihimizin ilk pornografik /erotik kitabıdır.

Kadınların sosyal hayatta bulunması gerekliliğine inanan yazarımız, nasıl oluyor da böyle bir hikaye ile çıkış yapıyordu?

Kimileri sanattan anlamayan insanlarla alay edilmek için yazıldığını, kimileri ise Mehmet Rauf un başı boş bohem yaşam tarzının açtığı maddi sıkıntıları aşmak için, böyle bir kitap yazdığını ileri sürer…
Eserin ilk basıldığı dönem imzasız basılması da, belki maddi kaygıları nedeniyle olduğu fikrini doğruluyordur…

‘’Fikrimce,bir kadının güzel olduğunu anlamak için sabahleyin yatağında görmelidir.’’

Bir Zambak Hikayesi

     

Çapkın bir erkeğin kadınları, sadece dokunsal haz olarak algılaması üzerine yazılmış bu kitap, günümüzde dahi kadının bir mal olarak görülmesi sebebi ile de gündemimizden düşmeyecek, bir ilk roman olma özelliği taşımaktadır.

Ve tabi yine bir ‘’yasak ilişki’’ üzerine şekillenen kitap, içeriğinde bekaret, cinsel ilişki, lezbiyenlik, üreme gibi konulara değinmiştir.

Belki de yazarımız dönemine göre, bu cesur adımıyla sonsuza kadar anılmak istemiştir!!!

Mehmet Rauf’un 16 yaşında yazı kariyerine başladığını, yurt dışı görmüş iyi eğitim almış, roman, makale ve hem İngilizce hem de Fransızca çevirilerinin, edebiyatımıza çok büyük hizmetlerinin olduğunu düşünürsek bu anılmayı hak etmiyor mu?

Yani sadece, erotik içerikli bir kitap yazdığı için saygınlığını yitirmiş bir yazar olarak anılması, ona yapılan bir haksızlık…
Serveti-i Fünun ekibinin Abdülhamit döneminin baskıları sebebiyle toplumsal konulara eğilemeyip, sanat sanat için demek zorunda kaldıklarını, unutmamak gerekiyor..

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun