Masal

Hepimize çocukken, bir masal anlatanımız olmuştur. Bende çocuklarımın masalcısıydım. Kızlar yavaş yavaş büyüdüler, dün benim masal anlattığım kızlarım; bugün kendileri masal yazar olmuş. Belki sizlerde masal okumayı özlemişsinizdir düşüncesiyle, sizlerle paylaşmak istedim.

Keyifli okumalar.

Gerçek mi? Yalan mı?

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde,
kalbur saman içinde Kaf Dağı’nın ortasında bir kulübe varmış.
Bu kulübede bir çocuk yaşarmış. Çocuğun adı Mehmet’miş.
Mehmet’in küçük bir bahçesi varmış.
Mehmet bahçesine sığdığı kadar meyve ve sebze yetiştirmeye çalışıyormuş.
Tohumları nereden mi buluyordu?
Tabi ki de çalışıyordu. Hıh.
Bu yaştaki çocuk tek başına ve hem çalışıyor, para kazanıyor.
Topladığı paranın yarısını bahçesine yarısı da okuluna harcıyormuş.
Görsem de inanmam, ya siz?
İşte hikâyemiz burada başlıyor.

Yine her zamanki gibi normal bir günmüş.
Mehmet erkenden kalkıp sebze yemiş (bahçeden).

Bu arada, Mehmet’i hiç kimse sevmezmiş.
O nedenle, Mehmet’in gitmesi için bir plan yapmışlar.
Mehmet okula geldiğinde herkes, dedikoduyu bulup yaymışlar; dedikodu Mehmet’in kulağına kadar gelmiş.
Mehmet bu dedikodudan hem korkmuş, hem de üzülmüş.
Dedikodu ise,
“uzaklarda bir ejderha var.
Bu ejderha ise, Mehmet’in evini yıkacak ve çok sevdiği
bahçesindeki meyve ve sebzelerini yiyecekmiş.”

Evet, Mehmet bu işin olacağından korkuyordu,
ama Mehmet cesur bir çocuktu.
Eve gelince düşündü taşındı.
Ona göre ejderha her an gelebilirdi,
ama aslında öyle bir şey yoktu.
Mehmet, kendine bir çanta hazırlamış.
Ejderhayı durdurmaya gidiyormuş.
Mehmet yola çıkmış ve bir hayli yürümüş.
Çok yorulduğunda ise, yakınındaki bir ağacın altına kurulmuş.

Hava çok sıcak olduğu için ağacın altında Mehmet fazla serinleyemiyormuş.
İşte o anda, oradan geçmekte olan çeşitli kuşlar Mehmet’i görmüş.
Hep beraber konuşmuşlar ve sonunda bir karar almışlar.
Tabi bu olanların hiçbirinden Mehmet’ in haberi yok çünkü, Mehmet uyuyormuş.
Kuşlar, Mehmet’i uyandırmışlar.
Mehmet çok şaşırmış.
Kuşlar, Mehmet’e yardım etmek istiyorlarmış.
Mehmet şaşkınlığını üstünden attıktan sonra, kuşların teklifini kabul etmiş.
Kuşlar, Mehmet’in çeşitli yerlerinden tutmuş ve kanat çırpmaya başlamışlar.
Mehmet, birden havalanmaya başlamış.
Çok şaşkın, aynı zamanda mutluymuş.
Gideceği yer çok uzakmış, e bir de hava çok sıcak olunca bazı kuşlar dayanamamış, teker teker Mehmet’in üzerinden kalkıp gitmişler.
Akşama doğru Mehmet’in üzerinde sadece bir kuş kalmış. O da tabi ki baykuşmuş.
Zavallı baykuş, Mehmet’i uzun süre kendisi taşıyamamış.
O neden ile baykuş da Mehmet’i bırakmış.
Yere düşen Mehmet bayılmış.
O anda, Mehmet’in arkasında bir ejderha belirmiş.
Aman tanrım!
Aslında gerçekten böyle bir ejderha varmış,
ama bu ejderha iyi kalpliymiş ve sekiz başı varmış.
Ejderha Mehmet’i yuvasına götürmüş.

Sabah olduğunda Mehmet uyanmış, gördükleri karşısında az daha küçük dilini yutacakmış, ama aslında dedikodudan az çok biliyormuş ejderhanın varlığını.
Hemen çantasından bir bıçak kapmış ve ejderhaya doğru tutmuş.
Ejderha ağzından ateşler püskürtmüş.
Mehmet’in bıçağı oracıkta erimeye başlamış.
Ardından ejderha son derece yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya başlamış ve ağzından
“korkma sana zarar vermem“
şeklinde bir cümle dökülmüş.

Ejderhanın iyi kalpli olduğunu, kendisine zarar vermeyeceğini anlayan Mehmet, onunla dost olmuş ve ikisi de sonsuza kadar mutlu yaşamışlar.

Köylü çocukları ise kendilerinden utanmışlar. Bu masalda burada bitmişşşşşşş.

Yazan:

Elif Duru AYDIN

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun