Küçük Kadınlar

 Jo, halının üzerine uzanmış, ”Hediyesiz Noel olur mu hiç?” diye söyleniyordu.

Meg , eskimiş giysilerine bakarak içini çekti ve ”Fakir olmak ne kötü!” dedi.

Louisa May Alcott ‘un Amerikan halkının Kölelik ve Kadın Hakları konusunda savaş verdiği yıllar (1868-1869) da ilk kez yayınlanan ‘Küçük Kadınlar’ yazarının kendi hayatından esinlendiği çok ses getiren bir romanıdır.

Mutlu bir ailenin babalarının savaşa gitmesi ile başlayan, yaşadıkları zorlukları ve fakirlikle mücadelesini anlatmaktadır. Mutluluk kavramının zengin ya da fakir olmakla ilişkili olmadığını, kişilerin karakteri ile alakalı olduğunu, bu hikayede ki sımsıcak aile ortamında okuyoruz.

Kitapta ki dört kız çocuğu farklı farklı kadın karakterlerini temsil eder.

Evin en büyük kızı Meg, güzel ve zarif bir hanımefendi,

Jo ise, neşeli ve erkeksi tavırlı hayalperest ve kendi hikayeleri olan bir genç kızdır,

Beth içine kapanık piyano aşığı müzik sever bir karakterdir,

Amy ise resim konusunda yetenekli zengin arkadaşlarına özenen bir kişiliğe sahiptir.

Tabi bu muhteşem kızların derleyici toparlayıcı sevgi dolu bir de anneleri vardır. Kitabı okurken çizilen mutlu aile tablosu ne kadar gerçekçi bilemem.

Bu mükemmel kadınların hayalleri var ve o hayallere ulaşmak uzun çetrefilli yollardan geçiyor. Onlarının verdikleri savaşlardan biri de Meg’in aşk hikayesidir. Tabi bu aşk hikayesi de maddi zorluklardan nasibini alıyor. Halasının şiddetle karşı çıktığı fakir bir gençle ile evlenmek Meg için mutlu sondur. Yazarın bu aşk ile ilgi analizi ise oldukça dikkat çekici.

Eğer gençsen ve birini seviyorsan en sakin huylu kişinin içinde bile bir dik başlılık vardır. March Hala Meg’e John Brooke ile evlenmeyi kabul etmesi için yalvarsaydı, kız bunu düşünmek bile istemediğini söyleyecekti besbelli. Ama ona John’u sevmemesi emredilince, içinde bir isyan kabardı ve hemen o an John’u sevmeye karar verdi. Adama duyduğu sevgi, bu karşı gelme isteği ile birleşince bu kararı iyice kesinleşti.

Çok büyük bir heyecanla alışılmamış bir şekilde yaşlı kadına karşı çıktı. “Ben canımın istediği kişi ile evleneceğim,” dedi, “siz de paranızı istediğiniz kişiye bırakmakta serbestsiniz.”

Küçük kadınlar

Yasak aşklarının neden daha kıymetli olduğunu bu sözlerle açıklıyor. Ülkemizde birçok ilişki ailelerin inatlaşması yüzünden kaçan ve daha sonra mutsuz bir yuvaya kendini mahkum eden gençlik hataları ile doludur. Kendi mesleğini eline almadan evlenen genç kızlar çocuk yaşta verdikleri kararların bedelini bir ömür ödemek zorunda kalıyor. Oysa, gençler özgürce aşkını yaşasa ve kendi hatalarından doğruları ulaşsa, daha sağlıklı bireylerin yetişeceği bir toplum olabiliriz.

Tabi bu hikayede Meg’in annesi ve babası aşklarına saygı duymuş Hala’nın karşı çıkışlarına rağmen Meg, mutlu son yani aşık olduğu adamla evlenmesine onay verilmiştir. Bu açıdan bakıldığında 16 yaşında ki bir genç kızın ne kadar sağlıklı bir karar vereceği de bana göre ayrı tartışma konusudur. Tabi hikayenin en güzel yönlerinden biri de bu evlilik için eğitimlerini tamamlamalarını beklemek ve hayata her anlamda donanımlı başlamak için 3 yıl sonra evlenecek olmalarıdır.

Umutlu olun ve kendinizi meşgul edin.!

Küçük Kadınlar

Mutluluk bir seçimdir!

Fakir de olsanız zengin de olsanız, hayata bakış açınız sizin mutlu olup olamayacağınızı belirler. Yalnız atlanmaması gereken bir nokta vardır ki uzmanlar, günümüz de boşanmalarının en büyük sebeplerin başında parasızlık geldiğini söylüyor. Parasızlıktan boşanan çiftler boşandıktan sonra paraya kavuşuyormuş gibi anlaşılmasın, elbette öyle bir durum yoktur. Maddi zorluklardan bunalan insanlar, fakirliğin acısını birbirlerini yıpratarak çıkarıyorlar.

Asgari ücretle açlık sınırının altında yaşayan insanlar için ‘Küçük Kadınlar’ın hikayesi ne kadar sıcak gelebilir bilinmez; ama birçok konuda topluma yol gösterici olduğu kesin olan bu romanı okumanız, sizin hayata daha pozitif bakmanızı sağlayabilir. Eğer gençlik yıllarınızda okumuşsanız içinizdeki iyilik yapma isteğini bu kitap aşılamış olabilir.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun