Korona Faşizmi

Aile büyüklerimizden birisi hastalandı. Çok severiz ve saygı duyarız. Zaten 20 yıllık yatağa bağlı bir ömür sonu zincirinde 96 rakamını da görmüştür. Yoo öyle rakamlara bakıp sakın yanılmayın. Tepkileri, sohbetleri, kavgaları ve gülüşü ile cilde, rengine, parlaklığına baktığınız zaman 40 yaş daha genç duran bir insan.

Bulunduğu ev kendisi ile 4 kişinin yaşadığı bir ev. Hemen yakınında biz varız. 3 kişi de bizi ekleyin. Dışarıdan gelen ve temas halinde olan en az 3 kişiyi de eklediğim zaman, ortaya etkileşim halinde olan 10 kişi çıkıyor. 60/65 aralığı 3, 50/60 aralığı 3 diğerleri de 40 yaş altı.

Bugün hastane yollarına düştük ve sevgili büyüğümüzü acil servisten giriş yaparak yatırdık. Tomografi görüntüsünde ciğerler buzlu çıktı. Bu görüntü Covid hastalığında 6 aşamalı imiş, bizimki 5 nolu kademede ve vahim durumda. Kan testleri ve diğer kontrollerden sonra, sevk edildiğimiz, Atatürk Hava Limanında yapılmış olan Pandemi Hastanesinin yolunu tuttuk. Her ne kadar testin asıl sonucu 24 saat sonra çıkacak olsa da bu teşhis kondu.

Asıl tartışma, bu sonuçlara ait bilginin yukarıda saydığım kişilere ulaşmasından sonra başladı.

En küçüklerimizin, iletişim devrimi adına yaptıkları saldırılar ile sarsıldık.

Sevgiye yönelik hisler aşırı uçlarda gezmeye başladı. Tavsiye ve talepler konusundaki cümleler sertleşmeye, ısrarlı öneriler artmaya, konuşmalar da çok uzamaya devam etti.

Gerekli testleri yapmamız için karar aldık ve ertesi gün gitme planlarını zaten yapmıştık.

Hiçbirimizde belirti, semptom ya da şüphe uyandıracak bir durum henüz yoktu.

Karı koca 60 metrekarelik bir salonda ve cam açık oturuyoruz. Birbirimize en yakın mesafemiz 3 metre. (Bu durum normal ve sürekli olan yaşam biçimimiz.)

Kızımız evdeki 3 ayrı WC’yi paylaştırdı.

Yatak odalarımızı ayırdı.

Acilen başka odalarda oturmamızı önerdi.

Oğlumuz sigaradan girdi. Olası temas ve bulaşma olasılıklarını açtı.

Eşim kabul edemediği sonucun göz yaşları içerisinde, babası için en yakınları ile sürekli bilgi paylaştı.

40 yerden gelen, 40 sesin, 40 önerinin arasında 40’a kadar sayarak deliye dönmemek için çabaladım.

Kırklar deresinde boğuldum.

Ateşler bastı yüzümü, patlamaya hazır bir yanardağa dönüştüm.

Yüreğime 1 kova su döküp, sakin kalma gayretlerim, bu faşist baskılar yaratan “SÖZDE” iyi niyet çağrıları altında bocalayıp durdu. Genetik kodlarımızda taşıdığımız kötü duyguların fırsat bulup, üste çıktığını görmeye başladım. Koruma duygusu, korku, bencillik gibi duygular “stokin fırtınası” gibi sardı hepimizi.

İletişime çok önem veren, iyi bilen ve uygulayan biri olarak sonunda benim de telefon tellerim koptu. Sesleri ve sinyalleri de duymamaya başladım.

96 yaşındaki hastamızdan diğer 8 kişiye kadar herkes Üniversite mezunu. Üstelik ülkemizin en iyi en saygın üniversiteleri ve bölümlerinden. Aşırı zekalarımız, aşırı sevgilerimiz ile birleşince birbirimizi ne kadar tükettiğimizi fark etmedik bile.

Adını o yüzden Korona FAŞİZMİ koydum.

Her türlüsü insanı yok ediyor, yer yüzündeki bütün çeşitleri akıl tutulması yaratıyor. Acı ve saldırganlık sosları dökülmüş hisler yaratıyor. Kısacası TÜKETİYOR.

Siz, siz olun FAŞİZM’den uzak durun arkadaşlar..

Bu hastalık nedeni ile sizleri çok sevdiğini söyleyenlerin (Yönetenler dahil), yaptıklarını tekrar gözden geçirin. Sessiz kalmayın, fırsat vermeyin. Ev içinde yaşadığımız  olaylar bile bana Faşizmin soğuk yüzünü gösterdi, dondum.

24 saat sonra;

Bütün bireylerin, hastamız dahil test sonuçları “NEGATİF” çıktı.

Şimdi yaşadıklarımız bir tarafta, gerçekler diğer tarafta. Şaşkınlığım ise dipsiz uçurum.

Dereyi görmeden paçaları sıvayanlar, çığlık çığlığa eğleniyor, seviniyor,dans ediyor gibi. Ağıt türküsünde halay çekenlere döndük. Faşizm fırtınası kayboldu, yerini dingin ve sakin suların manzarasında dans eden güneş aldı.

Faşizmin kırıntısının dahi olmadığı her manzara kabulümdür.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun