Korkunç Gerçeklerin Kitabı

Atatürk Türkiyesi’ni
• içinden
• sinsi sinsi çürüterek çökertecek
• dış odaklı sistemlerin nasıl kurulduğunu
• kendini Atatürkçü diye tanıtan
• ya da sananların aldıkları rolleri
• belgelere dayanarak ortaya koyan bu kitap, bir başucu kitabı olmalıdır.

Gerçekleri, başını vatan sevgisiyle dimdik tutan Yılmaz DİKBAŞ yazmıştır:
“ATATÜRKÇÜLER YENİLDİ”!..

• Bilerek ya da bilmeyerek
• bildiklerinde ise, sadece üzüntülerini dile getiren Kendilerini;
• ulusalcı
• milliyetçi
• vatansever
• yurtsever
• laik
• sosyal demokrat
• aydın
• ılımlı solcu, olarak tanımlayanları
“Atatürkçüler üst başlığı altında topladım” diyerek Yılmaz DİKBAŞ’ın başladığı kitabı,
“gerçeklerin korkunç uçurumuna doğru yola” çıkıyor;
• 10 Kasım 1938 saat 09’u 6 geçeden beri
• kör ve sağır, algılama niteliğinden yoksun
• tehlikeyi gördüğünde tedbir almak cesaretini yitirmiş
• sızlanma ve ağlamayı çözüm sanmış
• İkiyüzlülüğü kendisine ve ortamına fazilet diye yutturmuş
• Sırtı okşandıkça vaz geçilinemez olduğuna, hatta dehâsına inanmışların ülkeyi
• kader felsefesine razı edilmiş
• inancını yitirmiş
• uyuşuk bir kitle hâline sokmakta olduklarını açıklamaktadır…
• Ülkenin geleceğinden en yüksek derecede sorumlu sivil ve askeri kuruluşların yöneticileri, başkanlarıyla partiler, milletvekilleri
• Büyük ticarî ve endüstriyel kuruluşların yöneticileri
• ülkenin nefes almasını ve sesini duyurmasını sağlayan basın
• çok sayıda sivil kuruluş kısacası, yönetimleriyle ülkenin bütününden sorumlu kişiler ve kuruluşlar

Türkiye Cumhuriyeti’ni, Atatürk Türkiyesi’ni
• Tarihi
• Kültürü, dil’i
• Gelenekleri ve
• Toprakları ile yok etmek için
• Kafataslarının içindeki beynin işleyiş tarzıyla
• AB’nin de teşvik ve alkışlarıyla
• Atlantik ötesinin akla gelecek her tür yolla ülkenin en akla gelmeyecek köşelerine çöreklenmesine seyirci kalmışlar, göz yummuşlar, kabul etmişler, kabul etmekten gurur ve şeref duymuşlardır; bazıları ise, ağlamakla şereflerini koruduklarını sanmışlardır.

Yılmaz Dikbaş kitabında, tüm bu felâketleri – gerektiğinde İngilizce asıllarını ve öteki bilimsel belgeleri de katarak – açığa çıkarmıştır.

Bu kısa cümle, Dikbaş’ın sıraladığı gerçeklerin yakıcı, yıkıcı, insanlık dışına sürükleyici yüzünü göstermek için yetersizdir; eseri okumak ve başucunda bulundurmak gerekir.

Yılmaz DİKBAŞ’ı tebrik etmek fiili, yaptığı işi ifade için çok zayıf kalmaktadır.

Not: Bilim göstermiştir ki, kültürleri ile evrensel uygarlıkların kökenini hazırlamış olan Türkler, uçurumun kenarına kadar gidip oradan geri dönmesini bilmişlerdir.

Bunun için de genelde, milletvekilliği görevleri, meslek hâline gelmiş vekillerden oluşan, adları yan yana konmuş üç kadar harfin boş ifadesi demek olan partilerden medet umarak değil, partici hisleri ve kişisel çıkarları elin tersiyle itip
• birlik olmakla
• tek güç olmakla
• Uçurumun kenarından döneriz.
Boşuna ikinci bir Atatürk beklemeyelim
• Beklenen Atatürk, birliktelikte, tek güç oluşta vardır.
Ve Atatürk
O birliğin oluşmasını beklemektedir.

Halûk Tarcan
Bilimsel Araştırmacı (CNRS-Paris)
15 Ekim 2012
haluktarcan@haluktarcan.com

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun