Köle Tüccarları

Size bir anımı anlatacağım.
7 Haziran 2020 Pazar günü, İngiltere’nin Bristol kentinde yaşanan bir olay bu anımı size anlatmama yol açtı.
Üniversitede İngiliz arkadaşlarımla sık sık tartışırdık. Onlar Türk tarihine, kültürüne, toplumsal yapısına ve ekonomik durumuna eleştirel yorumlar yaparlar, ben de aynı konularda İngiltere’yi örnekler vererek eleştirirdim. Aslında tartışma değil, uygar bir ortamda görüş alış verişinde bulunurduk demek daha doğru olur. Hiçbirimiz sesimizi yükseltmez, bir birimizin sözünü kesmez, çok ağır eleştiriler yaptığımızda bile asla hakarete varan bir dil kullanmazdık. Hangi konuyu nasıl tartışırsak tartışalım arkadaşlık ilişkimize gölge düşmezdi.
Ben fırsat buldukça, çoğu günü birlik, İngiltere’nin Londra dışındaki kentlerine giderdim. Sabah treni ile gider, bütün gün gittiğim kenti gezer, fotoğraflar çeker, akşam üstü Londra’ya dönerdim.
İşte, bu tür gezilerimden birini, bir hafta sonu Bristol’a yapmıştım.
Bristol, İngiltere’nin Güney-Batı bölgesinde, Avon Nehri kenarında, yüz yıllarca İngiltere’nin en büyük limanlarından biri olmuş bir kentti.
Sabah, Londra’da trene binmiş yaklaşık 2,5 saat sonra zevkli bir yolculuktan sonra Bristol’a varmıştım.
Kenti gezerken bir bronz heykel gördüm. Altında adı yazılıydı: EDWARD COLSTON. Fotoğrafını çektim. Gezerken, bir caddeye ve bir okula da Edward Colston adının verilmiş olduğunu gördüm. İngiliz tarihindeki ünlü askeri, siyasi kahramanların ve sanat insanlarının çoğunun adını biliyordum, ama bu adı duymamış, okumamıştım.
Londra’ya döndükten sonra büyük kütüphaneye gittim, Edward Colston ile ilgili tüm bilgileri öğrendim.

Size çok kısa bir özetle Edward Colston’u tanıtayım:
• 1638’de doğmuş, 1721 yılında ölmüş.
• Batı Afrika’dan erkek, kadın çocuk yaklaşık 100 bin Afrikalı köleyi gemilerle getirip Amerikalılara satmış. Kölelerin yaklaşık 20 bini türlü hastalıklarla seyahat sırasında ölmüş. Ama Edward Colston büyük servet kazanmış.
• Köle ticaretinden büyük servet kazanarak siyasette de ün kazanmış, Bristol’dan milletvekili olmuş.
• Köle tüccarı Edward Colston, Bristol’da okullar açmış, hastaneler kurmuş, hayır kurumlarına büyük bağışlarda bulunmuş, kiliselere parasal yardımlar yapmış. Bu eylemleri ile kendisini bir hayırsever, halk sever olarak göstermeye çalışmış.
• Bristol’a yaptığı hizmetlerden dolayı, 1895 yılında Bristol’un meydanına bronz heykeli dikilmiş.
Değerli Dostlar.
Edward Colston hakkında ayrıntılı bilgi edindikten sonra, ilk fırsatta, İngiliz arkadaşlarımla yaptığım tartışmada konuyu açtım. Onlara özetle şöyle dedim:
“Her ulusun tarihinde kahramanları vardır. Bu kahramanların heykellerini kent meydanlarına dikmeleri de doğaldır. Ancak siz İngilizler, bir köle tüccarının heykelini Bristol’un ana meydanına dikmişsiniz! Yüz binlerce Afrikalıyı, erkek, kadın, çocuk demeden topraklarından söküp koparan, on binlercesinin seyahat sırasında ölmesine neden olan, ama bu yolla çok büyük servet kazanmış bir köle tüccarını yüceltmişsiniz! Bunu vicdanınız nasıl kabul ediyor?”
Arkadaşlarımdan Andrew elini kaldırıp söz aldı ve özetle şöyle dedi:
“Ben, Bristol’luyum. Edward Colston’un Bristol’a yapmış olduğu hizmetleri biliyor musun? Onlarca okul açtı, büyük bir hastane kurdu, hayır derneklerine sürekli yardım yaptı. Dindar bir kişiydi, kiliseye büyük ölçüde destek oldu. Edward Colston’u yargılarken bunları da göz önünde bulundurmak gerekmez mi?”
Andrew’e Bristol’da Edward Colston’un açtığı bir okulun, hastanenin ve adının verilmiş olduğu büyük bir caddenin fotoğraflarını çekmiş olduğumu söyledikten sonra sordum.
“Kendisini hayırsever bir kişi olarak tanıtmış bir kişinin servetini nasıl kazanmış olduğuna bakmayacak mıyız? Ellerinde on binlerce erkek, kadın, çocuk suçsuz kişilerin kanı olan insanlık düşmanı bir kişi; okul kurunca, hastane açınca, papazlara para dağıtınca aklanmış mı oluyor?”
Andrew cevap vermede gecikince diğer bir arkadaş söz alıp sordu:
“Bristol’lu köle tüccarı Edward Colston’u çok ağır sözlerle suçluyorsun, merak ediyorum, Osmanlı’daki köle ticaretinden de söz edebilecek misin?”
Beni sıkıştırdığını sanıyordu, aslında haksız da değildi. Kısa bir cevap verdim:
“Önce İngiltere’deki köle ticaretini enine boyuna konuşup ortak bir görüşe varalım, merak etmeyin, daha sonra Osmanlı’ya da geliriz!”

Değerli Dostlar,
7 Haziran 2020 Pazar günü Bristol’da yüzlerce kişi toplanmış, Amerika’da kara derili George Floyd’un bir canavar polis tarafından öldürülüşünü protesto ederken Edward Colston’un bronz heykelini söküp sürükleyerek nehire atmış!
Merak ettim, acaba İngiliz arkadaşlarım bu olayı izlerken yıllarca önce yaptığımız tartışmayı hatırlamışlar mıdır?
1807’de İngiltere’de, 1808 yılında da Amerika’da köle ticareti resmen yasaklandı.
Peki, köle ticareti gerçekten son buldu mu?
Kölelik hiçbir zaman son bulmadı, biçim değiştirdi, ad değiştirdi günümüze kadar geldi!
Başta ABD ve Batı Avrupa ülkeleri olmak üzere, dünyada “Köle Sömürüsü” sürmektedir.
Her yıl ABD’de, dünyanın en büyük şirketlerinin, holdinglerin adları, ne kadar para kazanmış oldukları yayınlanır. Bunlar, günümüzde köle sömürüsünden en çok para kazanan kuruluşlardır.
Yine her yıl, dünyanın en zengin kişilerinin adları ve sahip oldukları servetin miktarları yayınlanır. Sizler bu listeleri, “Dünyanın En Çok Köle Sömürücüleri” olarak okuyunuz!

Değerli Dostlar,
Peki, Türkiye’de durum nedir?
Son 70 yıldır Türkiye’de işçiler köle gibi çalıştırılmaktadır.
SGK’li bir işçiye verilen asgari (en düşük) aylık ücret 2 bin 374 liradır. Bu ücret, Köle İşçi ücretidir.
Türkiye’de yaklaşık 8 milyon kişi asgari ücret almaktadır. Bu demektir ki, en az 8 milyon Köle İşçimiz bulunmaktadır.
SGK emeklisi bir kişiye verilen ücret ise 2 bin 57 liradır.
Resmi rakamlara göre 9 milyon SGK emeklisi var. Bu demektir ki, 9 milyon da Emekli Köle İşçisi bulunmaktadır.
Peki, Türkiye’de işçi sendikaları yok mu?
İşçi sendikaları var, ancak bunların çoğunun görevi, işçiyi kölelikten kurtaracak yol ve yöntemler aramak değil, iş verenlere, yani patronlara, Köle İşçileri en uygun fiyata pazarlamaktır.

Değerli Dostlar,
Bir de Türkiye’de 10 milyona yakın işsiz insanımız bulunmaktadır. Üniversite mezunu gençlerimiz de bunların arasındadır.
İşsizlerimiz, neden bu duruma düşmüş olduklarını sormaz, kafa yormaz, sorgulamazlar! Sorumluları bulup yakalarına yapışmayı hiç düşünmezler!
Sorgusuz sualsiz asgari ücretle çalışmaya razıdırlar!
Yani bu kişiler “Gönüllü Kölelerdir”!

Değerli Dostlar,
Kölelik Düzeni kökten yıkılmadıkça insanlar özgür ve mutlu olamayacaklardır.

Yılmaz Dikbaş
11 Haziran 2020, Perşembe
0532 233 31 52

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun