Kırmızıda Durmak

İnsan yaşamının türlü evrelerinde olumsuz dönemlerde vardır. Bunu aşmak istemi güçlükler karşısında yorgun düşer, içsel karartı çökeltisinden bıkkınlık doğumu oluşabilir.

Toplumsal bağlamda da sert uyuşmazlıklar yönetsel erkle halk arasında gündeme gelebilir. İnsansal ilişki yoğunsalsa, oluşan yaralar fazla kanamadan, kabuk bağlaması için otanabilir. Dostluk, arkadaşlık, sevgi bağı doğal ilaçtır!

Toplumdaki gönençsizliklerin çözümlenimi de örgensel ilişkilerin örgütlü biçime dönüştürülerek ortadan kaldırılması olanaklıdır.

Baskılar ne denli çok olursa olsun; özgürlükleri yok etmeye yönelen gücün karşısına bireysel eylemle konulacak duruş, kendini olağanüstü konumlandıran MUKTEDİRİ her zaman tedirgin eder. Önce bunun bilincinde olmamız gerekir. 21.Yüzyılda yaşadığını kişi asla unutmamalı.

Cinsel seçiminde, giyimine, dinlediği müzikten, içecek olduğu içkisine, anlamlandırmak istediği yaşam biçimine ‘etik’ adına hiçbir yönetsel gücün- lağıma dönüşmüş tarikat yapılarındaki cüppeli tayfasının-komşusunun- apartman yönetiminin karışmasına karşın suskun kalınmamasının özgüvenini anlağına kazıması zorunluluk durumudur.

Postmodern bir gelecek olarak salgılanan yeni gazın kökeni: Verdikleri her nefesin yalan kokusu artık emekten yana duran, özgür bir yaşamı sonuna dek savunan bireyleri huzursuz etmekte.

Tüm kurgularını dinsel bağ üzerine oturtan; bir ayağı doğunun masalımsı kokuşmuşluğunda, diğer ayağı Batı’nın kan emici sömürgeci güçlerine uzatmış DUYGU EMİCİ siyasal yapısına varlığını sunmuş halkın durduğu çizginin adı KIRMIZIDA DURMAKTADIR!

Geçmiş dönemin sokak jargonundan alıntıyı biçen olarak önümüze koyan arkadaşlar; o meyhane devrimcileri olarak gördüğünüz 70 kuşağı onurlu ve dik duruşun birer önderidir. Her biri en az yaşamlarında 1000 kitap okumuştur. Felsefe, Mantık, Psikoloji, Sosyoloji bilir.

Marx’ı, Engels’i, Lenin’i çok iyi okumuştur. Okudukları her yapıtın her sayfasında da kurşun kalemle kenar notları vardır!

Karacaoğlan’dan günümüze dek gelen ozan-şair soyunu kuşak kuşak bilir!… Her birinde de en az bir dize de hala belleklerinde okunmaya hazır bekler…

Bizim kuşak rakı, şarap içer; Beyoğlu’nda, Kadıköy’de, Alsancak’ta, Ankara’nın birçok sokağında ülke yıkar; yepyeni bir ülke kurardı.

Bizim kuşak sokaklarda afiş asarken kurşunların hedefi oldu. Öldürüldü, yaralandı.

Darağaçlarında can verdi.

Sen ne yaptın?

Adama bu soruyu sorarlar!…

Yarım Kalan Koşu ve Mavilikte Uyanmak adlı yazılarıma alttan gönderme yapan, kendini çok yukarıda, ulaşılmaz, ‘entelektüel’ gören kalem erbaplarına soruyorum: Senin hiç yanında duvara yazı yazarken arkadaşın öldürüldü mü? Okulda, yan yana oturduğun can olarak, yoldaş olarak gördüğün arkadaşının tabutunu omuzladın mı?

Ben abi dediğim, Ankara Devlet Mimar Mühendislik’ te okuyan Nurettin Altaylı’yı 1978 yılında, beyzbol sopalarıyla öldürülüşünün acısını bugün de içimde yaşıyorum.

Ayrımlaşmış yapıyla değil, bütünsellik taşıyan güçle İslamcı faşizan yapıyı aşıp, mafya yapılanmasına teslim olmuş ülkeyi aydınlık geleceğe taşıma olacağını oluştururuz.

Dünya’yı değiştirmek bazen bir masada karşılıklı şarap içerken de başlar. Yazı masasında sabaha kadar yazılan el yazısı bildirgelerde toplumsal örgütlenme adımları atan; güzel insanları incitmeyin.

Biz meyhane kültürünü seviyoruz. Karşı çıkan arkadaşlara iyi beslenmeleri için keçi sütü ile beslenmelerini öneririm!

Bugün önümüze konulan kırmızı çizgiyi aşmak için yürümek üzere okuma yapıyoruz! Ya siz ne yapıyorsunuz?

Anıl Güven

14 Mayıs 2021, Wiesbaden-Almanya

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun