Kırmızı

Kırmızıdan bahsetmek istiyorum. Diğer renklere göre, hayatımıza daha fazla salça olmuş vaziyette. Salça olmak derken yanlış anlaşılmasın, Ay Yıldızlı‘mdan ötürü severim Kırmızı‘yı.

Psikoloji; Kırmızı‘yı, sıcak, aşk, kan, şehvet, heyecan ve agresiflik gibi kavramlar ile ilişkilendiriyor. Öfke kontrolünü yapamayan insanların bu renkten uzak durması tavsiye ediliyor. Son zamanlarda işlenen kadın cinayetleri düştü aklıma birden. Katiller kırmızı mı giymişti? Ya da kurbanlar kırmızı giyerek katillerin içindeki canavarı mı harekete geçirmişti? Boğaları matadorun elinde salladığı kırmızı bez parçası mı sinirlendiriyor? Hayır çünkü boğalar renk körüdür. Matadorun salladığı bez parçasına sinirleniyor.

Kırmızı güllerin göz alıcı güzelliğini, kırlardaki gelinciklerin dikkat çekiciliğini gözümde canlandırınca, rengin masum olduğuna karar veriyorum.

Nişan törenlerinde yüzüklere bağlanan, okumaya yeni geçmiş çocuğun yakasına takılan, hediyelik altınlara iliştirilen kırmızı kurdeleler her daim uğuru ve kısmeti temsil eder ve kötü ruhların şerrinden korunma sağladığına inanılıyor.

Gelinlerin beline bağlanan kırmızı kurdele evlenen kız gittiği yerde zorluklara katlansın temennisiyle takılan bir şaman adetidir. Hani bekaret simgesi denilir ya halk arasında öyle değil.

Kadim gelenekleri unutup her şeyi namusa ve cinselliğe bağlayan yobazistan bir topluluk haline geldiğimiz için, gelinin belinde kırmızı kurdele olmazsa namussuz bakire değil denilecek.

2009 global krizin küçük esnafı teğet geçmeyip oylum oylum oyduğu yıldı. 2000 yılına girerken defol 2009 demiştim. Büyük konuşmuşum. O gündür bu gündür ulus olarak inişteyiz, halen dibe varamadık. Bir dibe varsak ayaklarımızı yere vurup düştüğümüz çukurdan çıkacağız. 2020’ye Covid19 imza attı akıllandım defol demiyorum. Neyse ben Kırmızı‘ya geleyim. Efendim yılbaşında kırmızı iç çamaşırı giymek o yılı mallı mülklü paralı pullu uğurlu bir şekilde geçireceğimiz anlamına geliyor. Nereden çıktı bu diye araştırdım. Tabi ki altından kapitalizm çıktı.

Amerikalı bir iç çamaşırı satıcısı olan Henry George 1956 yılında iflas etmiş. George, kadınların sutyen ve külotları takım olarak kırmızı renkte alırken, tek külot alanların sadece siyah ya da beyaz renkleri tercih ettiklerini fark etmiş. Çalışanlarıyla bir toplantı düzenleyen George, kırmızı külotları satmak için bir strateji geliştirmiş. George, yılbaşından bir hafta önce üç yıldır satamadığı kırmızı külotları yakın çevresindeki kadınlara hediye etmiş ve bunun onlara şans getireceğini söylemiş. 31 Aralık günü George’un deposunda kalan kırmızı külotların hepsi tükenmiş ve kırmızı külotların kulaktan kulağa şans getireceği yayılmış.

Bakın burası çok önemli 🙂 kırmızı külot asla ve asla pantolon üzerine giyilmeyecek. Pantolon üzerine giyilirse çok pis uğursuzluktur. 1999’u 2000’e bağlayan yılbaşında hangi siyasetçiler pantolon üzerine kırmızı külot giydi de uğursuzluklar gitmiyor ülkemizden?

2021’de; dövülen, yakılan, vurulan, tecavüze uğrayan kadınların acısı kızgın şiş gibi dağlamasın yüreğimizi. Çöpten yiyecek arayan insanların, market önlerinde kahvaltılık isteyen çocukların göz yaşları damlamasın içimize.

Bir müzik çalınsın kulağımıza, nereden geldiğini bilmesek de, imge okyanuslarında ruhumuz dinlensin.

İyi yıllar.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun